TBMM Komisyonu: Beklentiler, İhtiyaçlar ve Gerçekçilik - 04.09.2025
04.09.2025
Bahçeli’nin
Daveti
Milliyetçi
Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin 18 Mayıs 2025 tarihli
çağrısı, “Yeni Yüzyılın Terörsüz Türkiye Stratejisi; Millî Birlik ve Dayanışma
Komisyonu” isimli, 100 üyeli ve salt çoğunlukla karar alacak bir komisyon
kurulmasını öngörüyordu.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş’un iki ayı bulan titiz işçiliği ve
muhalefetin taleplerini merkeze alan esnek yaklaşımı sonucunda, komisyon, 25
Temmuz 2025 tarihinde yapılan yazılı davet üzerine ilk toplantısını 5 Ağustos 2025’te
gerçekleştirdi.
Numan
Kurtulmuş’un komisyonunun ismi, üye sayısı, karar alma yeter sayısı gibi
başlıklarda gösterdiği esnekliğe mukabil, muhalefet de komisyonun kanunla
kurulması talebinde ısrarcı olmayarak, Meclis Başkanlığının kararıyla hayata geçirilen,
çalışma usul ve esaslarını kendisi üretecek olan bu komisyona katılım gösterdi.
Komisyon’un
Kuruluşu
Komisyon’un
titizlikle yürütülen kuruluş süreci siyasi diplomasi için iyi bir örnek
oluşturdu. Üye sayısından komisyonun ismine, karar yeter sayısından çalışma
usullerine kadar birçok başlıkta, yakın tarihte görülmemiş bir şekilde
gösterilen esneklik; sürece katılımın ve mutabakatın önünü açarak, demokratik
bir zeminin inşa edilmesini sağladı.
Muhalefetin
talepleri dikkate alınarak belirlenen 51 üyeli çağrı listesinden, davet
mektubunda yazılı şekliyle AK Parti 21, MHP 4, CHP 10, DEM Parti 4, Yeni Yol
Grubu 3, TİP 1, EMEP 1, Yeniden Refah 1, HÜDA-PAR 1, DSP 1 üye ile çağrıya
icabet etti. 3 üye ile davet edilen İYİ
Parti ilk iki toplantıya katılmayınca, boşalan üyelikler AK Parti, Cumhuriyet
Halk Partisi ve DEM Parti’den birer üye eklenerek komisyonun üye sayısı 51’e
tamamlanmış oldu. Bu noktada çatışma çözümü süreçlerinde uygulanan “boş
sandalye ilkesi” teklifimiz kabul görmedi. Bu teklifimiz, İYİ Parti’ye ayrılan
sandalyelerin oturma düzeninde fiziken boş tutulması ve istedikleri an
katılımlarının mümkün kılınmasını içeriyordu.
Herkes
İçin Farklı Bir Anlam
Komisyon’un
kurulması, süreci Türkiye Büyük Millet Meclisi zeminine taşımaya çalışan muhalefetin
çağrılarına bir yanıt; 2013’te olduğu gibi Meclis’i devrede tutmak isteyen
İmralı’nın taleplerine bir karşılık; örgütün feshi sonrası örgüt üyelerinin
hukuki statüsünü belirleyecek Eve Dönüş Yasası’nın riskini muhalefetle
paylaşmak isteyen iktidar için de rahatlatıcı bir mekanizma işlevi gördü.
Komisyon
ismine muhalefetin önerileri doğrultusunda demokrasi kelimesi eklendi ve “Millî
Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” ismini aldı. Komisyon’a sunulan
çalışma usul ve esaslarına dair taslak metinde; Komisyon’un beşte üç çoğunlukla
karar alması, toplantıların aleniyetinin esas olması, basının toplantıları
takip edebilmesi, tutanakların düzenli olarak yayınlanması, Meclis Başkanı’nın
gündemi belirlerken partilerin görüşlerini dikkate alması gibi hususlar
muhalefetin önerileri ile değiştirilerek oybirliği ile onaylanmış oldu.
Komisyon’un
İşlevselliği
İmralı’nın,
iktidarın ve muhalefetin farklı açılardan ihtiyaçlarını karşılayan bu Komisyon,
Eve Dönüş Yasası amacıyla kurulmuş olsa da muhalefet için, iktidar ile iletişim
ve müzakere zemini sağlayarak; hukuk, özgürlük ve demokratik iyileştirmeler
için iktidar üzerinde bir baskı aracına dönüştürme imkânı da veriyor. Komisyon,
atipik bir süreçte barış süreçlerinin toplumsallaştırılması bağlamında ortaya
çıkan ve muhtemelen benzeri de oluşmayacak bir mekanizma niteliğini taşıyor.
