EKMEN: Belirsizliğin giderilmesi toplumsal güven ve sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi açısından elzemdir
28.10.2025
DEVA
Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen,
katılmış olduğu programlarda PKK’nın Türkiye’den çekilme açıklamasını
değerlendirdi; yasal zeminin oluşturulması ve Meclis’in rolüne dikkat çekti.
Demokrasi,
hak ve özgürlük alanları genişlemeli
Gündemdeki
yasal düzenlemeler hakkında görüşlerini açıklayan Ekmen, “Terörle Mücadele
Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve infaz mevzuatımız, bir terör örgütünün kendi
kendini feshederek tasfiye sürecine girmesine dair bir düzenleme içermiyor. Bir
örgütün fesih kararı alıp silahlarını tasfiye ettiği durumda hangi hukuki
statüye tabi olacağına açıklık getirilmesi gerekiyor. Ayrıca bu kişilerin
topluma yeniden kazandırılmasına yönelik entegrasyon politikalarının nasıl
uygulanacağına dair de yasal çerçeveye ihtiyaç var. Komisyon’a biçilen en
önemli görev de budur. Biz muhalefet üyeleri olarak, bu sürecin sadece teknik
bir yasaya değil; aynı zamanda toplumun demokrasi, hak ve özgürlük alanlarının
genişlemesi taleplerine cevap vermesi gerektiğini ifade ettik” dedi.
Bir
an önce yasal düzenleme ihtiyacı açıktır
Yasal
düzenlemelerin mevcut durumuna ilişkin soruya yanıt veren Ekmen, “Açık söylemek
gerekirse, ‘eve dönüş’ düzenlemesinin geciktiğini düşünüyorum. Örgüt 12
Mayıs’ta fesih kararı aldı ve 11 Temmuz’da silahlarını yaktı, bu iki tarih
arasında örgüt mensuplarının hukuki statüsü netleştirilmeliydi. Örgüt üyesi ve
yöneticileri, Haklarında soruşturma olanlar-olmayanlar, eyleme
karışanlar-karışmayanlar, dağda olanlar-olmayanlar, yurt dışına
çıkanlar-cezaevinde olanlar ve yargılaması devam edenler gibi ayrımlar
üzerinden bir çerçeve çizilmeliydi. Örgütün 1.500-2.000 kişi arasında bir
varlığından söz ediliyor. Diyelim ki bu kişilerin 1.500’ü çıkarılacak olası
yasaya uygun bir geçmişe sahip. Bu kişiler mağaraları, lojistik hatları terk
ederken hangi hukuki prosedürler işleyecek? Bu belirsizliğin giderilmesi
toplumsal güven ve sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi açısından şarttır.
Silahlarını belirlenen noktalara teslim etmesi istenen örgüt üyeleri, tekrar
örgütün kontrolündeki yaşam alanlarına dönmek zorunda kalıyorlar. Bu ciddi bir
çelişkidir. Oysa yeni sürece uyum sağlamak isteyenler nasıl bir hukuki işleme
tabi olacaklarını bilmeliler, bu nedenle yasal düzenleme ihtiyacı açıktır”
açıklamasında bulundu.
Yasama
aşaması için geç kalındı
Ekmen
“Komisyon yasal düzenleme safhasına geçti mi?” sorusunu yanıtlayarak, “Bu hafta
Adalet ve Dışişleri Bakanlarını, ardından muhtemelen MİT Başkanını
dinleyeceğiz. Özellikle son günlerde örgütle yaşanan karşılıklı mesajlaşmalar,
geri çekilmeye dair Sayın Cevdet Yılmaz, Efkan Ala ile Ömer Çelik’in verdiği
cevaplar; bunun süreç yönetiminin bir parçası olduğunu gösteriyor. Meclis’e ve Komisyon’a,
‘Örgütten beklenen şu adımlar atıldı. Lojistik alanlar ve mağaralar teslim
alındı. Silahlar belirlenen bölgelere teslim edildi. Artık yasa aşamasına
geçilebilir’ denilecek. Biz komisyon üyeleri olarak hukuki çerçeveye dair
yeterli bilgi ve tecrübeye sahibiz fakat asıl önemli olan; MİT, İmralı ve
Kandil üçgeninde nasıl bir mutabakat sağlandığına dair bilgilendirilmemizdir.
Bunun da MİT Başkanı Sayın İbrahim Kalın tarafından aktarılacağını düşünüyorum.
Aslında biz 5 Ağustos’ta bir alt komisyon kurulmasını ve dinlemelerle eş
zamanlı bir yasama çalışması yürütülmesini teklif etmiştik. Ne yazık ki bu
teklif iktidar tarafından kabul görmedi” dedi.
Görevimiz,
iktidarın en az hatayla süreci yönetmesine katkı sunmaktır
Ekmen,
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve İmralı Heyeti’nin görüşmesi ve sürecin devamına
ilişkin, “Bize herhangi bir projeksiyon sunulmadığı sürece nasıl bir hazırlık
içinde olduklarını net olarak bilmemiz mümkün değil. Muhalefet olarak oldukça
kritik bir süreçteyiz ve görevimiz, iktidarın en az hatayla süreci yönetmesine
katkı sunmaktır. Doğru adımları destekleriz, eksik olanları tamamlarız, yanlış
olanları düzeltiriz. Ancak ana çerçeveyi iktidarın ortaya koyması gerekir.
Dünya örnekleriyle uyumlu ideal bir model önerebiliriz fakat bu,
MİT-İmralı-Kandil üçgenindeki gelişmelerin gerisinde veya ilerisinde kalabilir.
Bizim temel hassasiyetimiz, yürütülen görüşmelerin toplumun geniş kesimlerini
incitmeyecek, adalet ve vicdan duygusuyla çelişmeyecek bir zeminde
ilerlemesidir. Kendimizi inşa edici bir aktör değil, sürecin istikrarını
koruyan bir denge unsuru olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı.
Devlet,
hukuku ve özgürlükleri genişletmek için böyle bir pazarlığa mecbur kalmamalıydı
Ekmen,
“Gelen işaretler üç başlıkta toplanıyor. Birincisi, örgüt hiçbir talepte
bulunmasa bile kendini feshetmek ve eve dönmek isteyen silahlı terör örgütü
mensupları için yasal düzenleme gereklidir. İkincisi, bununla eş zamanlı
özellikle İnfaz Yasası’nda Covid ve benzeri toplumun çeşitli beklentilerini
karşılayan, ele alan bir düzenleme olmalıdır. Üçüncüsü, bu adımlar tamamlanıp
devlet örgütün tamamen dağıldığını ve tehdit olmaktan çıktığını tespit
ettiğinde, özgürlük ve demokrasi alanındaki reformlar gündeme gelecektir.
İktidarın yol haritası kabaca böyle şekilleniyor. Bu ideal yol mu? Devlet,
hukuku ve özgürlükleri genişletmek için böyle bir yöntemi tercih etmemeliydi.
Fakat süreç bu şekilde yürüyor. Öncelikli
odak, Eve Dönüş Yasası’na. Bu yasa, ceza ve cezasızlık politikasının
sınırlarını gösterdiği gibi siyasal, toplumsal ve ekonomik entegrasyonun
çerçevesini de belirleyecektir. İktidarın sırayla bu düzenlemelere
başlayacağını öngörülebilir” ifadeleriyle sözlerini noktaladı.