EKMEN: Sulama birliklerini tek merkezde toplamak çözüm değil
10.02.2026
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin
Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda
söz alarak, Devlet Su İşleri’nin merkezi sulama birliği hakkındaki çalışmasını
eleştirdi.
Tarımın öncelikli sorunu
sulama birliklerini merkezîleştirmek değil
Sulama birliklerinin tek merkezde toplanmasının doğru bir
çözüm olmadığını belirten Ekmen, “Devlet Su İşleri’nin merkezî sulama
birliklerine ilişkin bir çalışma yürüttüğü ve bu süreçte kamuoyundan görüş
toplandığı bilinmektedir. Ancak bugüne kadarki uygulamalara bakıldığında,
Meclis’e gelen düzenlemelerde ne komisyon aşamasında ne de Genel Kurul’da
sağlıklı bir müdahale ve tartışma zemini oluşabildiği görülmektedir. Bu
nedenle, söz konusu düzenlemenin yasama sürecine gelmeden önce kapsamlı biçimde
ele alınması ve tüm yönleriyle tartışılması; Türkiye’de çiftçilik, çiftçi
hakları ve tarım politikaları açısından son derece önemlidir. Türkiye’de tarım
alanında ciddi ve kronik yapısal sorunlar bulunmaktadır; sulama meselesi de
bunlardan biridir. Ancak ‘Bu sorunlar arasında öncelikli olarak hangi adım
atılmalıdır?’ sorulursa, sulama birliklerinin merkezileştirilmesi cevabının listenin
en sonuna yazılabileceği açıktır. Karar alma mekanizmalarının
merkezîleştirildiği, başkanlık sistemiyle tüm yetkilerin tek bir merkeze ve
nihayetinde Cumhurbaşkanlığı makamına bağlandığı mevcut yapının ne ölçüde fayda
sağladığı ortadayken; havza, kooperatif ve birlik temelli, yerelin ihtiyacına
göre şekillenen sulama birliklerinin tek merkezde toplanmasının doğru bir çözüm
olarak sunulması ciddi soru işaretleri barındırmaktadır” dedi.
Tek sulama birliği 80
kooperatiften daha pahalı su satıyor
Mersin örneğini hatırlatan Ekmen, bölgede faaliyet
gösteren tek sulama birliğinin, kooperatiflere kıyasla suyu çok daha yüksek
bedellerle çiftçiye sunduğuna dikkat çekerek, “2018 yılından bu yana sulama
birliklerinin Devlet Su İşleri tarafından yönetildiği dikkate alındığında,
halihazırda DSİ’nin kontrolü altındaki bir alanda ayrıca yeni bir birlik
kurulmasının kamu yararı açısından anlamlı bir karşılığı bulunmamaktadır. Böyle
bir adımın, esasen bazı çevreler için yeni pozisyonlar oluşturmak ve bu yapı
üzerinden Türkiye genelindeki birçok sulama birliğinin ihtiyaçlarını belirli
bir merkezden ticari bir alana yönlendirmek dışında bir sonuç üretmeyeceği
açıktır. Eğer DSİ Genel Müdürlüğü çiftçinin sorunlarıyla ilgilenmek istiyorsa,
öncelikle vahşi sulama uygulamalarına son verilmesi ve sulama birlikleri
tarafından çiftçiye yüksek bedellerle satılan suyun önüne geçilmesi
gerekmektedir. Nitekim Mersin’in Mut ilçesinde faaliyet gösteren 80 kooperatif,
kendi imkânlarıyla suyu bir birim bedelle temin edip çiftçiye sunabilirken;
aynı bölgede faaliyet gösteren tek sulama birliğinin suyu çok daha yüksek
fiyatlarla satması, mevcut sorunun en somut göstergelerinden biridir”
açıklamasında bulundu.
Çiftçi üye değil,
müşteri yapıldı
Ekmen, “Herkesin elinde bir dijital kart bulunmasına
rağmen bedel peşin yatırılmadığı sürece suya erişim sağlanamıyor. Oysa
üreticinin kayısısı, zeytini bahçede kuruma riskiyle karşı karşıya. Önce
üreticiye suyu vermek gerekir; hasat zamanı ise tahsilat, destek politikaları
ya da uygun ödeme yöntemleriyle çözülebilir. Ancak DSİ’nin yaklaşımı, ‘Bedeli
önceden yatırmazsan su alamazsın’ anlayışıyla sınırlı kalmaktadır. Sulama
birliklerinin yönetimi devralındıktan sonra ne enerji maliyetleri düşürüldü ne
de vahşi sulamanın önüne geçilebildi. Bunun yanında, atanan kişilerin ehliyeti
ve liyakati de ayrıca tartışılması gereken bir başlık olarak ortada
durmaktadır. Bugün merkezî bir sulama birliği oluşturulmak istenirken, bugüne
kadar kullanılmayan hangi yetkiye ihtiyaç duyulduğu sorusu da yanıt
beklemektedir. 2018 yılında DSİ’nin sulama birliklerinin başına görevliler
atamasından bu yana, çiftçi bu yapıların bir üyesi olmaktan çıkmış, adeta bir
müşteriye dönüştürülmüştür. Herhangi bir demokratik katılım mekanizması da
kalmamıştır. Oysa geçmişte kooperatif mantığıyla işleyen bir yapı vardı;
kongreler yapılır, çiftçiler katılır, sulama birliği yönetimleri taahhütlerde
bulunur ve sorunlar bu zeminlerde çözülürdü. Bugün gelinen noktada bu işleyiş
tamamen geride bırakılmıştır. Türkiye’de su yönetimi anlayışıyla çiftçimizin
asıl ihtiyacı; üretimin temel girdisi olan suyun, sulama birlikleri ve
kooperatifler aracılığıyla sağlanmasıdır. Bu yapıları merkezîleştirmek ise
çiftçiye herhangi bir katkı sunmayacaktır. Buna rağmen bu yönde bir adım
atılacaksa, en azından dile getirilen eleştirilerin ve özellikle sahada çalışan
personelin durumunun dikkate alınması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.
Konuşmayı izlemek için: