EKMEN: Sırrı Süreyya Önder’in ölümü hepimiz için çok büyük bir kayıp
04.05.2025
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve
Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, katıldığı programlarda Sırrı Süreyya
Önder’in vefatına ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve Serbestiyet'te bir yazı
yayınladı. Ekmen, Önder’in yalnızca siyasi değil, insani ve toplumsal açıdan da
eşsiz bir değer olduğunu ifade etti.
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı
ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, katıldığı programlarda Sırrı Süreyya
Önder’in vefatına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İletişimin, sıcaklığın ve cesaretin
sembolüydü
Sırrı Süreyya Önder'in vefatının
zamansız olduğuna değinen Ekmen, “Öncelikle başımız sağ olsun. Hepimiz için,
memleketimiz için ve bu sorunun çözümü üzerinden pozitif yönde etkilenecek
bütün halklar için çok önemli bir kayıp oldu. Sırrı Süreyya’yı 62 yaşında ve
bugün değil, 85 yaşında 20 yıl sonra da kaybetseydik bizim için çok önemli bir
kayıp olurdu çünkü kendisi varlığıyla her zaman bütün ortamlarda iletişimin,
sıcaklığın, sempatikliğin, pozitifliğin ve tabii ki cesaretin sembolü bir
isimdi. 2013’ten bu yana çok farklı vesilelerle birçok kez bir arada bulunma,
görüşme, konuşma ve kendisinden faydalanma imkanı buldum. Böyle yakın
iletişimde olunca da vefatı ayrı bir hüzün yaratıyor” açıklamasında bulundu.
Siyasi tarih ve çatışma çözümünde eşsiz
bir tanıklık taşıyordu
Ekmen, “Bir insan olarak adeta yaşayan
kültür mirası katkılarından bağımsız, içinde bulunduğumuz süreç itibariyle de
önce hastalığı, bugün vefatı bizde büyük bir burukluk ve üzüntü yarattı. Yeri
kolaylıkla doldurulabilecek bir insan değil. Bu tip süreçler açısından yaşayan
bir siyasi tarihti. 2012'de dahil olduğu barış süreçleri için yaratılmıştı
adeta. İnsanların eğitimle edindiği iletişim, müzakere, arabuluculuk
yetenekleri ona Yaradan'ın bir armağanıydı. Şimdi, gergin ortamları kim
yumuşatacak? Tıkanmış süreçleri kim açacak? İngiliz anahtarı gibi kimin
elindeyse onun işini görecek cümleleri kim üretecek? Ya da aynı kelime veya
cümleyle menfaat çatışmalarını giderecek yeni Hermes kim olacak? Çatışma
çözümü, bu görüşmeler ve müzakereler üzerine çok büyük bir müktesebatı,
tanıklığı vardı. Keza doğası gereği bir iletişim dehası, müzakereci ve
arabulucuydu. İnsanlar bu nitelikleri elde etmek için özel eğitimler alırlar
ama bu Allah’ın ona bir lütfuydu” dedi.
Doğallığıyla her mahalleyle bağ
kurabilen biriydi
Sırrı Süreyya Önder'in nasıl bir insan
olduğunu anlatan Ekmen, “Pratikliği, espri yapmasına bile gerek olmadan gülümsemesiyle
çok sert, gerilimli ve sıkıntılı anları dahi rahatlatan bir insandı. Bu yönüyle
kendisini çok arayacağız. Bir başka özelliği de Türkiye’deki bütün mahalleler
için; sekülerler, dindarlar, milliyetçiler, Türkler, Kürtler, Aleviler,
Sünniler… bütün mahalleler için yine kendi doğasıyla yapmacıklık, sıradışılık olmadan
iletişim kurabilen bir insandı. Onunla iletişime girdiğinizde sizin sosyolojinizle, tarihinizle, inanç ve
kültürünüzle kolaylıkla bağ kurabiliyordu” ifadelerini kullandı.
Barışa olan inanç, Önder’in şahsında
görünür hale geldi
Hastane sürecini de değerlendiren
Ekmen, “18 gün boyunca kaldığı hastane, adeta bir modern zaman evliyasının
yatırına döndü. Her kesimin, herkesin akın ettiği hastanenin kafeteryası barışa
hasretin dillendiği bir agora oldu. Umutlu bir bekleyişin mekanına dönen
kafeterya sohbetleri bir köyün meydanı, Anadolu'da bir kıraathanenin önü, yitik
bir irfanın peşinde koşanların divanı oldu. Bir Alevi ile onun deyişleriyle,
bir Sünni ile onun inandığı ayet ve hadislerle, bir inançsızla onun felsefi
düşüncesiyle kolaylıkla irtibat kurabiliyordu ve büyük bir entelektüel
kapasiteye sahipti. Elbette bütün ölümler zamansızdır, elbette Sırrı Süreyya
Önder’in ölümü ne zaman olursa olsun bizim için zamansız olacaktı ama şimdi bir
sürecin içindeydik. İlginç olacak ama ölümüyle de sürece hizmet etmiş oldu.
Sırrı’nın hastanede yattığı günlerde her kesimden insan hastaneye akın akın
gittiler. Bana göre onun duruşunu, kimliğini, kişiliğini aşan bir ilgi oldu; bu
da süreçle ilgiliydi. Bu ilgi aynı zamanda barışa, çözüme, ortak geleceğe dair
inancın da bir dışa vurumuydu” dedi.
Yarım kalan şiiri tamamlamak hepimizin
sorumluluğudur
Meclis anısını paylaşan Ekmen, “Asaf
Halet Çelebi’nin İbrahim şiirini okumaya sürem yetmeyince şöyle tamamlamıştı
Başkanlık Kürsüsü'nden şiiri: “Ben ki zamansız bahçeleri kucakladım/ güzeller
bende kaldı/ İbrahim/ gönlümü put sanıp kıranlar kim” demiş ve eklemişti:
“Dalları yeşermeyenlere gelsin". Şimdi, onun eksik kalan son şiirini
tamamlama, yarım kalan barış çabasını yeşertme borcumuzu ödeme zamanı"
ifadelerini kullandı.
Mehmet Emin Ekmen'in, Serbestiyet'te
yayınlanan Sırrı Süreyya Önder için kalema aldığı yazıyı okumak için:
https://serbestiyet.com/yazarlar/bedenini-barisa-yatirdi-206428/