AFGAN İŞÇİ VE PINAR GÜLTEKİN DAVALARINI TBMM GÜNDEMİNE TAŞIYAN EKMEN: HERKES İÇİN ADALET İSTEDİ
14.02.2025
DEVA
Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen, yargı sisteminde yaşanan
sorunlarla ilgili TBMM Genel Kurulu'nda konuştu.
Cumhurbaşkanı
Erdoğan tarafından yargı reform paketlerinin açıklanmasına rağmen sorunlara çözüm
bulunmadığını söyleyen
Ekmen, adaletin sağlanması için her bir olayda adalete ihtiyaç duyulduğuna
vurgu yaptı. Ekmen, mülteci cinayetleri ve kadın cinayetleri gibi vahim
olaylarda yargının duyarsız kalmaması gerektiğini belirterek, “kadın
cinayetlerinde haksız tahrik, iyi hâl ve benzeri indirimlerle âdeta şiddeti teşvik
eden uygulamalara karşı bu dava tiplerinde gerekirse yasal olarak ortadan kaldırılmasını
talep ediyoruz” dedi.
DEVA
Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, yargı
sisteminin yaşadığı sorunlarla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) değerlendirmelerde bulundu.
TBMM Genel Kurulu’nda konuşan Ekmen, Pınar Gültekin'i katleden Cemal Metin Avcı
hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası Yargıtay tarafından
bozulmasına tepki gösterirken,
Zonguldak'ta, çalıştığı ruhsatsız maden ocağında fenalaşan ve daha sonra ormanda
yakılmış halde cesedi bulunan Afganistan uyruklu Mohammad Nourtani'nin yaşadığı
vahşi olayı hatırlattı.
BÜYÜK SÖZLERDEN ÖNCE KÜÇÜK OLAYLARDA ADALETE İHTİYAÇ VAR!
Yargısal
reform paketlerinin açıklanmasına rağmen sorunlara çözüm bulunmadığını söyleyen Ekmen, “Gün geçmiyor ki bir yargısal fecaatle karşı karşıya
kalmayalım. Sayın Cumhurbaşkanı Yargı Reformu Stratejisi'ni açıkladı ama bizim
büyük büyük sözlerden
önce insanların hayatını
altüst eden küçük olaylarda ciddi bir adalete ihtiyacımız var” ifadelerini
kullandı.
MÜLTECİ CİNAYETİNDE DUYARSIZLIK OLMAMALI!
Zonguldak'ta,
çalıştığı ruhsatsız maden ocağında fenalaşan ve daha sonra ormanda yakılmış halde
cesedi bulunan Afganistan uyruklu Mohammad Nourtani'nin yaşadığı vahşi olayı hatırlatan Ekmen, “Bu konu kamuoyunda büyük bir infial
yaratmıştı. İddianamede aynı şekilde iştirak hâlinde kasten adam öldürme suçundan dava açılmıştı ancak geçtiğimiz
hafta esas hakkındaki mütalaa bilinçli taksirle adam öldürme üzerinden verilmiştir. Şüphesiz,
Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan her bir kişinin canı bu
devletin namusuna emanettir. Ancak çok zor şartlarda Türkiye'ye gelmiş, mülteci
hâline gelmiş ailesinin ve kendisinin hakkında vatandaşlıktan kaynaklı herhangi
bir yasal koruma statüsü dahi olmayan birisinin bu muameleye maruz kalması, Türk
vatandaşlarının maruz kaldığı birçok haksızlığın yanında kişinin mülteci olmasından
kaynaklanan bir duyarsızlık olarak vicdanlı insanlarda kaygı ve tepki yaratmıştır.
Bilerek bir insanı yakan, yaktığı cesedi gizleyen, bunun için büyük bir çaba
sarf eden, ‘adamın kimliği yok, zaten Afgan; yakalım
gitsin’ ve sonra da ‘yaktık
biz onu’ diye tutanaklara geçecek şekilde
beyanları olan bu kişiler hakkındaki soruşturmanın bu şekilde tamamlanmaması gerekir.
Ümit ediyoruz ki yargı,
hakkaniyet ve adalet açısından vazifesini yapar” değerlendirmesinde bulundu.
İYİ HAL VE BENZERİ KARARLAR ORTADAN KALDIRILMALI
Muğla’da vahşi bir şekilde katledilen Pınar
Gültekin davasında Yargıtay’ın vermiş olduğu
bozma kararına da tepki gösteren
Ekmen, şunları kaydetti; “Pınar Gültekin
davası hakkında Yargıtay’ın ilgili dairesinin vermiş olduğu bozma kararı infial
yarattı. başsavcılık itirazda bulundu ama biz artık neredeyse münferit olmaktan
çıkan bu uygulamaların kadın cinayetleri açısından sistematik sonuçlarını görüyoruz. Pınar Gültekin'in önce boğulmaya çalışılmasının, cenin
pozisyonunda varile konularak yakılmasının, sonra üzerine beton dökülerek kaldırılmasının nasıl
canavarca hisle işlenen bir fiil değil de normal bir öldürme fiili olarak tanımlandığını anlamakta
zorlanıyoruz. Artık bu kadın cinayetlerinde yargı faaliyetleri ile haksız
tahrik, iyi hâl ve benzeri kararlarla âdeta şiddeti teşvik eden uygulamaların,
bu imkânların bu dava tiplerinde yasal olarak ortadan kaldırılmasını talep
ediyoruz. belirli dava tiplerinde iyi hâl ve benzeri uygulamaların hatta haksız
tahrik uygulamalarının daha sıkı bir denetime tabi olması hususunda bir yasama
faaliyetine ihtiyaç varsa bunu yapmamız gerektiğini düşünüyoruz.”