Akil İnsanlar Tecrübesi
30.11.2020
Sistem ve Tek tip vatandaş inşası
Türkiye 100 yıllık bir akıl tutulmasından, 1000 yıllık bir geleceğe yelken açmanın hazırlığını yapıyor. Cumhuriyetin kurucu kadroları bu toprakların ruhunu ve tarihini doğru okuyamadılar, halka tek tip bir vatandaşlık dayattılar. Bu tipolojiye uymayan kesimleri ise ötekileştirdiler, sistem dışına ittiler. Gayrimüslimleri, Alevileri, Dindarları ve Kürtleri hedef alan bu politikaların uzun erimli olması tabiî ki mümkün değildi.
Sisteme muhalefet
Gayrimüslimler, Aleviler, Dindarlar ve Kürtler bu tek tipleştirmeye karşı yurtiçinde ve dışında, siyasi veya silahlı çok farklı şekillerde direndiler. Mücadelenin ana eksenini demokratik sistem ve kurumlar oluşturdu. Türkiye demokrasisi de darbelere rağmen kör topal bir şekilde de olsa varlığını sürdürdü. Türkiye demokratik seçimler zeminini koruması, kesintili de olsa değişim yönünü hep yukarı doğru mu-hafaza etmesi, AB müzakere sürecinin dinamizmi ile yapmış olduğu demokratik dönüşüm ile diğer Ortadoğu ülkelerinden oldukça farklı ve ileri klasmanda oldu. Bu nedenledir ki; Arap Baharı adı verilen kitlesel ayaklanmalar Türkiye’de gerçekleşmedi. Ayaklanma ortamı oluşturmaya yönelik çabalar da karşılıksız kaldı.
PKK’nın Silahsızlandırılması
Türkiye Ortadoğu’da sınırların yeniden çizildiği bir dönemde kendi iç sorunlarını tamamen çözmüş olmayı önemsiyor. Demokratikleşme, yeniden yapılan-ma ve yeni bir Anayasa yapımının önündeki en büyük engel olan silahlı bir örgütün varlığını sonlandırmayı hedefleyen bu süreç biraz da bu isteğin bir sonucu.
Bu sürecin başarılı olması halinde; toplumun nerdeyse %80’ini hedef alan ittihatçı zihniyet ve bunu esas alan sistem kurgusunun tamamen değişme/yok olma ihtimali var.
Çözüm süreci adı verilen ve nihai hedefi PKK’nın silahsızlandırılması olan sürecin ayak seslerini ilk kez 2012’nin sonlarına doğru fark etmeye başladık. İmra-lı’da tutuklu bulunan Abdullah Öcalan’ın Başbakan ve Adalet Bakanı’na yazmış olduğu mektuplarıyla başlayan sürecin devamında, BDP’li milletvekilleri Ayla Akat Ata ve Ahmet Türk İmralı’ya giderek, Öcalan’ın silahsızlandırılmayı hedefleyen bir görüşme içerisinde olduğu bilgisini kamuoyuna açıkladılar.
Aslında bu her iki taraf için de bir ilk değildi. PKK’nın silahsızlandırılması daha önce Özal, Demirel, Erbakan, Yılmaz, Ecevit, Bahçeli tarafından da denen-miş, ancak kimi zaman örgüt kimi zamanda devlet içinden çetecilerin müdahalesi ile başarısız olunmuş-tu. Son 10 yılda 2005-2009-2011’de silahsızlanmanın denediğini ancak başarısız olunduğu da bir sır değil artık. Bu kez başarılı olunur mu? Açıkçası ben oldukça ümitliyim.
Süreci yöneten aktörlerin dayanıklılığı
Sürecin altı aylık tecrübesine baktığımızda; eski Türkiye’de süreci çöpe attıracak birçok önemli müda-halenin taraflarca soğukkanlılıkla göğüslendiğini görü-yoruz. Ocak ayı başında yaşanan bazı karakol baskınları, Nusaybin’deki çatışmada bir PKK’lının öldürülmesi ve buna farklı eylemlerle cevap verilmesi, Paris Cina-yetleri, İmralı tutanaklarının sızdırılması, AK Parti ve Adalet Bakanlığı’na yapılan saldırılar hatta belki de ABD elçiliğine yapılan saldırı... Bu eylemlerin, her biri süreci sonlandırabilecek bir potansiyele sahip iken, tarafların yüksek kararlılık içeren iradelerine çarpıp sonuçsuz kaldığını gördük.
Pozitif Adımlar
Yaşanan bu olumsuzluklara karşı dirençli durulurken, Akil İnsanlar heyeti ve TBMM’de Çözüm komisyonunun oluşması, PKK’nın önce ateşkes ilan etmesi ardından geri çekilmeye başlaması ve geri çekilmenin tamamlanması için Temmuz ayı sonunun hedeflendiğinin ilanı ise umudumuzu arttıran önemli gelişmeler oldu.
Akil İnsanlar
Dünya’da benzer çatışma çözümleri süreçlerinin birçoğunda bir araç olarak başvurulan Akil İnsanlar Heyeti bizde de oluşturuldu. Akil İnsanlar Heyeti diğer örneklerde çözüm sürecinin bir tarafı, gözlemcisi, arabulucusu iken Türkiye’de çok daha farklı bir pozis-yonda konumlandı.
