EKMEN: Devlete değil, Peker’e sığınan kadınlar sizi utandırmıyor mu?
29.07.2026
DEVA Partisi Genel
Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Türkiye Büyük
Millet Meclisi Genel Kurulu’nda kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddetin
araştırılması amacıyla DEM Parti tarafından verilen Meclis araştırma önergesi
üzerine konuştu. Ekmen, kadına yönelik şiddetin ulaştığı boyutun artık münferit
olaylarla açıklanamayacağını belirterek, devletin kadınlara güvenli bir yaşam
sunmakta yetersiz kaldığını ifade etti.
Kadına yönelik şiddet
Meclis tarafından derinlemesine araştırılmalıdır
Kadına yönelik şiddetin ulaştığı vahim tabloya dikkat
çeken Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Ekmen, “2025 verilerine göre 294 kadın
öldürülmüş, 297 kadının ölümü ise şüpheli bulunmuştur. 2026’nın ilk altı ayında
ise 150 kadın öldürülmüş, 151 kadının ölümü şüpheli olarak kayıtlara geçmiştir.
Böyle bir tablo karşısında Meclis’in bu meseleyi derinlemesine araştırmasından
daha gerekli ne olabilir? Bugün Türkiye’de 10 milyon kadın, şiddete maruz
kalabileceği endişesiyle KADES uygulamasını telefonuna indirmiş durumda. Bu,
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın resmî verisidir. Kadınların bu denli
yaygın bir güvensizlik hissiyle yaşadığı bir ülkede, kadına yönelik şiddetin
nedenlerini, boyutlarını ve çözüm yollarını Meclis eliyle kapsamlı biçimde
araştırmaktan daha önemli bir görev olamaz” şeklinde konuştu.
Kadına güvenliği mafya
değil, devlet sağlamalıdır
Kadınların devlete değil, farklı güç odaklarına sığınmak
zorunda bırakılmasının kabul edilemez olduğunu ifade eden Ekmen, “Sosyal
medyada maruz kaldığı tehditler nedeniyle ancak Sedat Peker’in avukat tahsis
etmesinden sonra kendisini güvende hisseden Yasemin Minguzzi örneği hepimizin
hafızasındadır. Yine geçtiğimiz hafta eşinden şiddet gören bir kadın, Sedat
Peker’e çağrıda bulunduktan sonra ertesi gün ‘Kocamla anlaştım, teşekkür
ediyorum.’ diyerek bir video yayımladı. Soruyorum: Adliye koridorlarında
kadınlar öldürülürken; başka bir kadın, hakkında mafya lideri olmaktan
soruşturma yürütülen ve yurt dışında bulunan bir kişinin korumasıyla kendisini
güvende hissediyorsa, bu tablo karşısında utanmıyor musunuz? Devlet neden bütün
kadınlar için hayatın her alanında güvenliği sağlayamıyor? Kadına güvenliği mafya
değil, devlet sağlamalıdır” ifadelerini kullandı.
Her kadın cinayeti bir
ailenin yıkılış hikâyesidir
Kadına yönelik şiddetin yalnızca bireysel değil,
toplumsal bir yıkım anlamına geldiğini belirten Ekmen, “Bugün Aile On Yılı’nı
konuşuyoruz. Ancak her kadın cinayeti; bir ailenin parçalanmasının,
dağılmasının ya da kurulmadan yok olmasının hikâyesidir. Her kadın cinayeti,
önce manen sonra madden yıkılan bir ailenin resmidir. Şiddetin her türünü
uygulayan saldırganlara karşı aileyi koruyamıyoruz. Aile On Yılı ilan
edilmişken, o ailenin direği olan kadını koruyamayan bir iktidarın aileyi
güçlendirme iddiası inandırıcı olamaz” dedi.
Şiddeti özendiren
yayınlara kamu kaynakları aktarılmamalıdır
Kadına yönelik şiddetle mücadelede medya politikalarının
da gözden geçirilmesi gerektiğini söyleyen Ekmen, “Çok uzağa gitmeye gerek yok.
Kamu bankalarının finanse ettiği televizyon kanallarındaki dizilere bakın. Bu
yapımların önemli bir bölümünde kadına yönelik şiddetin ve mafyatik düzenin en
özendirici örnekleri sergileniyor. Kamu bankaları bu dizilere reklam vermeyi
bıraktığında, şiddeti yücelten senaryoların da hızla değiştiğini göreceğiz.
Aynı şekilde gündüz kuşağı programlarının kamu kaynaklarıyla dolaylı biçimde
desteklenmesi de yeniden değerlendirilmelidir. Kadına yönelik şiddetle mücadele
yalnızca cezalarla değil; eğitimden medyaya, kamu politikalarından sosyal
destek mekanizmalarına kadar bütüncül bir anlayışla yürütülmelidir” diyerek
sözlerini tamamladı.