DEVA Partili Ekmen Bakan Kurum’a sordu: DSİ’nin olumsuz görüşlerine rağmen Sarım Havzası’ndaki bakır madeni için ‘ÇED gerekli değildir’ kararının gerekçesi nedir?
14.10.2025
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı
ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Batman’ın içme suyunun madencilik
faaliyetleri sebebiyle tehdit edilmesini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne
taşıyarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a soru
önergesi verdi. Ekmen, Diyarbakır’ın Lice ilçesi Kılıçlı Köyü’nde, Sarım
Havzası içinde yürütülmek istenen bakır madeni ve zenginleştirme tesisi
projeleri bu baraj havzalarını doğrudan tehdit ettiğini vurguladı.
Silvan ve
Dibni Barajı tehlikede
DEVA Partili Ekmen, Çevre, Şehircilik
ve İklim Değişikliği Bakanı Kurum’un yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına
soru önergesi verdi. Ekmen, “Batman ili ve çevresinin içme ve kullanma suyu
ihtiyacının büyük bölümü Silvan Barajı ve Dibni Barajı tarafından karşılanacağı
planlanmaktadır. Bu barajlar yalnızca içme suyunu değil; tarımsal sulamayı,
bölgenin gıda güvenliğini ve ekosistem bütünlüğünü güvence altına alan
stratejik yatırımlardır. Ancak Diyarbakır’ın Lice ilçesi Kılıçlı Köyü’nde,
Sarım Havzası içinde yürütülmek istenen bakır madeni ve zenginleştirme tesisi
projeleri bu baraj havzalarını doğrudan tehdit etmektedir. Batman Çevre
Gönüllüleri Derneği ve Batman Çevre Platformu’nun kamuoyu ile paylaştığı Devlet
Su İşleri (DSİ) 10. Bölge Müdürlüğünün resmi yazıları durumu açıkça ortaya
koymuştur:
• 18.12.2024 Tarihli Yazı: Ruhsat
sahasının Dibni Barajı Uzun Mesafe Koruma Bandı’nda kaldığı, akarsular ve kuru
dereleri barındırdığı, faaliyete izin verilmesinin uygun olmadığı
belirtilmiştir.
• 25.03.2025 Tarihli Yazı: Sahanın
Silvan Barajı su toplama havzasında kaldığı, maden çalışması halinde su
kirliliği yaratacağı gerekçesiyle olumsuz görüş verilmiştir.
• 04.09.2025 Tarihli Yazı: Bölgede
yüzden fazla sondaj açıldığı, köylerde suların kesildiği ve önceki olumsuz
görüşlerin tekrarlandığı kaydedilmiştir.
Bu belgeler, kamuoyuna ‘ÇED gerekli
değildir’ denilerek sunulan kararların bilimsel gerçeklerle çeliştiğini
göstermektedir. Nitekim DSİ’nin kendi resmi görüşleri, faaliyetlerin ‘su
kirliliğine yol açacağı’ uyarısını açıkça içermektedir” dedi.
Maden
faaliyetleri geri dönüşü olmayan tahribat yaratabilir
Konu ile ilgili riskleri paylaşan
Ekmen, “Halk Sağlığı, ekolojik yıkım, yerel geçim kaynakları, hukuki boyut,
sürdürülebilirlik ilkesi riskleriyle karşı karşıyayız. Sonuç olarak, DSİ’nin
kendi belgeleri ‘maden faaliyetleri su kirliliğine yol açar’ derken, bu
projelere izin verilmesi Batman halkının içme suyunu, tarımsal üretimi ve
ekosistemleri geri dönüşsüz biçimde tehdit etmektedir. Kamu kaynaklarıyla inşa
edilen barajların, birkaç özel şirketin kâr hırsına feda edilmesi kabul
edilemez” ifadelerini kullandı.
‘DSİ’nin 2024
ve 2025’teki olumsuz görüşlerine rağmen faaliyetler nasıl sürdürülebiliyor?’
Mersin Milletvekili Ekmen, Bakan
Kurum’un yanıtlaması istemiyle verdiği önergede şu sorulara yanıt aradı:
1. DSİ’nin olumsuz görüşlerine rağmen,
Sarım Havzası’ndaki bakır madeni için verilen “ÇED gerekli değildir” kararının
gerekçesi nedir?
2. Silvan Barajı ve Dibni Barajı,
Batman’ın içme ve kullanma suyunun toplam ihtiyacının yüzde kaçını
karşılamaktadır? Bu barajlarda kirlilik oluşması halinde kaç kişi doğrudan
etkilenecektir?
3. Baraj havzaları ve koruma bandı
sınırları içinde madencilik ruhsatı verilmesi mevcut çevre ve su mevzuatına
uygun mudur? Uygunsa dayanak hangi düzenlemedir?
4. Bölgede açıldığı belirtilen yüzden
fazla sondajın yeraltı ve yüzey suları üzerindeki etkilerine dair
Bakanlığınızın hazırladığı bir bilimsel rapor bulunmakta mıdır?
5. DSİ’nin 2024 ve 2025 tarihli resmi
yazılarında verilen olumsuz görüşlere rağmen faaliyetlerin sürmesi nasıl mümkün
olmuştur? Bu süreçte hangi kurum veya kişiler sorumludur?
6. Maden çalışmaları sonucunda baraj
sularına karışabilecek ağır metaller ve kimyasal maddelerin türleri hakkında
Bakanlığınızın yaptığı bir analiz var mıdır? Halk sağlığı açısından risk
değerlendirmesi yapılmış mıdır?
7. Baraj havzaları dışındaki
bölgelerde alternatif maden sahaları mevcutken özellikle neden içme suyu
kaynaklarının bulunduğu alanlar tercih edilmektedir?
8. Çevre, Şehircilik ve İklim
Değişikliği Bakanlığı’nın 2023 ve 2024 yıllarında baraj havzalarında madencilik
faaliyetleri ile ilgili hazırladığı herhangi bir genel rapor veya etki
değerlendirmesi bulunmakta mıdır?
9. Bölgedeki vatandaşların ve çevre
örgütlerinin itirazlarının dikkate alınması için ÇED sürecinde katılım
toplantıları yapılmış mıdır? Yapıldıysa hangi tarihlerde, kaç kişinin
katılımıyla gerçekleştirilmiştir?
10. Batman’ın içme suyu kaynaklarını
tehdit eden bu faaliyetlerin derhal durdurulması için Bakanlığınızın öngördüğü
somut idari veya hukuki tedbirler var mıdır?