Heyet listesi ilan edildiğinde, bir takım eleştirilere rağmen, taraflar ve kamuoyu isim listesindeki çoğulcuğa dair beğenilerini ifade ettiler. Bu listede yanlış gördüğümüz herhangi bir isim çıkarılıp yerine talep edilen başka bir isim eklenecek olsa yeni listenin de eksiklik eleştirisi ile karşılaşabileceği gerçeğini görmek gerekir.
Çoğulcu bir kadro ve Ortak amaç
Sonuçta; İslamcı, Demokrat, Liberal, Sosyalist, Milliyetçi, Türk, Kürt, Ermeni, Alevi, Sünni çok renkli bir kadro çözüme ve barışa inanarak yola çıktılar, ellerini taşın altına koydular. Aslında bu 63 kişinin çözüm sürecinin şekline, içeriğine ve sonucuna dair beklentileri oldukça farklı gözüküyor. Heyetin tüm farklılıkları ile birlikte ortaklaştığı tek bir şey var; kan akmasını durduracak ve sonlandıracak bu sürece destek veriyorlar ve devletin İmralı ile görüşmesinde beis görmüyorlar veya destekliyorlar.
Akil İnsanların temel rolü; toplumun bu sürece dair; beklenti, umut, eleştiri, kaygı ve desteğini gözlemlemek, bu çerçevedeki gözlem ve talepleri karar alıcılarla paylaşmak şeklinde oluştu. Çalışma bitince ortaya çıkacak raporlar sadece hükümete sunulmayıp, kamuoyu ile de paylaşılacak. Raporların, sadece sürecin tarafları değil Türkiye’deki tüm devlet işleyişi, siyasi partiler, akademisyen ve gazeteciler için de sıra dışı bir bilgi kaynağı oluşturacağı açık. Bu raporlardan Türkiye’yi yakından izleyen uluslararası tüm aktörler de faydalanacaktır şüphesiz.
Toplumu Dinlemek
Akil İnsanlar heyetinin çalışmalarını değerli kılan en önemli unsur ise; devletin ilk kez kendi dışından aktörler ile toplumu dinlemesi tecrübesi yaşanıyor. 100 yıllık devlet geleneğindeki otoriter, projeci, tepeden inmeci, mühendislikçi yaklaşımlar göz önüne alındığında; bu tecrübe Türkiye devleti içinde çok önemli ve değerli bir paradigma değişikliğine işaret ediyor. Bugüne kadar devlet vatandaşlarını dinlememiş iken şimdi tarafsız insanlar eli ile vatandaşlar dinlendi ve elde edilecek veriler karar alma süreçlerinin dayanağını oluşturacak.
Raporlar ve Yol Haritası
Başbakan Erdoğan heyetin kendisine ve birkaç kez de kamuoyuna; heyet raporlarının, çözüm sürecinin yol haritasını belirlemede önemli hatta esas belirleyici olacağını belirtti. Akil İnsanlar heyetine çalışma usulü, prensipleri, içeriği hakkında bir çerçeve dikte edilmediği de biliniyor. Devlet 63 Akil insanın toplumu dinlemesini, gözlem ve taleplerini de raporlamasını istedi. Bu raporlar her biri özel bir birikime sahip insanların akıl ve duygu süzgecinden ayrı ayrı geçecek, bölgeler kendi içinde ortaklaşarak metin oluşturacak ve bunu devlete sunacak.
Sonuç; çözim sürecinin yol haritasını klasik devlet aklının değil, toplumun bizzat kendisinin hazırlayacak olmasıdır. Akil insanların rolü de herhalde bir tür mo-deratörlüktür. Bu çok önemli ve değerli bir tablodur.
Sürece Dair;
Sürecin kendisine gelince; bu süreç silahlı bir örgütün varlığını sonlandırmayı hedefliyor. Sürecin içeri-sinde bir pazarlık, al/ver yoktur.
Bu süreç bir son değil başlangıçtır. Türkiye’deki geleneksel vesayet sisteminin varlığını sürdürmedeki en önemli dayanaklarından birinin ortadan kaldırılması açısından da oldukça önemli fırsatlar verecek bir süreçtir bu. Silahlı mücadelenin son bulmasının ardından bizi oldukça renkli ve zorlu bir siyaset süreci bekliyor. Kürt siyasetini yürütenler, taleplerini siyasetin ve toplumun gücünden faydalanarak dile getirecekler. Türkiye toplumu da bu talepleri dinleyecek, ortaklaşılacak ve arkasına sığınılacak bir bahane de kalmadığından el birliği ile gereği yapılacak.
100 yıldır ötelenmiş bazı hak ve özgürlüklere, ademi merkeziyetçi idari yapıya kısa vadede ulaşılacağı beklentisi/düşüncesi yanıltıcı olabilir. Sonuçta 100 yıl-lık vesayet düzenine karşı, 10 yıldır oluşturulmaya çalı-şılan bir demokratik denge var. Siyaset ve kurulu düzen arasındaki çatışma sona ermiş değil. Silahsızlanma; siyasetin ve demokrasi kurumlarının elini müthiş güçlendirecek bir hamle olacaktır.
İvedilikle atılacak pratik adımlar, yasal düzenlemeler ve bir geçiş anayasası bizi bekliyor. Ardından, belki 5 yılı bulmayacak bir sürede, Türkiye’ye en az 100 yıl yetecek demokratik, çağdaş, özgürlükçü, katılımcı, ademi merkeziyetçi yeni bir anayasa. Evet yolun başındayız, yapacak işimiz çok.
Akil İnsanlar Heyeti
Güneydoğu Anadolu Bölgesi Grubu Sekreteri
Av. Mehmet Emin Ekmen