Millî
Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun, süreç için dönüm noktası
olduğu kadar, parlamenter demokrasimiz için de özel bir tecrübe oluşturacağı
anlaşılıyor. Geride kalan yedi toplantıdan sonra Komisyon’un güçlü bir siyasi
zemin üzerinde, yapıcı bir müzakere ve iletişim platformuna dönüştüğü
söylenebilir.
Komisyon;
MİT, İmralı ve Kandil üçgeninde ele alınan bir meselenin, siyaset kurumuna
taşınması açısından da önemli bir işlev görüyor. Başta DEVA Partisi Genel
Başkanı Ali Babacan ve diğer muhalefet liderleri tarafından ısrarla talep
edilen, Meclis’te genel görüşme açılması, devlet kurumlarının Türkiye Büyük
Millet Meclisi üyeleri ve siyasi partileri bilgilendirmesi talebi bu Komisyon
ile karşılanmış oldu. Böylelikle DEM Parti ve İmralı heyetlerinin tek yönlü
yürüttüğü bilgilendirme ziyaretlerine siyasi iktidar ve devlet kurumları da
dahil olarak süreç, göreceli daha açık ve şeffaf bir siyasi demokratik zemine
kavuşmuş oldu.
Komisyon’dan
Beklentiler
Devletin
ve İmralı’nın Komisyon’dan beklentisi neredeyse yalnızca Eve Dönüş Yasası iken,
toplumun talepleri bundan çok daha fazlasıdır. Son dönemlerde yaşanan
otoriterleşme, yargı süreçlerindeki sorunlar ve hukuk devletindeki gerilemeler;
toplumun farklı kesimlerinin seslerini duyurmak, iktidar üzerinde baskı
oluşturmak ve somut sonuçlar almak için Komisyon’a yönelmesine yol açmıştır.
İstanbul’daki
yargı soruşturmalarını gündemde tutmayı sürdüren Cumhuriyet Halk Partisi ve
aile dayanışma ağları; işe geri dönmeyi bekleyen KHK’lılar; basit gerekçelerle
yargılanan veya FETÖ’den mahkûm olmuş aileler; kursiyer teğmenler ve 15 Temmuz
darbesine fiilen karışmamış askeri öğrenciler; TCK 158 için çalışma yürüten
gruplar; Covid yasasında eşitlik bekleyenler ve infaz yasasında düzenleme talep
eden diğer gruplar, Komisyon üzerinde siyasi baskı oluşturma çabası
içerisindedir.
Türkiye’nin
temel ihtiyacı, herkes için daha fazla demokrasi, özgürlük ve adalettir.
Komisyon, sağduyu ve rasyonalite temelinde işletilirse, yalnızca sürecin
gerektirdiği yasal düzenlemeyi sağlamakla kalmayacak; toplumsal barış ve ortak
gelecek için de güçlü bir fırsat yaratacaktır. Bu süreçte DEVA Partisi, Saadet
Partisi ve Gelecek Partisi adına üyelerimiz Bülent Kaya, Mustafa Bilici ve ben,
sürecin ihtiyaçları ile toplumsal beklentiler arasındaki optimum dengeyi iki
temel mottoyla özetlemeye çalıştık: Sürecin bir yasaya; toplumun ise daha fazla
hukuk, demokrasi, özgürlük ve adalete ihtiyacı var. Herkes için adalet, herkes
için özgürlük, herkes için demokrasi, sürece olan güveni artırırken, toplumun
da ihtiyaçlarını karşılayacaktır.
Komisyon
ve Müzakere Kültürü
Komisyon’a
üye veren tüm partiler ve hatta üye vermeyenler de terörden, şiddetten ve
silahtan arındırılmış bir Türkiye hedefini desteklediği için burada yer almakta
ve süreci desteklemektedir. Yöntemler, perspektifler ve öncelikler farklılık
gösterebilir. Ancak bu farklılıklar, ortak hedefte buluşma gerekliliği ve
ihtiyacını değiştirmez. Hatta farklılıklar doğru şekilde yönetildiğinde en
yüksek düzeyde ortaklaşma için bir fırsata dönüşebilir.
Komisyon
çalışmalarının temkinli, ölçülü, kapsayıcı ve sağduyulu bir şekilde yürütülmesi
Türkiye’nin karmaşık toplumsal dinamiklerine kalıcı ve etkili çözümler sunabilir.
