İçeriğe atla
Anasayfa / Çözüm Süreci / 17.12.2025
Çözüm Süreci 17 Aralık 2025

MİLLÎ DAYANIŞMA, KARDEŞLİK VE DEMOKRASİ KOMİSYONU - YENİ YOL GRUBU RAPORU

MİLLÎ DAYANIŞMA, KARDEŞLİK VE DEMOKRASİ KOMİSYONU - YENİ YOL GRUBU RAPORU

 

 

MİLLÎDAYANIŞMA,

 

KARDEŞLİK

 

VE

 

DEMOKRASİKOMİSYONU

 

 

YENİ YOL GRUBU RAPORU

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İÇİNDEKİLER

MİLLÎDAYANIŞMA,KARDEŞLİKVEDEMOKRASİKOMİSYONU.. 5

YENİ YOL GRUBU RAPORU.. 5

1. BÖLÜM: Süreç ve Komisyon Hakkında. 5

1.1. Giriş. 5

1.2. Raporun Metodolojisi5

1.3. SüreçleYarıştırılmayanDemokratikleşmePerspektifi5

1.4. Sürecin Toplumsallaşma İhtiyacı6

1.5. Sürecin Toplumsallaşmasına Engel Olan Uygulamalar6

1.6. Önceki Deneyimler ve Benzer Düzenlemeler7

1.7. Tecrübe Aktarımı8

1.8. Mevzuattaki Durum.. 9

1.8.1. Düzenleme İçin Temel İlkeler9

1.9. Örgütlerin Fiili ve Silahlı Varlığına Son Verme Hakkında Akademik ve Tecrübi Yaklaşımlar9

