Ekmen’den orman yangınları hakkında basın açıklaması
28.07.2025
DEVA Partisi
Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Türkiye Büyük
Millet Meclisi’nde basın toplantısı düzenleyerek Türkiye’de son dönemlerde
meydana gelen yangınlarla ilgili konuştu.
Kaç yangın
daha çıkmalı, kaç can daha yitip gitmeli?
Ekmen, “Sözlerime şu soruyla başlamak
istiyorum: Kaç yangın daha çıkmalı, kaç can daha yitip gitmeli? Akdeniz
havzasında, orman yangınları açısından en riskli ülkelerden biriyiz. Ne yazık
ki, tıpkı depremlerde olduğu gibi, yangınlara karşı da gerekli önlemlerin tam
anlamıyla alındığını söylememiz mümkün değil. Yanıp kül olan ormanlarımızla
birlikte, o ormanlarda yaşayan binlerce canlının, bitki türlerinin ve doğayı
korumak için elindeki sınırlı imkânlarla mücadele eden gönüllülerimizin,
emekçilerimizin de kaybını yaşıyoruz. Ekipman eksikliğine, teknik desteğin
yetersizliğine, zaman zaman eğitimsizliğe rağmen bu felaketin içine korkusuzca
koşan herkesi rahmet ve minnetle anıyorum. Eskişehir’de çıkan yangına müdahale
ederken 5 orman işçimiz ve 5 AKUT gönüllümüzü kaybettik: Sercan Utmi, Hilmi
Şahin, Eyüp Dereli, Tolunay Kocaman, Enes Kızılyel, Muharrem Can, İlker
Onarıcı, Tekin Enes Sarıyıldız, Bayram Eren Arslan ve Alperen Özcan. Bursa’da
ise orman yangınına müdahale ederken kalp krizi geçiren itfaiye eri Ramazan
Şaşkın’ı kaybettik. Yine Bursa’da, Ağlaşan Köyü’ne su taşıyan tankerin uçuruma
sürüklenmesi sonucu, Bolu’dan desteğe gelen Kazım Bayrak, Mehmet Şimşek ve
Ahmet Demir’i yitirdik. Hepsi bu ülke için, başkalarının hayatını kurtarmak
uğruna kendi canlarını feda etti. Bu kıymetli insanlara Allah’tan rahmet;
geride kalan ailelerine, yakınlarına ve sevenlerine sabır ve başsağlığı
diliyorum. Biz bu değerli insanlara ‘kahraman’ diyoruz. Ancak ne yazık ki
geride kalan aileleri için Sosyal Güvenlik Kurumu’nun emeklilik dışında
kapsamlı bir desteği bulunmuyor. Oysa bu insanlar, ülke için canını ortaya
koymuş kişiler. Orman yangınlarında hayatını kaybedenlerin yakınlarına yönelik
özel sosyal programlar geliştirilmesi, maddi destekten psikolojik desteğe kadar
sürdürülebilir bir sistemin kurulması gerekiyor. Kahramanlık sadece anılarda
değil, sosyal politikada da karşılık bulmalı” diyerek yangınlarda hayatını
kaybeden kişilere başsağlığı diledi.
Yangınların
nedenleri araştırılmalı
Ekmen, “Peki bu yangınlar gerçekten
sadece iklim değişikliği, ihmalkârlık ya da bilinçsiz vatandaşlarımızın
hataları yüzünden mi çıkıyor? Yoksa işin arka planında maden, turizm
yatırımları ya da bazı organize uygulamalar mı var? Toplumun aklındaki bu soru
işaretlerinin artık net bir şekilde giderilmesi gerekiyor. Gazeteci Yusuf
Yavuz’un araştırmaları, 2012–2022 yılları arasında orman yangınlarının çıktığı
bölgelerle maden ruhsatı verilen alanların büyük ölçüde örtüştüğünü ortaya
koyuyor. İzmir, Uşak, Manisa, Bursa, Kahramanmaraş, Karabük, Hatay ve Mersin
gibi illerdeki eşleşmeler dikkat çekici. Eğer bu yangınlar gerçekten de maden
faaliyetlerini kolaylaştırmak veya direniş göstereceği varsayılan köylüleri
bölgeden uzaklaştırmak amacıyla çıkarıldıysa, bu açık bir insanlık suçu, büyük
bir vahşettir. Bu nedenle konuyla ilgili Cumhuriyet Başsavcılıklarının derhal
harekete geçmesi ve iddiaları titizlikle incelemesi gerekmektedir. Ben de bir
milletvekili olarak bu konuda bir soru önergesi vereceğimi ve gelen resmi yanıt
doğrultusunda suç duyurusunda bulunacağımı kamuoyuna açıkça ifade ediyorum”
dedi.
Yangınlarda
ihmaller ve iddialar
Mersin ve Antalya valiliklerinin resmî
açıklamalarına baktığımızda, enerji nakil hatlarının ciddi bir risk oluşturduğu
açıkça görülüyor. Bu hatlar sadece yangınlara sebebiyet vermekle kalmıyor, aynı
zamanda müdahaleyi de zorlaştırarak orman yangınlarıyla mücadelede ciddi
zafiyet yaratıyor. Eğer bu hatların yenilenmemesi veya bakımının yapılmaması
nedeniyle yangınlar çıkıyorsa, sorumluluğun ilgili enerji şirketlerine ait
olduğu açık. Özel yasal düzenlemelere rağmen bu alandaki denetimlerin yetersiz
kalması ve altyapı iyileştirmelerinin yıllardır ihmal edilmesi kabul edilemez.