Komisyon’da uzlaşmaya açık bir atmosferin varlığı son derece umut vericidir. 11
siyasi partiden 51 milletvekilinin her hafta aynı masa etrafında toplanarak
ortak bir zeminde buluşabilmesi, Türkiye’nin mevcut siyasi çeşitliliği ve
toplumsal hassasiyetleri dikkate alındığında nadir rastlanan ve oldukça değerli
bir durumdur. Görüşler açıkça dile getirilmekte, karşıt fikirler kayda
geçmekte, müzakere kültürü pekişmektedir.
Komisyon
ve Etkileşim
Bu
tablo, Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu sağduyu ve ortak aklın inşası yolunda
atılmış önemli bir adımdır. İlk bakışta sıradan görünse de birbirinden farklı
51 kişinin Komisyon’da haftada iki kez, günde 7-8 boyunca aynı sosyal ortamda
bir araya gelmesi dahi bu dönemin en çok ihtiyaç duyduğu birbirini tanıma,
anlama ve etkileşim için büyük bir fırsat sunmaktadır.
Komisyon
ve İki Tartışma
Komisyon’un
şu ana kadar yaşadığı tek negatif tecrübe, Barış Anneleri’nin Kürtçe konuşma
talebindeki ısrarına olumlu cevap verilmemiş olmasıdır. İç Tüzüğe tabi olmayan
bir toplantıda Barış Anneleri’nin kendini daha rahat ifade edebileceği bir
dilde konuşabilmeleri şüphesiz insani ve hukuki bir haktır. Bu talebi
karşılamak sürecin ruhuna uygun bir adım olurdu ancak çeşitli gerekçelerle bu
esnekliğiliğin gösterilmemesi, bu durumu eleştiren Komisyon üyeleri tarafından
bir krize dönüştürülmeden, itirazların kayda geçirilmesi ile aşılmış oldu.
Komisyon
hakkındaki en önemli tartışma ise ikinci toplantıda alınan gizlilik kararı
oldu. Oysa gizlilik kararı çalışma usul ve esaslarında bunu düzenleyen madde
gibi oy birliği ile alınmıştı. Ve MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın sunumu bu
kararın ne kadar doğru ve yerinde olduğunu gösterdi.
Komisyon
Dinlemeleri
Komisyon
Başkanı Numan Kurtulmuş’un ilk toplantıda yaptığı açık çağrının ardından siyasi
partiler ve komisyon üyeleri; dinlenmesini önerdikleri bilim insanları, sivil
toplum örgütleri, mağdurlar, siyasetçiler ve bürokratlar gibi geniş bir listeyi
komisyon başkanlığına sunmuş oldu. Yeni Yol Grubumuzun çalışma-dinlemelere dair
gruplandırması ve uzman listesine ait metni yazının altında görebilirsiniz
(Ek-1: Yeni Yol Grubu Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Gündem
Önerisi). Grubumuz 5 ana başlıkta dinleme-çalışma, 8 başlıkta da uzman,
akademisyen, mağdur, bürokrat ve siyasetçi listesi verdi. Komisyon Başkanı’nın,
muhalefetten gelen talepleri dikkate alarak gündem ve davetli listeleri
hazırladığı görülmektedir.
Meclis
Başkanları
Komisyonu’nun
son toplantısı, yakın dönem siyasetin hafızasını temsil eden önemli bir
buluşmaya sahne oldu. Türkiye’nin yakın tarihine tanıklık etmiş eski 10 TBMM
Başkanı, Komisyon tarafından tek tek dinlendi. 20’nci dönemden 29’uncu döneme
kadar görev yapmış; Hikmet Çetin’den Mustafa Şentop’a uzanan bu isimler sadece
dönemlerinin değil, Türkiye’nin geçirdiği siyasal dönüşümlerin de birer tanığı.
Komisyon’un bu isimleri dinlemesi, siyasi kültür ve toplumsal barış açısından
da büyük önem taşıyor. Bir ömürden sadır
olan birikim; krizlerin, uzlaşmaların ve kırılma anlarının perde arkasını da
gün yüzüne çıkarıyor. Bu toplantı hem geçmişi anlamak hem de geleceği inşa
etmek adına oldukça kıymetli iken devlet tecrübesinin meseleye ne denli ciddi
ve yapıcı yaklaştığını da gözler önüne serdi. Başkanların bir kısmı usule
ilişkin önerileri bulunmakla yetinirken Hikmet Çetin, Ömer İzgi, Bülent Arınç
esasa dair değerlendirmeler ve radikal önerileri bulunmaktan kaçınmadı.