1.9.1. DDR’INTemelAşamaları10

1.9.2. Süreçlerde Temel Çerçeve. 10

1.9.3. Süreçlerin Yarattığı Riskler ve Fırsatlar11

1.9.4. Süreçlerin Biricikliği-Kendine Özgülüğü. 12

1.9.5. Yürütülen Sürecin Mimarisi12

1.9.6. Sürecin Yapısal Sorunu. 13

1.9.7. Komisyonun Yapısı ve Süresi13

1.10. GüvenArtırıcıAdımlar&İlgiliMevzuatınUyumlu Hale Getirilmesi13

1.10.1. Güven Arttırıcı Adımların Etkisi15

1.10.2. Güven Arttırıcı Adımların Süreci Güçlendirici Rolü. 15

2. BÖLÜM: Sürecin İhtiyacı: Yasal Düzenlemeler16

2.1. SüreceÖzgüBirÇerçeveKanun Çıkarılması16

2.1.1. Kanununamacıvekapsamıaçıkveölçülebilirolmalıdır16

2.1.2. SoruşturmaveKovuşturmaların AkıbetineDairDüzenlemeler17

2.1.3. CumhurbaşkanınaKapsayıcıFakatDenetlenebilirBirUygulamaYetkisiVerilmesi17

2.1.4. DemobilizasyonveToplumsalBütünleşmeProgramlarınınYasalÇerçevesi18

2.1.5. Psiko-sosyalDestekve Rehabilitasyon. 18

2.1.6. KamuDüzenininKorunmasıİçinAçıkHükümler18

2.1.7. BağımsızBirİzlemeveDenetimKomisyonu Kurulması18

2.1.8. SürecinSeçimDöngülerindenBağımsızİşletilmesi18

2.1.9. Yasama Önerileri için Sonuç:19

2.2. YeniveDaimîKomisyon İhtiyacı19

3. BÖLÜM: Hukuk-Adalet-Demokrasi-Özgürlüklere İlişkin Öneriler19

3.1. Temel Hak ve Hürriyetler Hukuk-Adalet-DemokrasiveÖzgürlükler20

3.1.1. Tarihi Müktesebatımız. 20

3.2. EvrenselStandartlarve Yükümlülükler20

3.3. SistemTartışmaları-Anayasa. 20

3.3.1. HürriyetEsaslıBirYaklaşım.. 21

3.3.2. İfadeÖzgürlüğü. 21

3.3.3. KuvvetlerAyrılığı21

3.3.4. İhlallerleEtkin Mücadele. 22

3.3.5. Anadili22

3.3.6. Vatandaşlık. 22

3.3.7. AİHM-AYM.. 22

3.3.8. Din ve VicdanÖzgürlüğü. 22

3.4. YerelYönetimlerve Kayyım.. 23

3.5. KamuDüzeni ve Güvenliği23

3.6. KöyKoruculuğu. 23

3.7. SiyasiPartilerYasası-SeçimYasası23

3.8. Eğitim.. 24

3.9. TürkCezaKanunu. 24

3.10. İnfazYasası25

3.11. TerörleMücadeleKanunu. 25

3.12. ToplantıGösterişYürüyüşHakkı25

3.13. MedyaÖzgürlüğü. 25

3.14. UygulamaSorunları25

3.15. Adil Yargılama İlkesi26

3.16. CezaevleriİdariGözlemKurulları26

EKLER:27

EK 1: Komisyon’a TBMM’nin Önceki Çalışmalarının Komisyon münderecatına alınması yönündeki başvuru. 28

EK 2: Akil İnsanlar Heyeti Raporları Hakkında. 30

EK 3: Türkiye’deGüvenlikveNormalleşmePolitikalarınınTarihselSeyri31

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

MİLLÎDAYANIŞMA,KARDEŞLİKVEDEMOKRASİKOMİSYONU

YENİ YOL GRUBU RAPORU

 

1. BÖLÜM: SÜREÇ VE KOMİSYON HAKKINDA

 

1.1. Giriş

Ekim2024tarihindebaşlayanPKK'nınfiilivesilahlıvarlığınasonverme sürecinin gerekliliklerini değerlendirmek, terörün Türkiye’nin gündeminden tamamen çıkartılması, toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi, millî birlik ve kardeşliğimizin pekiştirilmesi, özgürlük, demokrasi ve hukuk devleti alanlarında çalışmalar yapmak üzere TBMM’de Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu kurulmuştur. Komisyon çalışmalarını raporlama aşamasına gelmiştir.

Bu aşamada YENİ YOL GRUBU olarak sürecin gerektirdiği yasal düzenlemeler ve süreçten bağımsız olarak Temel Haklar-Hukuk-Adalet-Özgürlük-Demokrasi alanlarında ülkemizin ihtiyaçlarına dair bir perspektif ortaya koymak amacıyla bu rapor hazırlanmıştır.  

 1.2. Raporun Metodolojisi

YENİ YOL GRUBU olarak komisyon çalışmalarının nihai raporuna katkıda bulunmak ve Grubumuzun siyasi perspektifini Komisyon ve kamuoyu ile paylaşmak amacı ile bu rapor hazırlanmıştır.

Raporda metodolojik olarak süreç ve sürece esas sorunun tarihçesi, kök sebepleri, on yıllar boyu yaşananlar, yaşanmışlığın sosyolojik, siyasi, ekonomik  maliyetlerinden ziyade, içinde bulunduğumuz süreç ve sürecin gereklilikleri ile tüm toplumsal kesimlerin ihtiyaç duyduğu demokratikleşme ve yapısal dönüşüm önerilerine yer verilmiştir. Bu tercih, içinde bulunduğumuz sürecin gereklilikleri ve ihtiyaçları kadar, Komisyonun dinleme faaliyetlerinde ortaya çıkan talepler ile uyumlu bir ihtiyaçtan kaynaklanmıştır.

Grubumuz, sorunun tarihsel boyutu, sosyolojik dönüşümü ve daha birçok yönüne ilişkin anlatı ve belgelerin bu Komisyon ile bütünleşmesini temin etmek, TBMM çalışmaları ve devlet kayıtlarındaki tarihsel hafızayı ve sürekliliği sağlamak amacıyla TBMM’nin bugüne kadar yapmış olduğu çok sayıda komisyon çalışması ile 2013 Akil İnsanlar Heyeti raporlarının da kayıt altına alınmasını iki ayrı başvuru ile talep etmiştir. (EK-1, EK-2)

  1.3. SüreçleYarıştırılmayanDemokratikleşmePerspektifi

Öncelikle bir kezdahavurgulamakgerekir ki Türkiye’ninkatılımcı, özgürlükçü, güçler ayrımı ile denge ve denetlemeyi sağlayan, gerçek bir hukuk devletivasfına sahip bir sistemve yönetimanlayışına sahip olması her türlü süreçten bağımsız bir gerekliliktir.

Türkiye Cumhuriyeti; yasalar önünde ve uygulamada herkesin eşit olduğu, sınırları güvenli, kamu düzeni tesis edilmiş, anayasasının özgürlükçü ve dengeli, yönetimin hukuk ile bağlı olduğu,vatandaşlarınınözgür,eşitve refah içinde yaşadığıbirülkeolma yolunda eksikliklerini gidermelidir. Bunun için yasal düzenlemeye ihtiyaç duymayan idari uygulamalar hemen hayata geçirilmeli, yasal ve anayasal düzenlemeler TBMM tarafından yasalaştırılmalıdır.

Bu amaç doğrultusunda atılması gereken adımlar herhangi bir sürecin parçası ya da sürecin şartı olarak ele alınamaz. Siyaset kurumu bu konuda samimi bir tutum ortaya konulmalı, ve vatandaşlarının özlem duyduğu bu ihtiyaçları bir demokratikleşme reformu olarak ele almalı ve Türkiye’nin demokratikleşmesine katkıda bulunmalıdır.

  1.4. Sürecin Toplumsallaşma İhtiyacı

YENİ YOL GRUBU olarak PKK’nın fiili silahlı varlığına son verme sürecininsağlıklı, sonuç odaklı, topluma iyi anlatılan ve toplumsal rızanın gözetildiği bir süreç olarak ilerlemesi gerektiğin her vesile ile ifade etmekteyiz. Sürece toplumsal destek ve güvenin arttırılması kadar, sürece eleştirelvekaygılıyaklaşımlardakamusalalandagörünürolmalıdır. Eleştiri, kaygı, yaklaşım ve hissiyatlar iktidarortakları ve siyasi aktörlerin tamamı tarafından görülmeli ve ciddiyetle ele alınmalıdır.

Şu ana kadar bu yönde yapılan çalışmalar yetersiz kalmıştır. Özelikle Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın sürecin anlatısından kaçınması, meseleyi bir devlet projesi olarak sunup; sürece neden ihtiyaç duyulduğu, sürecin nasıl ilerleyeceği, böyle bir sürecin gerekleri, süreç başarılı olduğunda bunun devletimiz ve vatandaşlarımıza neler katacağı hususlarının anlatılmıyor oluşu sürecin toplumsallaşması ile ilgili en büyük eksikliktir. Aynı zamanda Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Genel Başkanı olduğu Adalet ve Kalkınma Partisine mensup siyasi aktörlerin de bu anlatıya katılmaması da sürecin toplumsallaşmasının önündeki bir diğer eksikliktir.  

Bu anlatı eksikliğinin sonucu olarak, atılan ve atılması gereken adımlara ilişkin toplumsal rıza üretilememiş ve kaçınılmaz olarak toplumsal güven istenen seviyelere gelmemiştir. 

  1.5. Sürecin Toplumsallaşmasını Engelleyen Uygulamalar

Ekim 2024 girişimi siyasi iktidarın son yıllardaki çizginin de etkisiyle temkinli bir iyimserlikle karşılanmıştır. Temkinli iyimserliğin yerini destek ve güvene bırakması vatandaşlarımızın temel beklentisine uygun şekilde, çağrıya esas olan tehdit analizi ve çağrının gereklerinin, her düşünceden her renkten vatandaşımızın devleti ile kucaklaşması ve bütünleşmesini sağlayarak giderilebilirdi.

Ancak bu beklentileri karşılamak yerine aradan geçen 14 ayda;

-    Kayyımuygulamalarınındevametmiş olması,

-    Hukuk güvenliği ve kişilerin masumiyeti ilkesinin yok sayılarak gözaltı ve tutuklamaların bir cezalandırma aracına dönüştürülmesi,

-    Soruşturmaların bir iletişim tekniği olarak medya aracılığıyla ve ceza usul hukukunun temel ilkeleri çiğnenerek yürütülmüş olması,

-    İfade özgürlüğünün ciddi şekilde zedelenerek sosyal medyada, sokakta görüş bildiren gazeteci, akademisyen ve vatandaşların tutuklanarak cezaevine gönderilmesi,

-    Anayasal bir hak olan toplantı, gösteri ve yürüyüş hakkının türlü bahaneler ve yer yer polis şiddeti uygulanarak engellenmesi,

-   Hastahükümlüvetutuklularlailgili taleplerin karşılanmamış olması,

-   Medya kuruluşlarına türlügerekçelerleelkonularakTMSF eliyle kamunun Türkiye’ninenbüyükmedyapatronuolması,

-   Medyanın RTÜKve yargı aracılığıyla baskıaltınaalınması,

-   Hakkında takipsizlikveberaatkararı verilenKHK’lıların dahi işeiadeedilmemeye devamında ısrar edilmesi,

-    AİHM ve Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu önemli kararların İlk Derece Mahkemeleri, İstinaf ve Yargıtay tarafından dikkate alınmaması ve bu hukuka aykırılığın siyasi iktidar tarafından desteklenmesi,

-    Bazı muhalif kesimlerin sistematik olarak adil yargılama hakkı ilkesinin ihlal edilerek yargılanması,

-    Siyasi partilerin kendi iç mekanizmaları ve seçim mevzuatına göre çözmesi gereken konuların soruşturmalar yoluyla yargıya taşınması ve kamuoyunun aylarca bu konularla meşgul edilmesi,

-   Siyasi iktidarın hegemonik gücü, araçsallaştırılan yargı, medya ve sair tüm unsurlarla toplumsalalanı, siyaseti ve hatta siyasi partilerin içini dizayn etme girişimlerinin devam etmesi,

Tüm bu ve benzer uygulamalar demokratik hukuk devletlerinde kabul edilemeyecek uygulamalar olup sürece olan güvenin azalmasına yol açmıştır. Söz konusu uygulamaların sürece olan güveni zedelediği ve hukuka dönülmesine dair çağrılarımız maalesef karşılanmamıştır.

Toplumun sürece verdiği destek ve güvenin artması; iktidarın her alanda temel hak ve hürriyetlere saygı göstermesi, demokratik, özgürlükçü ve hukuk ile sınırlanmış kuvvetler ayrılığının, denge denetleme sisteminin tam olarak hayata geçtiği bir yönetim anlayışına gecikmeden dönülmesi ile mümkündür.

  1.6. Önceki Deneyimler ve Benzer Düzenlemeler

Devlet ve siyaset kurumu terörle mücadelede 1993 yılından itibaren farklı tarihlerde güvenlik tedbirleri yanında alternatif ve tamamlayıcı bazı enstrümanlarla da girişimlerde bulunmuş, terörörgütlerininçözülmesi, silahlı varlıklarının sona erdirilmesi amacıyla süreçlerbaşlatmış, bazı yasal düzenlemeler yapmış, ancak arka planda yeterli temaslar olmaması veya örgütün fiili ve silahlı varlığına son vermenin gerekliliklerinin doğru tespit edilememesi gibi sebeplerle bu girişim ve yasal düzenlemelerden umulan fayda elde edilememiştir.

Bazı örgütler zaman içerisinde kendi mekanikleri ile fiili ve silahlı varlıklarına son vermiştir. Ancak mevzuatımızda böyle bir durumun tespiti ve buna dair bir düzenleme bulunmadığından yargı makamları istihbarat birimlerinin tespitleri ile yol almaya çalışmışlardır.

         Ekim 2024’ten itibaren başlayan süreç ilk kez deneyimlenen bir girişim değildir. PKK terör örgütünün varlığının görüşmeler yoluyla sonlandırılması için, neredeyse her iktidar döneminde, benzer niyetler ortaya konulmuştur. Kamuoyuna yansıyan en az 13 girişimden bahsedilebilir. Bu ısrar, devletteki sürekliliğin de bir göstergesidir.

Devletaklınınbugünekadarçizdiğiçerçevevegösterdiğiesnekliğiniyianlaşılması,hangisinin hangi sebeple başarılı veya başarısız olduğunun tespiti, terörhareketlerinekarşıhangiyasaltedbirlerin alındığının anlaşılması tarihsel sürekliliği anlamak ve tecrübi olarak faydalanmak açısından gereklidir.

Yapılan yasa ve düzenlemeler ile bu düzenlemelerin temel yaklaşımları raporun ekinde özetlenmiştir. (Ek:3)

  1.7. Tecrübe Aktarımı

PKK'nın görüşmeler yoluyla silahlı fiili varlığına son verilmesinin sağlanması için devlet kurumları farklı zamanlarda girişimde bulunmuş ancak değişik sebeplerle bu girişimler sonuçsuz kalmıştır. Yasaların kadük, girişimlerin sonuçsuz kalmasının nedenleri üzerine iyi yapılmış bir muhasebe ve tecrübe aktarımı başlayan bu sürecin bu kez başarıya ulaşması için son derece kıymetlidir.  

Bir türlü netice alınamamasında bölgesel ve uluslararası konjonktür ve aktörler, iç ve dış politik sebepler etkili olmuştur. Sonuçlarından bağımsız olarak, süreç odaklı bir yaklaşımla, elde edilmiş tecrübelerin,  yapılacak yasaların gerekleri ve başarısı açısından incelenmesi gerekirdi.

Bu amaçla 2009-2015 döneminin Başbakan ve Bakanlar ile güvenlik ve istihbarat bürokratlarının dinlenmesi talebimiz maalesef Komisyon Başkanlığınca karşılanmamıştır.Başarısızveyaakimkalmışsüreçlerinçokboyutluolarak anlaşılması,derslerçıkarılmasıvesürecinbuderslerışığındayürütülmesigerekliliği de, bu sebeple, tamolarak sağlanamamıştır.

Komisyon aşmasında gerçekleşmeyen bu tecrübe aktarımı, nerdeyse tüm süreçlerde rol almış MillîİstihbaratTeşkilâtıBaşkanlığı, İçişleri, Adalet, Millî Savunma Bakanlığı gibi kurumlar başta olmak üzere ilişkili kurumların kanun teklifihazırlıkaşamalarına katkı vermek suretiyle mutlakasağlanmalıdır.

  1.8. Mevzuattaki Durum

Örgüt mensuplarının kendi kararı ile örgütlerinden ayrılma isteğine dair hukuki prosedür, etkin pişmanlıkhükümleri iledüzenlenmiştir.Etkin pişmanlık maddesi yargıya ve dolayısıileistihbaribirimlere verilen bilgilerin faydasını ölçme görevi vermiş, maddenin uygulanması "faydalı bilgi verme" şartına bağlanmıştır.

Örgütündensamimibirşekildeayrıldığıhalde,örgütühakkında,devlettarafından bilinmeyen"yenivefarklıbilgilere"sahipolmayankişileriçinbumaddeninuygulanmasıciddi bir imkânsızlık haline dönüşmüştür. Keza Etkin Pişmanlık Düzenlemesinden faydalanarak, örgüt üyeliğinden kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı alanların, örgüt kapsamında işlenen silahlı veya silahsızeylemlernedeniyle ayrıca cezalandırılmalarıbumaddedenfaydalanmanıncazibesini azaltmaktadır. Etkin Pişmanlıktan faydalananların toplumsal hayata entegrasyonuna dair bir düzenleme ve sürecin planlanmamış olması da beklenen faydayı sağlamamıştır.

  1.8.1. Düzenleme İçin Temel İlkeler

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu, 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun bütüncülolarakelealındığında,birörgütüniradiolarakfiilivesilahlı varlığına son vermesini sağlayacak ve kolaylaştıracak, örgüt üyelerinin nasıl bir hukuki statüye tabi olacağına dair bir düzenlemeye yer verilmediği ve bu konuda bir  belirsizlik olduğu görülecektir.

Bu ve benzeri durumlar için belirli bir durum ve örgüte özgü olmayan genel ve süresiz düzenlemeler yapılabileceği gibi, 40 yılı aşkın bir süredir silahlı fiili varlığı devam eden PKK terör örgütünün silahlı fiili varlığının sona erdirilmesini temin edecek sürece özel, süreli bir yasal düzenleme de yapılabilecektir. Genel ve süresiz bir düzenleme yapıldığında ceza ve infaz hukukunun temel ilkeleriyle uyumlu, kapsayıcı, genel ve benzer durumlarda uygulanabilir bir çerçeve yasa oluşturulmalı, düzenleme başka örgütler için de bir perspektif ve çıkış yolu önermelidir. Şayet özel bir yasa ile sürece has bir düzenleme yapılacaksa bu durumda toplumsal rıza ve eşitlik ve adalet duygusu gereği benzeri hususların da ceza ve infaz kanununda yapılacak düzenlemelerle çözüme kavuşturulmalıdır. 

Raporumuzda, silahlı örgütlerin varlığının sona erdirilmesi süreçleri hakkındaki akademi ve kanaat dünyasının bilgi, tecrübe ve yaklaşımları incelenecek, bu birikimden hareketle bir takım temel ilkelere vurgu yapılacaktır.

1.9. Örgütlerin Fiili ve Silahlı Varlığına Son Verme Hakkında Akademik ve Tecrübi Yaklaşımlar

İkinci dünyasavaşı sonrası dünyagenelinde çatışma/şiddet/terörünfarklı formlardayaygın hale gelmesi ve birçok devletin bu sorunlarla boğuşması nedeniyle; çatışmalar, çatışmaların kök sebepleri,karakteristiğigibi,çatışmalarla mücadelevesonlandırmahususlarıbirçokakademik çalışmayakonuolmuştur.ÇatışmaçözümüliteratüründeDDR(Disarmament,Demobilisation, Reintegration-)düzenlemeleri,silahlıçatışmalardançıkışsüreçleriningüvenlikvesiyasal istikrar boyutunu ele alankurumsal bir çerçeve olarak kabuledilmiştir. Bu süreç, silahlı örgüt yapılarınıdağıtmayı,üyelerinisilahsızlandırmayı,üyelerinyenibirhayataintibaklarınıkolaylaştırmayı,çatışmaveşiddetpotansiyelinitamamenortadankaldırmayıamaçlar.

Bu süreçler dünya genelinde sıkça karşılaşılan bir durum olduğundan temel ilkeleri Birleşmiş Milletler tarafından kurumsallaştırılmış ve çok boyutlu bir süreç olarak tanımlanmıştır. DDR uygulamaları, teknikbirgüvenlikprosedürü olmaktan ziyade,çatışmasonrasıtoplumlardaeldeedilenbufırsatın sürdürülebilirliğini mümkün kılan geçiş dönemi mimarisinin temel unsurları olarak kabul edilir.

Literatürde tartışıldığı şekliyle, DDR, çok boyutlu bir entegrasyonu hedefler. Başarısı, yerel sahiplenme, meşruiyet, kapsayıcılık ve uzun vadeli entegrasyon faktörlerine bağlıdır.

1.9.1. DDR’INTemelAşamaları

DDRüç temelaşamadanoluşur:

•         Silahsızlanma (Disarmament): Silahların toplanması, kayıt altına alınması, etkisizleştirilmesi veya imha edilmesi

•         Demobilizasyon/Tasfiye (Demobilisation): Silahlı yapıların silah ve çatışma kapasitesininsonlandırılması;üyelerinyenihukukistatüye/adlisüreçleredahiledilmesi.

•         Yeniden Entegrasyon (Reintegration): Örgüt üyelerinin geçmiş ilişkilerinin esiri olmaması, yeni suç ağlarının parçası olmaması, toplumsal yaşama katılımı açısından yapılacak düzenlemeleri içerir.

     Bu üç aşama birbiriyle ilişkilidir ve hiçbiri tek başına kalıcı bir sonucu tesis etmez.Bunedenleçatışmasonrasıtoplumlardainsangüvenliği, geçiş dönemi adaleti, güvenlik sektörü reformu gibi alanların birlikte çalışılması gerekir.

     Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle silahlı çatışmaların niteliği değişmiş; devletler arasısavaşların yerinidevlet içiçatışmalar,vekaletsavaşları,etno-politikgerilimlerveuzunsürelisilahlıörgüt yapılanmaları almıştır.

1.9.2. Süreçlerde Temel Çerçeve

     Bu yeni çatışma biçimlerinin sonlandırılmasına dair tecrübe çatışma çözümü deneyimlerinin alanını belirlemiştir:

1- Çatışmanınsonaerişihedefdeğil,biraşamadır. Örgütlü yapılar sona erdirilmedir.

Silahlı gruplarla görüşme yapılması ve belirli derecede yol alınmasına rağmen silahlı gruplar tamamen dağıtılmadığı için, çatışmalar, birçok ülkede yeniden başlamış ya da düşük yoğunluklu şiddet şeklinde devam etmiştir.Budurum,kalıcısonuçiçinsilahlıkapasiteninteknikolarak“ortadankaldırılması”ve çok yönlü düzenlemelere/programlara ihtiyaç olduğunu göstermiştir.

2- Örgüt üyeleriileilgiliyapılacakdüzenlemeleraçıkvenetolmalıdır

Silah bırakan kişilerin eve dönüş sonrası toplumsal kabul görmemesi, kimliksel aidiyetlerinin dağılması, birçok ülkede yeniden silahlanma/çatışma döngüsü yaratmıştır. Bu nedenle süreçler, sadece silahlarıntoplanmasınıdeğil, örgüt üyelerinin geri dönüşsüz bir şekilde yeni yaşama entegrasyonunu hedefler.

3- Süreçler Devlet Kapasitesinin Yeniden İnşasını Destekler

Çatışma çözümü deneyimleri birçok ülkede polis, ordu, istihbarat gibi kurumları kapsayan güvenlik sektörünün reorganizasyonunu üretmiştir. Bu süreçler devletlerin güvenlik kapasitesini profesyonelleştirme gerekliliğini doğurarak, devletlerin kapasite inşası ve demokratikleşme süreçlerinin bir unsuru haline gelmiştir.

1.9.3. Süreçlerin Yarattığı Riskler ve Fırsatlar

Çatışma çözümü deneyimlerinin ışığında, literatürde tartışılan, süreçlerin karşılaştığı riskler ve fırsatlar tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur:

1) Güvenlik boşluğu oluşturulmamalıdır.

Fiili ve silahlı varlığa son verme sonrasıen büyük risk, silahlı grupların fiilen dağılmaması ve güvenlik boşluğu oluşmasıdır. Olası bu risk teknik ve hukuki düzenlemelerle giderilmelidir.

2) Geridönüşü kalıcı kılacak tedbirler alınmalıdır

Örgüt üyelerinden, özellikle belirlibir yaşıgeçmişolanların, yenibir hayat kurma için yeterlilikleri, sivilhayatıngerektirdiğidonanımvebelgeleriolmayabilir.Hiçbaşlamamışveyayarımkalmış eğitimhayatları,sosyalveekonomikhayatiçingerekliyeteneklerinyokluğu,yıllarcahiyerarşik biryapıdasilahveçatışmaortamındabulunmanınyarattığıpsikoloji/kişilikbuinsanlariçin; işsizlik, suç ekonomisi, yeniden silahlanma, uyuşturucu veya kaçakçılık ağlarına katılma gibi birçok risk doğurur. Yeniden entegrasyon bu riskleri azaltmayı, ortadan kaldırmayı hedefler.