Bu konuda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Alparslan Bayraktar’ın
ivedilikle harekete geçmesi gerekmektedir. Yangınların çıkışıyla ilgili bir
diğer ciddi iddia ise terör örgütleriyle ilgili. Özellikle bazı sosyal medya
paylaşımlarında orman yangınlarının terör amaçlı çıkarıldığı öne sürüldü. Ancak
bu tür iddialar, teyit edilmeden yayıldığında toplumda korku ve infiale yol
açabiliyor. Bazı bölgelerde, araç plakalarına bakılarak vatandaşların hedef
alındığına dair haberler kamuoyuna yansımış durumda. Bu, açıkça toplumsal
barışı tehdit eder bir tabloyu işaret ediyor. Bu nedenle Dezenformasyonla
Mücadele Birimi’nin Başkanı Sayın Furkan Torlak ve İçişleri Bakanı Sayın Ali
Yerlikaya’nın derhal sosyal medyada yayılan, doğrulanmamış ve provokatif
içeriklerle ilgili daha etkin bir çalışma yürütmesi elzemdir. Öte yandan,
Bursa’da FETÖ bağlantılı bir kişinin yangın çıkardığına dair açıklama ise
ciddiyetle soruşturulmalı ve kamuoyuna şeffaf bir şekilde bilgi verilmelidir.
Akdeniz
ülkelerine kıyasla Türkiye geride
Ülkeler arası karşılaştırmada bulunan
Ekmen, “Ülkemizin dört bir yanı yanıyor. İzmir’den Bursa’ya, Karabük’ten
Hatay’a, Mersin’den Antalya’ya, Ankara Eymir Gölü çevresinden Kocaeli’ye,
Uşak’tan Kahramanmaraş’a kadar pek çok bölgede, yaz aylarından bu yana orman
yangınlarıyla mücadele ediyoruz. Şimdiye dek yaklaşık 15 bin futbol sahası
büyüklüğünde ormanlık alanımızı kaybettik. Peki, bu tabloya rağmen neden hâlâ
bütünleşik bir yangın eylem planımız yok? Neden afet eylem planlarımız 10
yıldır güncellenmiyor? Orman Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı bir yangınla
mücadele planı mevcut, ancak bu plan ne AFAD ile ne büyükşehir ve ilçe
belediyelerinin itfaiye teşkilatlarıyla ne de Türk Silahlı Kuvvetleri veya
emniyet birimleriyle koordineli ve entegre bir yapıda değil. Oysa Akdeniz ülkelerinde,
yaklaşık 81 milyon hektar orman ve maki alanına sahip ve bu da toplam bölgenin
%9,4’üne denk geliyor. Türkiye ise bu bölgede orman varlığı en yüksek
ülkelerden biri: 17,5 milyon hektar ormanlık alanımız var. İspanya 17,8 milyon,
İtalya 4,2 milyon, Yunanistan ise 3 milyon hektar civarında. Ancak afet
yönetimi ve personel gücü kıyaslandığında tablo oldukça çarpıcı. Yunanistan’ın
orman alanı bizim altıda birimiz olmasına rağmen 18 bin personeli var. İçişleri
Bakanımız Sayın Ali Yerlikaya’nın verdiği bilgiye göre bizde 25 bin personel
bulunuyor. Oysa orman varlığına göre orantılı bir kadro kurulsaydı, bu sayının
en az 120 bin olması gerekirdi. İtalya, orman alanı bakımından bizim beşte
birimiz olmasına rağmen 35 bin personelle çalışıyor. Yunanistan 2.1 milyar Euro
bütçeyle; hava ve karada erken müdahale, sürdürülebilir planlama ve eğitimi
kapsayan bir eylem planı bulunmaktayken bizim de en az 10 milyar Euro
bütçemizin olması lazımdı. Ancak bizim bütçemiz faize, kur korumaya ayrılıyor”
dedi.
Bütünleşik
eylem planı hemen oluşturulmalı
Ekmen, “Tüm bu tablo açıkça gösteriyor
ki Türkiye'nin orman yangınlarına karşı hâlâ bütünleşik, çok aktörlü ve bilim
temelli bir ulusal eylem planı bulunmuyor. Oysa yangınları yalnızca bir ‘afet’
olarak tanımlayıp geçemeyiz. Bu mesele, artık sadece çevresel değil; ekonomik,
sosyal ve stratejik bir krize dönüşmüş durumda. Yangınların ardından bazı
bölgelerin turizm, enerji ya da madencilik yatırımlarına açılacağı yönündeki
endişeler, orman varlığımızın geleceğini doğrudan tehdit etmektedir. Mevcut
durumda, AFAD’ın afet eylem planı güncel değildir; Tarım ve Orman Bakanlığının
planı ise yerel yönetimler, güvenlik birimleri ve diğer kurumlarla entegre
değildir. Ayrılan bütçe yetersiz, koordinasyon zayıf, müdahale gücü sınırlıdır.
Artık geç kalmadan, tüm kurumları kapsayan, güncel, yeterli kaynakla
desteklenen, bütünleşik bir ulusal yangın eylem planı hazırlanması
kaçınılmazdır” açıklamasında bulundu.