Önceki
TBMM Çalışmaları
Komisyon’un
odak noktası ve çalışma süresi beklenilen bütün dinlemeleri yapmasına imkân
vermeyecektir. Bu çalışmamın geçmişte kurulan ve önemli toplumsal meseleleri
ele alan çeşitli araştırma komisyonlarının birikimleriyle desteklenmesi büyük
önem taşımaktadır. Faili Meçhul Siyasi Cinayetleri Araştırma Komisyon’undan
Susurluk Komisyonu’na, zorla yerinden edilen yurttaşların sorunlarına odaklanan
komisyonlardan darbeleri araştırma komisyonuna kadar birçok komisyonun sadece
raporları değil tutanakları da komisyon kaydına alınarak bu hafıza transferi
gerçekleştirilebilir (Ek-2: TBMM’de Özel Bir Amaç İçin Kurulan Komisyonlar).
Aileler
ve Anneler
Komisyon
şu ana kadar Şehit aileleri, Gaziler, Diyarbakır Anneleri, Cumartesi Anneleri
ve Barış Anneleri İnisiyatifi gibi toplumun farklı kesimlerinden gelen
temsilcileri dinledi. Cumartesi Anneleri ile Barış Anneleri ya da şehit ve gazi
aileleriyle bir polemik oluşmaması için soru sorulmaması ve konuşmalar hakkında
yorumda bulunulmaması ilkesi, sonrasında genişleyerek tüm oturumlarda uygulanan
bir prensibe dönüştü. Kimsenin sözünün kesilmeden söylediklerinin tutanağa
geçirilmesi ve anlatıların müzakereye açılmaması üyeler ile konuşmacılar
arasında bir tartışma zemini oluşmasını engellemesi açısından doğru bir karar
olarak değerlendirilmektedir. Bu tutum, elbette söylenen her düşüncenin
benimsendiği anlamına gelmez. Ancak ifadelerin Meclis tutanaklarına geçmesi (Tutanakları okumak için: Millî
Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Tutanakları),
toplumsal hafızanın oluşması ve farklı bakış açılarının kayda geçirilmesi açısından
büyük önem taşıyor. Komisyon dinlemeleri, şehir meydanında ya da köy kahvesinde
herkesin içtenlikle konuştuğu; destek, eleştiri, öneri ve kaygılarını sunduğu
siyasetin agorası işlevi görüyor. Herkesin kendini özgürce ifade edebildiği bir
alan yaratılıyor. Komisyon bu yönüyle, barış süreçlerinin vazgeçilmez unsuru
olan toplumsallaşma ve katılım mekanizmasına dönüşüyor. Meraklısına bu
tutanakların mutlaka okunmasını öneririm.
Komisyon
ve Anayasa
Toplumun
farklı kesimlerinin Komisyon gündemini etkileme çabasında öne çıkan mevzular;
haksız gözaltı ve tutuklamalar, hasta tutuklular, KHK’lılar, FETÖ
yargılamaları, 15 Temmuz darbe sanığı askeri öğrenciler, çeşitli adli
suçlulardaki infaz düzenlemesi bekleyen mahkûm yakınları oldu.
Sürecin
başından beri rahatlama sağlayacak idari mekanizmaların gecikmeksizin devreye
sokulmasını, mevcut yasaların eksiksiz şekilde uygulanmasını, Yargıtay, AYM ve
AİHM kararlarının tavizsiz biçimde hayata geçirilmesini savunduk. Keza
yıllardır Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları hakkında yapılacak yasal ve Anayasal
düzenlemelerin bir terör örgütünün yapacağı veya yapmayacağı eylemlere rehin
edilemeyeceğini, yaratılıştan gelen ve hukuk devletinin gereği olan tüm
hakların tanınması gerektiğini savunduk.
Komisyon
zemini, demokratikleşmeye dair temel meselelerin ifadesi açısından bir fırsat
olsa da 100 yıllık sorunları, görev süresi sınırlı (31 Aralık 2025) ve sürece
dair sorumluluğu olan bir komisyonun çözmesini beklemenin gerçekçi olmayacağı
aşikardır.
Diğer
yandan, süreçten Erdoğan’ın bir kez daha seçilmesini kolaylaştıracak bir
Anayasa değişikliği çıkacağı kaygısında olan toplum kesimlerini rahatlatmak
için Cumhuriyet Halk Partisi’nin ısrarıyla bu Komisyon’un yeni bir Anayasa
Komisyonu olmayacağı yönünde temel bir karar alındı ve bu Komisyon Başkanı
tarafından da defalarca vurgulandı.
Anayasaya
dair hiçbir görüşmenin yapılmayacağı ortadayken bu Komisyon’un gerçek bir
demokratikleşme komisyonuna dönüşmesi beklenemez. Üstelik Anayasal
değişikliklere dair daraltıcı yaklaşım, iktidar tarafından değil muhalefet
tarafından Komisyon’a bir şart olarak ileri sürülmüş ve bu, iktidar cenahında
da kabul görmüştür.
Küçük
Adımlarla Süreci Rahatlatmak
Peki,
bu Komisyon’dan ne beklemeliyiz? Taraflar kendine mahsus bir modelle bu süreci
yürütüyor. Komisyon’un görev süresi sınırlı, toplumun beklentisi ise oldukça
yüksek. Eğer Komisyon’un çalışmaları veya etkisi yalnızca Eve Dönüş Yasası ile
sınırlanırsa derin bir hayal kırıklığı yaşanabilir. Böyle bir hayal kırıklığı,
sürece olan güveni de olumsuz etkileyecektir. Bu çalışmaları toplumsal barışa
giden yolun ilk basamağı haline getirmek mümkündür. Bunun için iktidarın ve muhalefetin
sorumluluk alması ve toplumun farklı kesimlerinden gelen taleplerin dikkate
alınması şarttır.
Hasta
tutuklu ve hükümlülerle ilgili, bu kişilerin hastane ve ev arasında hareket
edebilecekleri bir modelle tahliye edilmeleri, CHP ile ilgili soruşturmaların
gözaltı ve tutuklama furyasına dönüştürülmeden yürütülmesi, iddianamelerin
gecikmeden yazılması, FETÖ yargılamalarında AİHM ve Anayasa Mahkemesi’nin ihlal
tespit ettiği temel kriterlere riayet edilmesi, hakkında soruşturma olmayan
veyahut da kesinleşmiş takipsizlik veya beraat kararı alan KHK’lıların görevine
dönmesinin başlaması gibi basit adımlar toplumu rahatlatacak ve sürece güveni
arttıracaktır.
Böylelikle
bir örgüte veya toplumun bir kesimine yönelik bir süreçten ziyade, iç cepheyi
tahrip eden uygulamalardan vazgeçilerek herkesin daha fazla hukuk, demokrasi ve
özgürlüğe kavuşacağı yönünde kuvvetli bir kanaat oluşturulabilir. Bu kanaat,
sadece sürecin nihai hedefi olan Terörsüz Türkiye’ye değil, aynı zamanda
sürecin gereği olan yasal ve yapısal reformlara desteğe de dönüşebilir.
Ne
Olacak?
İşleyiş
biçimi ve gösterdiği esneklik umut verici olsa da Komisyon’dan, Eve Dönüş Yasası,
yargıdaki dönemsel rahatlamalar ve nihai raporda yer alacak siyasal ve felsefi
perspektiflerin ötesinde adımlar beklemek gerçekçi değildir. Yüksek beklentiler
kaçınılmaz olarak hayal kırıklığı yaratır. Komisyon, Türkiye’nin yüzyıllık
karmaşık meselelerini 31 Aralık 2025’e kadar kökten çözecek güçte değildir ve
kapsamlı beklentiler gerçeği yansıtmayacaktır.
Bu
sürecin temel ihtiyacı, kuşkusuz ki örgütün tasfiyesi ve üyelerinin hukuki
durumuna ilişkin yasal düzenlemelerdir. Toplumun da ihtiyacı; normalleşmenin
sağlanması, demokratikleşmenin derinleştirilmesi, özgürlük alanlarının
genişletilmesi ve hukuk devletinin uygulamada ve mevzuatta güvence altına
alınmasıdır.
Olası
bir Eve Dönüş Yasası’nın örgütün dağ kadroları, cezaevindeki tutuklu ve hükümlüler
ve ülkeyi terk etmiş olanlar için nasıl düzenlemeler getireceği, hukuki statü
dışında, ekonomik, sosyal, siyasal yaşama katılım açısından belli modeller
içerip içermeyeceği de muhtemelen Ekim ayı başındaki mevzuat tartışmaları
esnasında açığa çıkacaktır.
Ek-1:
Yeni Yol Grubu Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Gündem Önerisi
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
YENİ YOL GRUBU
MİLLÎ DAYANIŞMA KARDEŞLİK VE DEMOKRASİ
KOMİSYONU GÜNDEM ÖNERİSİ
Komisyon
çalışmalarının 4 ana gündem başlığı altında işlenmesini öneriyoruz.
1)
Örgütün Feshi ve Silahsızlandırılması Sürecinin Takibi: İdari Tedbirler ile
Yasal Düzenleme
PKK’nin
örgütsel varlığına son vererek silah bırakacağını ifade ettiği süreçte örgütsel
varlığın tamamen sona erdirilmesi, silahın tamamen terkedildiği süreci
komisyonumuzun odak noktasıdır. Bu itibarla bu sürecin kalıcı bir başarıya
ulaşması için alınması gereken idari tedbirler ve ihtiyaç duyulacak yasal
düzenlemelerin neler olacağı konusunda bir gündem başlığı açılmalıdır. Ayrıca
sürecin nasıl ilerlediğine dair, güvenlik bürokrasisinden düzenli bilgi akışı,
rapor ve gözlemlemeler ile sürecin gidişatı ve aksayan yönleri tespit edilerek
alınması gereken tedbirlerin önerilmesi de bu gündem başlığı altında takip edilmelidir.
2)
Hafıza, Tecrübe ve Birikim Aktarımları İçin Komisyonun Yapacağı Dinlemeler
Bu
gündem başlığı altında Türkiye’nin şiddet ve çatışma süreçleri, hukuk, adalet
ve demokrasi açıkları kapsamında bir hafızayı, yaşanmışlıkları, mağduriyetleri,
bilgi ve birikimi komisyona ve kamuoyuna aktararak bir fikri zeminin alt yapısı
oluşturulması hedeflenmelidir.
Bu
kapsamda süreçlerde tecrübe ve deneyimleri olan devlet adamları ve bürokratlar
ile süreçlerin mağduru olan kesimler, sivil toplum kuruluşları ve akademisyenler
ile kanaat önderleri komisyona davet edilerek dinlenmeleri temin edilebileceği
gibi bu kişilerden komisyonun çalışma usul ve esaslarına dair yönergenin 8.
Maddesine uygun olarak uzman/danışman olarak görevlendirilmeleri, belirlenecek
konularda rapor ve mütalaa hazırlatılması, kamuoyunun süreçlere ve komisyon
çalışmalarına dair kanaatlerinin ölçüm ve raporlanması, ele alınacak konularda
komisyonun karar altına almayı düşündüğü alanlarda teknik çalışmalar yapmak
şeklinde istifade edilebilir.
3)
Sürecin Anlatılması ve Toplumsallaşmasının Sağlanması
Ülkemizde
yaşayan farklı toplumsal kesimler ile sürecin tüm yalınlığı ile paylaşılarak
ortak akıl ve ortak vicdan doğrultusunda toplumsal uzlaşı ve desteğin
sağlanması. Bu kapsamda ülkenin dinamik şehirlerinde toplantılar temin
edilmesi, sembolik ziyaretlerin yapılması, üniversiteler ve sivil toplum
kuruluşları ile düzenlenecek etkinliklerle sürecin doğru anlatılması ve
toplumsal desteğin oluşturulması amaçlanmalıdır.
Bu
kapsamda TBMM Başkanlığının komisyon ile ilgili bir iletişim birimi kurması ve
kamuoyunun komisyon ve süreç ile ilgili doğrudan ve etkili bir şekilde
bilgilendirilmesinin temin edilmesi sağlanmalıdır. Siyasi partilerin ülke
genelinde süreç ile ilgili yapacakları ortak programlarla da toplumsal
bütünleşmenin sağlanması temin edilmelidir.
4)
Hukuk Devleti ve Demokratikleşme: İdari Tedbirler ile Yasal Düzenleme
Ülkemizin
kronik darbe sorunları, 40 yılı aşkın silah, şiddet ve çatışma ortamı
beraberinde hukuk ve demokrasi alanında eksiklikler meydana getirmiş ve bu
eksikliklerin bir kısmı da maalesef kalıcı hale gelmiştir. Bu kapsamda
ülkemizde oluşan hukuk, adalet ve demokrasi açığı alanlarının tespit edilerek
raporlaştırılması, ilgili kurum ve kuruluşlara gönderilmesi idari ve mevzuat
açısından yapılması gereken işlerin tavsiye edilmesi komisyonun bir diğer
gündem maddesi olmalıdır. Örgütün silahlı varlığına son vererek silahları
bırakmasının kalıcı hale gelmesi ve bu sürece dair atılacak adımların toplumsal
güven ile desteklenebilmesi hukuk, adalet ve demokratikleşme alanında atılacak
adımlarla eşgüdümlüdür.
Bu
gündem başlıklarında istifade edilecek kişi, kurum ve kuruluşlar ekte 8 ana
başlıkta tasnif edilerek belirlenmiştir. İlgili alanlarda belirtilen kişi ve
kurumların ihtiyaca göre komisyona davet edilerek dinlenmeleri, komisyonun
çalışma usul ve esaslarına dair yönergenin 8. Maddesine uygun olarak
uzman/danışman olarak görevlendirilmeleri, belirlenecek konularda rapor ve
mütalaa hazırlatılması, kamuoyunun süreçlere ve komisyon çalışmalarına dair
kanaatlerinin ölçüm ve raporlanması, ele alınacak konularda komisyonun karar
altına almayı düşündüğü alanlarda teknik çalışmalar yapılması sureti ile
istifadesi mümkün olacaktır.
Yeni
Yol Grubu Adına
Bülent
KAYA İstanbul Milletvekili
Mehmet
Emin EKMEN Mersin Milletvekili
Mustafa
BİLİCİ İzmir Milletvekili
1. Türkiye’nin Çözüm
Süreci Deneyimi, Bölgesel Bağlam: Siyasiler ve Bürokratlar
● Abdullah Gül
● Cemil Çiçek
● Hikmet Çetin
● Ahmet Davutoğlu
●
Adnan Boynukara
● Beşir Atalay
● Bülent Arınç
● Cevat Öneş
● Efkan Ala
● Emre Taner
● Işık Koşaner
● Muhammet Dervişoğlu
● Sadullah Ergin
● Yalçın Akdoğan
Bölgesel Bağlam:
● Ali Murat Yel, Prof. Dr.
● Eldar Hasanoğlu, Doç. Dr.
● Mahmut Erol, Prof. Dr.
● Murat Erdoğan, Prof. Dr.
● Naci Koru
● Feridun Sinirlioğlu
● Serhat Erkmen, Prof. Dr.
2. Örgütün Feshi,
Silahsızlanma, Toplumsal Yaşama Uyum, Çatışma Çözümü Uzmanları
● Alparslan Özerdem, Dr.
● Ayşe Betül Çelik, Prof. Dr.
● Bekir Biçer, Prof. Dr. (Tarihsel bağlam)
● Cuma Çiçek, Dr.
● Esra Çuhadar, Doç. Dr.
● Esra Elmas, Dr.
● Fatih Ulusoy, Büyükelçi (Moro Arabulucu)
●
Hamit Bozarslan, Prof. Dr.
● Hüseyin Oruç (Moro Arabulucu)
● İzzet Akyol
● Kezban Hatemi
● Mahmut Akpınar, Prof. Dr. (Tarihsel bağlam)
● Mesut Yeğen, Prof. Dr.
● Tarık Tuncay, Prof. Dr.
● Vahap Coşkun, Doç. Dr.
● Yakın Ertürk, Prof. Dr.
● Yılmaz Ensaroğlu
3. Hukuk ve Mevzuat
Reformu Uzmanları
● Başak Çalı, Doç. Dr. – Uluslararası İnsan
Hakları Hukuku
● Fazıl Hüsnü Erdem, Prof. Dr. – Anayasa
Hukuku, Çözüm Süreci Reform Önerileri
● Gülçin Avşar – Hafıza Merkezi Çalışmaları
● İzzet Özgenç, Prof. Dr. – Ceza Hukuku
● Kerem Altıparmak, Prof. Dr. – İnsan Hakları
Hukuku, AİHM Uyumu
● Levent Korkut, Prof. Dr. – İnsan Hakları
Hukuku, TMK Reformu
● Osman Can, Prof. Dr. – Anayasa Hukuku, Yargı
Bağımsızlığı
● Sevtap Yokuş, Prof. Dr. – Anayasa Hukuku,
İnsan Hakları
● Zühtü Arslan, Prof. Dr. – Anayasa Hukuku
4. Sivil Toplum, Düşünce
ve Hak Temelli Kuruluşlar
● Akdeniz Kadın Arabulucular Ağı
● Ankara Enstitüsü
● Anayasa Hukuku Araştırmaları Derneği
● Barış İçin Toplumsal Girişim
● Barış Vakfı
● Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi Derneği
(DITAM)
● Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar
Derneği (DISA)
● Ekopolitik
● Hak İnisiyatifi Derneği
● Hakikat Adalet Hafıza Merkezi
● Hrant Dink Vakfı
● İnsan Hakları Derneği (İHD)
● İnsani Yardım Vakfı
● KHK’lı Platformları Birliği
● Kürt Çalışmaları Merkezi
● Mazlum-Der
● Mezopotamya Vakfı
● Rawest
● Tahir Elçi Vakfı
● Toplumsal Bellek Platformu
● Türkiye Demokrasi Platformu
● Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV)
● Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi
● Veri Enstitüsü
5. Çatışmalardan Birinci
Elden Etkilenen Gruplar
● Şehit ve Gazi Aileleri ve Dernekleri
● Güvenlik Korucuları Dernekleri ve
Temsilcileri
● Aybüke Yalçın, Eren Bülbül, Fethi Sekin ve
benzeri sivil şehitlerin aileleri
● Diyarbakır Anneleri
● Barış Anneleri İnisiyatifi
● Cumartesi Anneleri
● Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden
Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MEBYA-DER)
● Roboski Aileleri
6. Yerel Yönetim ve
Demokratikleşme
● Türkiye Belediyeler Birliği
● Güneydoğu Anadolu Belediyeler Birliği
● Marmara Belediyeler Birliği
● Dicle Kalkınma Ajansı (DİKA)
7. Barolar ve Hukuk
Kurumları
● Türkiye Barolar Birliği
● İstanbul Barosu
● Ankara Barosu
● Diyarbakır Barosu
● Van Barosu
8. İş Dünyası ve Ekonomik
Entegrasyon
● Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası
● Kadın Kooperatifleri Birliği
● MÜSİAD (Müstakil Sanayici ve İşadamları
Derneği)
● TIKAD (Türkiye İş Kadınları Derneği)
● TOBB (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği)
● TÜSİAD (Türk Sanayicileri ve İş İnsanları
Derneği)
Ek-2:
TBMM’de Özel Bir Amaç İçin Kurulan Komisyonlar
TÜRKİYE
BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıda listesi
verilen komisyon çalışmalarına dair raporların, tüm dinleme ile çalışma
tutanaklarının Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz kayıtlarına
alınmasını ve yapılacak raporlamalarda bunlardan yararlanılmasını talep ederiz.
Mehmet Emin
EKMEN Mustafa
BİLİCİ
Mersin Milletvekili İzmir
Milletvekili
TBMM’de
Özel Bir Amaç İçin Kurulan Komisyonlar
1)
Faili Meçhul Siyasi
Cinayetleri Araştırma Komisyonu (5 Mayıs 1993)
2)
Madımak Komisyonu
(Temmuz 1993)
3)
Güneydoğu'da Uzun Süreden Beri Cereyan Eden Olayları Yerinde
İncelemek ve Alınması Gerekli Tedbirleri Türkiye Büyük Millet Meclisine ve
İlgili Mercilere İletmek ve Memleketimizin Birlik ve Beraberliğinin
Sağlanmasına Katkıda Bulunmak Üzere Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu (Temmuz
1993)
4)
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde Meydana Gelen
Olayları Araştırarak Alınması Gereken Tedbirleri Belirlemek Amacıyla Kurulan
Meclis Araştırması Komisyonu (1994)
5)
9 Şubat 1996 tarihli
doğu ve güneydoğu Anadolu’da boşaltılan yerleşim birimleri nedeniyle göç eden
yurttaşlarımızın sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin tespit
edilmesi amacıyla bir meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi esas
numaralı meclis araştırması komisyonu raporu.
6)
Yasadışı Örgütlerin
Devletle Olan Bağlantıları ile Susurluk'ta Meydana Gelen Kaza Olayının ve
Arkasındaki İlişkilerin Aydınlığa Kavuşturulması Amacıyla Meclis Araştırması
Komisyonu (12 Kasım 1996)
7)
Geçmişte zorla
yerinden edinilen vatandaşlarımızın sorunlarının konuşulduğu 96 tarihli
Komisyon (12 Şubat 1997)
8)
Polis Tarafından Dinlenen
Telefonlar Hakkındaki İddiaları Araştırmak Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması
Komisyonu (27 Şubat 1997)
9)
Uğur
Mumcu Cinayetinin Açıklığa Kavuşturulması Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması
Komisyonu (Temmuz 1997)
10)
Hakkari
Merkez, Yüksekova ve Şemdinli İlçelerinde Meydana Gelen Olayların Araştırılması
Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu (2005)
11)
Darbeleri Araştırma
Komisyonu (2 Mayıs 2012)
-
10 üyeden oluşan Heyet
(Süleyman DEMİREL ve 10 Komisyon Üyesinin Yaptığı Görüşme)
-
27 Mayıs 1960 Alt
Komisyonu (60 Darbesi 71 Muhtırasını İnceleyen Alt Komisyon)
-
12 Eylül 1980 Alt
Komisyonu
-
28 Şubat 1997 Alt
Komisyonu
12)
Dilekçe Dersim Alt
Komisyonu (2012)
13)
Toplumsal Barış
Yollarının Araştırılması ve Çözüm Komisyonu (8 Mayıs 2013)
14)
Diyarbakır 5 No.lu
Cezaevi Alt Komisyonu (17 Şubat 2016)
15)
15 Temmuz Darbe
Girişimini Araştırma Komisyonu (4 Ekim 2016
16)
Milli Kardeşlik,
Dayanışma ve Demokrasi Komisyonu (5 Ağustos 2025)