EKMEN: İmar rantları ile şehirlerin yağmalanmasına dur deme vakti
11.06.2026
DEVA Partisi Genel
Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Türkiye Büyük
Millet Meclisi Genel Kurulu’nda Yeni Yol Partisi’nin vermiş olduğu imar planı
değişikliği sonucunda ortaya çıkan rant artışları hakkındaki araştırma önergesi
üzerine konuştu.
İmar uygulamaları adrese
teslim ranta dönmüş durumda
Yeni Yol Grubu’nun vermiş olduğu araştırma önergesiyle
imar ve planlama sistemindeki aksaklıklar hakkında konuşan Ekmen, “Bu önerge
sadece çocuklarımızın geleceğini değil, aynı zamanda başta siyasetin finansmanı
olmak üzere yüz milyonlarca dolarlık rant ve kaynak aktarımının bir gecede,
kamuoyunun bilgisi dışında alınan kararlarla nasıl gerçekleştiğine dair
örnekler de içermektedir. İmar planları sadece teknik belgeler veya yapılaşma
koşullarını belirleyen alelade evraklar değildir. İmar planları, bir şehrin
geleceğidir; çocuklarımızın yarın kendi mahallelerinde arkadaşlarıyla birlikte
oynayıp oynayamayacaklarını, nefes alıp alamayacaklarını belirleyen kentsel
adaletin çıktılarıdır. Kamu yararı ile mülkiyet hakkı arasındaki hassas
dengenin en görünür hallerinden biridir. Ancak ne yazık ki bugün Türkiye’de
imar uygulamaları denildiğinde akla ilk gelen; şeffaflıktan uzak süreçler,
denetimsizlik ve adrese teslim rant ile kaynak aktarımıdır” şeklinde konuştu.
Kentlerin geleceği ranta
feda ediliyor
İmar planlamasında birden fazla yetkili kurumun görev
aldığını belirten Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Ekmen, “Cumhurbaşkanlığı,
Çevre, Şehircilik Bakanlığı, ilgili bazı bakanlıklar, projelere göre TOKİ,
Özelleştirme İdaresi, büyükşehir belediyeleri, ilçe belediyeleri, valilikler,
il özel idareleri ve OSB yönetimleri gibi birçok farklı kurum bazen birbirinden
habersiz, bazen de birbirini hiç bilgilendirmeden imar düzenlemesi
yapabilmektedir. Bu çok başlılık, kentlerimizde bütüncül bir planlama
yapılmasını engellemekte, kurumlar arası koordinasyonu ortadan kaldırmakta ve
kararlar arasında ciddi uyumsuzluklar yaratmaktadır. Bu durum yalnızca bir
belirsizlik doğurmamakta; aynı zamanda kaynakların etkin kullanılamaması,
siyasetin finansmanıyla ilgili tartışmalar ve imar rantları üzerinden kaynak
aktarımı ile kaynak yaratımı tartışmalarını da beraberinde getirmektedir” dedi.
Bir gecede yaratılan yüz
milyonlarca dolarlık rantın hesabını kim verecek?
Ekmen, imar düzenlemelerinde şeffaflığın temel ilke
olması gerektiğine dikkat çekerek, “Bir imar düzenlemesinin şüphesiz en temel
dayanağı şeffaflık olmalıdır. Bir vatandaş kendi sokağında, mahallesinde,
şehrinde ve ilçesinde yapılacak değişikliklerden haberdar olmalı, bu
değişikliklerle ilgili süreçlere katılabilmeli ve neticede itiraz hakkını
kullanabilmelidir. Oysa mevcut düzende sivil toplum örgütleri dahi bu imar
değişikliklerini tam anlamıyla takip edememekte, ancak ilan aşamasında kısmen
yargı yoluna gidebilmektedir. Gelişme potansiyeli olan bölgeler başta olmak
üzere, şehrin belirli yerlerinde parsel bazlı yapılan imar değişiklikleriyle
bir gecede yüz milyonlarca doları bulan değer artışları ortaya çıkmaktadır. Bu
artışlar vergilendirilmemektedir. Kamu ile müteahhit ya da mülkiyet sahibi
arasında bir gelir paylaşımı söz konusu değildir. Bu menfaat kimin lehine
çalışmaktadır? İstanbul Beşiktaş Etiler’deki eski Polis Meslek Yüksek Okulu
arazisinde inşa edilen sitede bir daire 450 milyon liraya satılabilmektedir.
Kanal İstanbul güzergâhında mantar gibi türeyen yeni imar düzenlemeleri,
Atatürk Havalimanı bitişiğindeki arazilerin konut ve ticarete açılması, İstanbul
Finans Merkezi ve Galataport Projesi’ndeki imar süreçleri, Maslak-Büyükdere
hattındaki ayrıcalıklı parsel imtiyazları, yeşil alanları ranta kurban edilen
Mecidiyeköy, altyapısız emsal artışlarıyla adeta beton hapishanesine
dönüştürülen Fikirtepe ve daha onlarca örnek verilebilir. Bütün örneklere
rağmen merkezî bir denetim mekanizması kurulamadığı gibi kamusal yarar ile
şehirlerin yararı arasında da sağlıklı bir denge oluşturulamamaktadır”
açıklamasında bulundu.
Şehirlerin yağmasına
‘dur’ demenin vakti gelmiştir
Meslek kuruluşlarının açtığı davaların çoğu zaman
sonuçsuz kaldığını belirten Ekmen, “Zaman zaman meslek kuruluşları dava açıyor
ancak Ankara’daki TOGO Kuleleri örneğinde olduğu gibi dava sonuçlandığında bina
da bitmiş oluyor. Ardından yapılan yatırımın kamu yararı taşıdığı gibi çeşitli
gerekçelerle mevcut durum bir şekilde meşrulaştırılıyor. TOGO Kuleleri’nde
olduğu gibi, İstanbul Zeytinburnu’ndaki 16/9 Projesi’nde de benzer süreçler
yaşandı. O proje ortadan gerçekten kaldırıldı mı? Hayır. Sayın Cumhurbaşkanı
Recep Tayyip Erdoğan’ın belediye başkanlığı dönemindeki en önemli
mücadelelerinden biri Süzer Plaza’ydı, ‘Boğazın silüeti bozuluyor’ açıklaması
vardı. Bugün Boğaz’ın hangi noktasından fotoğraf çekilse Süzer Plaza’nın
üç-dört katı yüksekliğinde projeler görülüyor ve bunların tamamı da Çevre,
Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı eliyle hayata geçirilen projeler. AK
Partili milletvekillerine ve belediye başkanlığından gelen dostlara
sesleniyorum; elinizi vicdanınıza koyun ve Türkiye’de şehirlerin yağmasına
artık ‘dur’ deyin” ifadelerini kullandı.
Konuşmanın tamamını
izlemek için: