EKMEN: Hayvancılıkta aile işletmelerini ayakta tutmak şarttır
18.09.2025
DEVA
Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, İl
Başkanı Necmi Ağaoğlu ile birlikte Mersin Damızlık Sığır Yetiştiricileri
Birliği Başkanı Nuri Demirbaş’ı ziyaret ederek damızlık üreticilerinin
sorunlarını dinledi. Ekmen, özellikle 50 yaş altındaki üreticilerin neredeyse
tamamen yok olduğunu vurgulayarak, sektördeki derin yapısal sorunları gündeme
taşıdı.
Üretimi
omuzlayan köprü kuşak desteklenmeli
Ekmen, “Mersin Damızlık Sığır
Yetiştiricileri Birliği ziyaretimiz 2015 yılına göre neredeyse üçte bir oranına
azalan büyükbaş hayvan sayısının sebeplerini iyi anlamak çok güçlü tedbirler
almak gerektiğini ortaya koydu. 50 yaş
altı hayvan yetiştiricisinin neredeyse kalmamış olması en büyük tehdittir. Aile
işletmeleri biterse hem hayvan varlığımız azalır hem de et fiyatları monopol
güçlerin büyük işletmelerin insafına kalır. Gençlere yönelik çeşitli destekler
bulunsa da pratikte iş yine yaşlı nesil tarafından yürütülüyor; bu da gerçek
bir gençleşme sağlamıyor, yalnızca genç işsizliğin üzeri örtülmüş oluyor.
Üretimi omuzlayan 40-60 yaş arası grubu bir köprü kuşak olarak tanımlayıp,
sonrasındaki nesil için ciddi bir strateji oluşturulmalıdır” dedi.
İnsan
kaynağı sistemde tutulmalı
Hayvancılık alanında yetişmiş insan
gücünün sektörden uzaklaştığını söyleyen Ekmen, “Kamu kurumlarında yetişmiş,
alanında uzman veteriner hekimler ve ziraat mühendisleri bilimsel temelde
sahaya dönmeli; sürdürülebilir ve güvenilir bir tarım-hayvancılık
uygulamalarında yer almalı, bu kişilerin sektörde kendi işlerini kurmaları
teşvik edilmeli. Emekli olan ama hâlâ üretken bireyler sektörde yeniden
değerlendirilerek bu bilgi birikimi kaybedilmemeli. Köy okulları açık tutulmalı
ve köydeki çocuklar zorunlu şehir göçü yaşamamalı. Kırsalda üretimin devam
etmesi için elimizden geleni yapmalıyız” dedi.
Üretici,
şap hastalığından etkilendi
Geçtiğimiz haftalarda şap
hastalığından üreticilerin nasıl etkilendiğini dile getiren Ekmen, “105 bin
kayıtlı hayvana rağmen, ahırlarda tesislerde 25 bini damızlık 65-70 bin
civarında hayvan olduğu tahmin ediliyor. Tarsus ve Akdeniz ilçelerinde, şap ve
benzeri hastalıkların görüldüğü dönemlerde ciddi sıkıntıların yaşandığı ifade
edildi. Mutasyon geçiren virüs türleri nedeniyle hayvanların kesime zorlanması,
hayvan hareketliliğinin kısıtlanması pazarı doğrudan etkilemiş. Şap hastalığı
döneminde yapılan aşılamalar süreci hafifletse de üreticiler malını satmakta
zorlandı. Bazı hayvanlar, besiye alınmadan doğrudan kesime gönderilmek zorunda
kaldı ve bu durum verimliliği düşürdü. Karantina uygulaması her ne kadar
yerinde ve doğru bir karar olsa da üretici bundan olumsuz etkilendi”
açıklamasında bulundu.
Hayvan
varlığı üçte bir oranında azalmış
10 yıllık tabloyu anlatan Ekmen, “2015-2016
yıllarında ahırda 180 bin civarı hayvan varken, şu anki mevcut 65-70 bin
civarında. On yılda hayvan varlığımız üçte iki oranında azalmış durumda” dedi.
Yem
ve süt fiyatları
Ulusal Süt Konseyinin çalışmalarına
değinen Ekmen, “1 çuval yem alabilmek için ise 30- 38 litre süt satılması
gerekiyor. Eskiden 20 litre süt ile 1 çuval yem alınabiliyordu. Bu fark,
üreticinin zarar ettiğini gözler önüne seriyor” dedi.
Yerli
üretici eziliyor, tüketici kaybediyor
Tüketicinin ithal ürünleri yüksek
fiyattan almak zorunda kaldığına dikkat çeken Ekmen, “Et ithalatı konusunda
sektör temsilcileri ciddi rahatsızlık duyuyor. Prensip olarak et ya da hayvan
ithalatına karşı olsalar da gerçekten ihtiyaç varsa ve ithalat kaçınılmazsa, bu
etin makul bir kâr marjıyla satılması gerektiği vurgulanıyor. Örneğin, yurt
dışından 2.90 dolara ithal edilen karkas etin üzerine %20 kâr eklendiğinde 4
dolara satılması beklenirken, neredeyse 10 dolara satılması büyük tepki
topluyor. Bu tür uygulamalar, serbest ticaretten çok belirli kişi ya da
kurumlara imtiyaz sağlandığını gösteriyor. Yurt dışından düşük maliyetle gelen
et yüksek fiyata satıldığında yerli üretici rekabet edemiyor, hayvancılık
zayıflıyor; tüketici ise eti pahalıya almak zorunda kalıyor” açıklamasında
bulundu.
Sütü
destekle, hayvancılığı kurtar
Çözüm önerilerini sıralayan Ekmen,
“Mersin, tarımda Türkiye üçüncüsü konumunda olmasına rağmen hayvancılıkta ciddi
bir gerileme yaşıyor; büyükbaş hayvancılıkta 30. sıralardayız. Bu düşüş
yalnızca Mersin’e özgü değil, ülke genelinde köylerin boşalması ve 40 yaş altı
yetiştirici sayısının yok denecek kadar azalmasıyla bağlantılı bir gerileme.
Küçükbaş hayvancılıkta, özellikle keçide Türkiye birincisi olan bölgemizde bile
çoban bulmak zor; meslek cazip görülmüyor, maaşlar düşük, destekler ise
yetersiz. Meraların daralması da hayvancılığın sürdürülebilirliğini tehdit
ediyor. Süt üretiminde ise tablo benzer: Bugün süt litresi 16-18 TL ama üretici
kazanamıyor çünkü girdi maliyetleri yüksek, devlet desteği yetersiz ve krediye
erişim neredeyse imkânsız. Ziraat Bankası çiftçiden ağır teminatlar isterken,
spor kulüplerine milyonlarca lira kredi verebiliyor. Oysa çözüm net: Süt
üretimine litre başına 15 TL gibi doğrudan teşvik verilirse üretim artar, damızlık
sayısı yükselir, iki yıl içinde hem süt hem et sorunu çözülür. Süt tozu ya da
hayvan ithalatına gerek kalmaz. Genel Başkanımız Ali Babacan’ın hep söylediği
gibi Gıda enflasyonunu düşürmenin yolu üretimi desteklemek, bütçeyi doğrudan
üreticiye aktarmak ve gençleri yeniden bu işe kazandırmaktan geçiyor” dedi.