EKMEN: 6 Şubat depremlerine hazırlıksız yakalandık, ders almadık
06.02.2026
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin
Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden
vatandaşlarımızı anmak amacıyla bir açıklama yaptı.
6 Şubat, hafızalarımızdan asla silinmeyecek bir kırılma
noktasıdır
Hayatını kaybedenleri rahmetle andığını söyleyen Ekmen,
“Bugün acılarımızın üçüncü yıl dönümü. Bu ülkede depremden etkilenmeyen,
depremle bir yarası olmayan tek bir insanımız olduğunu zannetmiyorum. Kiminin
ailesi, kiminin akrabası, kiminin arkadaşı bu büyük felaketin altında kaldı.
Türkiye’nin acılarla dolu tarihinde 6 Şubat, hafızalarımızdan asla silinmeyecek
bir kırılma noktasıdır. Hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımızı bir kez daha
rahmetle anıyorum. Deprem sadece canları değil, şehirlerin hafızasını da yok
ediyor. Çocukluğun geçtiği sokaklar, gidilen sinema salonları, oturulan
pastaneler, anıların biriktiği mekânlar yerle bir oluyor. Bütün bunlar
yıkılırken, bir insanın geçmişini, belleğini kaybetmesi tarifsiz bir acıya
dönüşüyor. Geride kalanlar için ise yas, öfke ve cevapsız sorular büyüyor”
dedi.
Mesele deprem değil, ihmaldir; mesele kader değil,
yönetim zaafıdır
Ekmen, depremle mücadele için kamu kurum ve kuruluşlarının
acil olarak eylem planı oluşturmaları gerektiğini belirterek, “Biz defalarca
söyledik: Afetle eylem planlarını hayata geçirelim, depreme dirençli kentler
kuralım, bilimsel bir anlayışla riskleri azaltalım. Depremin ardından geçen ilk
kırk sekiz saatte hatta bazı illerde yetmiş iki saate varan sürede,
depremzedelerin yanında organize ve etkili bir kamu gücü bulunmuyordu. Genel
Başkanımız Sayın Ali Babacan ve milletvekili arkadaşlarımız bölgeye kırk
sekizinci saatte ulaştığında enkazların başında yalnızca kendi imkânlarıyla bir
şeyler yapmaya çalışan vatandaşlarımız vardı. Yetkililerin asıl sorumluluğu, on
beşinci günde inşaatlara başlamak değil; felaketin hemen ardından geçen
günlerde tüm canlılara, en azından hayatını kaybedenlerin bedenlerine, enkaz
altından sağlıklı ve onurlu bir biçimde ulaşabilmekti. Bu ülke bir deprem
kuşağında yer alıyor, 6 Şubat ne ilkti ne de son olacak. Mesele deprem değil,
ihmaldir; mesele kader değil, yönetim zaafıdır. Ancak aradan geçen üç yıla
rağmen yetkililerin depreme karşı ne yaptığı, hangi somut adımları attığı hâlâ
meçhuldür. Acılarımız tazeyken, sorumluların hesap vermesi gerekirken, aynı
ihmaller zinciri sürdürülmektedir. Bu ülkenin insanı enkaz altında kalmayı
değil, güvenli konutlarda yaşamayı hak ediyor” açıklamasında bulundu.
Tek Yürek kampanyasında toplanan paralar nasıl harcandı?
Kampanyaya dair eleştirilerini yineleyen Ekmen, bu
süreçte kamuoyunun ciddi soru işaretleriyle baş başa bırakıldığını ifade
ederek, “‘Tek Yürek’ adı altında yürütülen kampanyada, dünyada örneğine
rastlanmayacak şekilde kamu bankaları ve Merkez Bankası devreye sokularak
kaynak oluşturuldu. Ancak bu kampanyanın hangi gerekçeyle hayata geçirildiği,
iş insanları tarafından verilen sözlerin yerine getirilip getirilmediği ve
toplanan paraların hangi kanallarla, hangi alanlara harcandığına dair ortada
şeffaf bir tablo yoktur. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bütçe
görüşmelerinde konuyu gündeme getirmeme rağmen cevap alamadım. Bugün gelinen
noktada ‘Tek Yürek’ kampanyasının deprem bölgesinde neyi değiştirdi, hangi
yaraya merhem oldu? Toplanan bu paralar ne için kullanıldı? Davetiyeli
ihalelere mi gitti? Kamu kaynaklarının kullanıldığı bir süreçte bu soruların
cevapsız bırakılması kabul edilemez. Kampanyanın somut çıktıları nelerdir?
Neden kamuoyu bilgilendirilmemektedir?” diye sordu.
Deprem bütçesi başarı hikayesi diye sunulamaz
Ekmen, “Deprem sonrası hızlı ilerleyen projelerden
bahsediliyor. Ancak Ankara’da doğrudan davet yöntemiyle 4,5 milyon liraya
verilen işler, Maraş ve Hatay’da 1,7–1,8 milyon lira gibi bedellerle
taşeronlara yaptırıldı. Deprem gerekçesiyle son derece kapsamlı vergi paketleri
hayata geçirildi; yaklaşık 100 milyar dolarlık bir kaynaktan söz ediyoruz. Bu
büyüklükte bir bütçeyle mevcut işlerin iki, hatta üç katının yapılması
mümkündü. Üstelik bu rakamlar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın
kendi açıkladığı verilere dayanıyor. Bakanlığın bizzat belirlediği birim
maliyetlerin yaklaşık dört katı bedellerle doğrudan ihalelere çıkıldığı
görülüyor. Buna rağmen tüm bu somut veriler görmezden gelinerek, bugün
yürütülen bazı inşaat faaliyetlerinin olağanüstü bir başarı hikayesi gibi
sunulması anlaşılır değildir” ifadelerini kullanarak deprem bütçesine de dikkat
çekti.