PKK'nın Silah Bırakma Süreci ve Türkiye'nin Geleceği | Erbil Forum - Rûdaw 28.02.2025
28.02.2025
Sayın Ekmen tekrar hoş geldiniz. Şöyle bir soru sormam acaba
uygun düşer mi? Çünkü ben açıkçası bir seçmen olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan en
son AKP Kongresi'nde "muhalefeti de dizayn edeceğiz" deyince bir
seçmen olarak çok endişelendim. Siz bir muhalefet partisi olarak endişelendiniz
mi ve dün yapılan çağrının ve sonrasında muhtemel gelişmelerin bu söz edilen
muhalefete dizayn verme bağlamında iktidara bir imkân sağladığını düşünüyor
musunuz?
Türkçede bir ifade vardır "abdestinden şüphesi
olmayanın namazından da şüphesi olmaz" diye. Biz Deva Partisi adına bu
niyet, arzu, istek Sayın Cumhurbaşkanı'nın sözlerinden, ağzından dökülmemiş
olsa da uzunca bir süredir gözlemlenen bir şeydi. Ama Deva Partisi adına bir
kaygı duyduğumuzu ifade edemem. Ancak bir miktar tabii Deva Partisi'ndeki ben
dahil bazı arkadaşların AK Parti kökenli olmasından gelen bir "olağan
şüpheliler" dönüp önce bir İYİ Parti'ye bakmak gerekecek. Orada olan biten
ve muhtemelen olacak ve bitecek. Daha sonra da diğer partilere bakmak mümkün
olabilir.
Tabii bu çağrı önemli bir çağrı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti
geçmişte neredeyse bütün iktidarlar döneminde, dördü Erdoğan olmak üzere, en az
13 kere görüşmeler yoluyla PKK'yı silahsızlandırmaya çalışmış ama her birisi
kendine özgü bir hikayeyle bir şekilde başarılı olamamış. Bu girişimlerin
arasında uluslararası örneklere ya da literatüre en uygun olan belki Oslo idi.
Her biri için de dünya örneklerinden ve literatürden bazı anlatılar ve örneklerle
sadece milliyetçi seçmenin ve devlet bürokrasisinin sürece uyumu bariyerlerinin
kaldırılması açısından değil, Sayın Bahçeli'nin tarzından kaynaklanan bazı
etkileri olduğunu gözlemleyebilmek mümkün. Öcalan'ın bir çağrıda bulunabileceği
imkanından bahsetmesi gibi bir önceki son 2013 çözüm sürecinde yanılmıyorsam
40'ın üstünde İmralı trafiği yaşamıştı heyetler. Çoğunluğu sabit ama biraz da
değişken heyetler. Bu kez ikinci de bile bitirmek bir hedefti, üçüncüye kalınca
sanki uzamış gibi bir his oluştu. Hatta orada şöyle bir hoş detay var, cuma
günü açıklama bekleniyordu, perşembeye çekildi. Yani bu kadar dinamik, bu kadar
atipik bir sürecin nasıl gelişeceği, hangi nihai hedeflere nasıl ulaşacağı ve
bunun Türk siyaseti üzerindeki olası etkilerini konuşmak için doğrusu gözaltına
alınan müneccim kadar, astrolog kadar öngörü sahibi olmak gerekir.
Ama şöyle bir şey de yok mu? Çok özür dilerim sözünüzü
kestim ama bugüne kadar bir silahlı mücadelenin olması Türkiye'deki siyasi
partiler tarafından Kürt sorununa çözüm konusunda herhangi bir kelam etmeme,
bir söz söylememenin büyük ölçüde gerekçesi olmuştu. Şimdi haklısınız AKP ya da
MHP'nin çünkü birazdan Sayın Kurt'a da soracağım. Henüz bir yol haritası var mı
yok mu belli değil ama günün sonunda en azından PKK lideri Abdullah Öcalan'ın
böyle bir çağrı yapmış olması ve bilebildiğim kadarıyla PKK'nin de buna uyacağı
uyacak olması sizin gibi partiler için aslında iktidar ne yaparsa yapsın biz
muhalefet olarak artık silahlar ortada yoksa biz de politikalarımızı bu silah
gölgesinin kalktığı ortamda daha özgürce oluşturabiliriz zemini oluşmadı mı?
Dolayısıyla bu zeminde sizin bir Kürt politikanız nedir, Kürt sorununa çözüm
politikanız nedir? Aynı soruyu soracağım. Siz meseleyi kolektif ya da bireysel
haklar çerçevesinde görüyor musunuz? Hangisi daha sizin politikalarınıza yakın?
Bu minvalde bir cevap rica edeceğim.
Teşekkür ediyorum. Bu çağrının Türk ve Kürt siyasetinde
yaratacağı etkiler gerçekten inanılmaz derecede pozitif gözüküyor. Ancak bu
meselenin tehlikeli bir alan görüldüğü, bu mesele üzerine söz söylemenin
kolaylıkla PKK'yla ya da başka iddialarla lekelenebileceği bir dönemde dahi,
yani 2020 yılında Deva Partisi kendi parti programında Kürt meselesinin ana
parametrelerini çok büyük bir özgüvenle ele almış ve önerilerini getirmiş bir
partidir zaten. Bizim parti programımız hak ve özgürlüklerle başlar. Kürt
meselesi bağlamında da anayasal vatandaşlık, ana dilde eğitimin önündeki
engellerin kaldırılması, kültürel hakların geliştirilmesi ve güvence altına
alınması ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi noktasında çok net ifadeler var.
Bu ifadelerle de yetinmedikçe planları arasında hacim olarak, içerik olarak en
yüksek olanı temel hak ve özgürlükler eylem planıyla ifade edilen bu görüşleri
kuruluştan yaklaşık 18 ay sonra bu eylem planıyla bir kere daha teyit ettik.
Bu anlamda bizim için açılacak yeni bir alan olmayabilir.
Biz zaten bu konuda söyleyeceğimizi söylemişiz ve en önemlisi bütün bunlarla
birlikte genel başkanımız Sayın Ali Babacan birçok konuşmasında Kürt
meselesiyle çatışma çözümünün imkanlarını ayırmayı ve Kürt meselesi ile ilgili,
yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kendi vatandaşları ile ilgili yapması
gereken adımları herhangi bir silah bırakma şartına ve sürecine bağlamadan
yapması gerektiğini ifade etmiş bir partiyiz. Genel başkanımız ve birçok
arkadaşımız bunu ifade etmiştir.
Ancak bizim durumumuz ve pozisyonumuz bu. Ancak Türk
siyaseti açısından gerçekten çok ciddi ve önemli bir merhale geçiyor
olabiliriz. O da hem Türk siyasetçisi olup yani Türkiye'nin geneline hitap
etmeye çalışan, orijin olarak Türk olan siyasetçilerin bu meseleyi bildiği
halde bir devlet ve devlet bürokrasisini, iki milliyetçi seçmeni ürkütmek
kaygısıyla kendini doğal bir oto kontrole, doğal bir fren mekanizmasına tabi
tutması söz konusuydu. Bu önemli ölçüde kalkabilir. Şimdi kalktığı noktada
belli ki bir anayasa değişikliği gündeme gelecek. Dolayısıyla ben açıkçası
kişisel olarak Deva Partisi'nin bu konuda devletin kısıtlarının ötesinde
oldukça Türkiye şartlarında özgürlükçü bir Kürt politikası izlediğini
düşünenlerdenim.