3) Süreçlerin yarattığı yapısal dönüşüm fırsatları değerlendirilmelidir

Silahlarınkurumsalolarakdevredençıkmasıdevletinertelediğiveyatereddütettiğiadımlarıda kapsayanbirdönüşümiçinfırsatyaratır.Devletinhukuki,siyasalveidarikapasitesininyeniden tanımlanması, temel hak ve hürriyetler-hukuk-demokrasi-adalet-özgürlük alanlarında atılacak adımlar, güvenlik sektörünün profesyonelleşmesi devletlere ait güç tekelinin yeniden tesisini sağlar. Başarıyla sonuçlanan süreçler, devlet dışı egemenlik alanlarını çözerek devlet otoritesini yeniden kurar.

4) Barışıntoplumsallaşması hedeflenmelidir

Yeniden entegrasyon ailelerin, köylerin, kırsal ekonominin, kolektif hafızanın, toplumsal ilişkilerin yeniden inşasınıkapsar. Bu nedenle çatışma çözümü deneyimleri, toplumsalbarışın kurumsallaşmasının motorudur.

5) Uzunvadeliistikrar için geçişdönemiadaletinden faydalanılmalıdır

Mağdur onarımı, af politikaları, cezai sorumluluk mekanizmalarının birlikte işletilmesi kalıcı barış üretir.

1.9.4. Süreçlerin Biricikliği-Kendine Özgülüğü

Çatışma çözümü deneyimleri süreçlerin hiçbir zaman standart bir “paket” olmadığını, her ülkenin kendi tarihsel bagajı, kurumları ve toplumsal dinamikleri doğrultusunda özgün bir mimariinşa etmesiningerekliliğinitespit etmiştir. Güvenlik–siyaset–toplumsal barış bileşenlerinin aynı anda yürütülüp yönetildiği bize özgü bir sürecin planlanması gerekmektedir.

Neticede süreçlerin hedefi;

·        Güvenlik: Silahlıkapasitenin ortadankalkması.

•         Geçiş:Örgütüyelerininsivilnormlarauyumununsağlanması.

•         Konsolidasyon:Kalıcıbarışınkurumsalvetoplumsaldüzeydekökleşmesidir.

Dolayısıyla yürütülen tartışmalar, çatışmanın tüm araçlarının sonlandırılıp kalıcı barışın tesis edilmesini mümkün kılan stratejik bir çerçeve oluşturma hedefine matuftur.

1.9.5. Yürütülen Sürecin Mimarisi

Ekim 2024 tarihinden bu yana devam eden silahsızlanma sürecinin ilgili kurumlarca 5 aşamalı bir yapıda ele alındığı görülmektedir: Temas, çağrı, fiili varlığa son verme ve silah bırakma, hukuki düzenleme ve toplumsal entegrasyon. Temas, çağrı, fiili varlığa son verme aşamaları tamamlanmış, silah bırakma süreci ise devam etmektedir.

Komisyonumuzun bu aşamadaki görev alanının da sürecin hukuki düzenlemeleri içeren dördüncü aşaması için siyasal bir çerçeve çizilmesi  olduğu görülmektedir. YaniKomisyon’untemel işleviolan yasalreform için raporlama aşamasına girmiş bulunmaktayız. Beklentiler; örgütün fiili vesilahlıvarlığınasonvermesüreciiçinTCK-TMKveİnfazyasalarında değişiklik yapılması veyamüstakilbirgeçiş yasası ile hukukiönerilerinin geliştirilmesi, Temel Haklar-Hukuk-Adalet-Özgürlük-Demokrasialanlarındaidari,yasal ve anayasaldüzenlemelerden kaynaklanansorunlarıntespit edilmesive bu alanlara ilişkinreformönerileriningeliştirilmesidir.

İlk aşamada yapılması gereken iş terör örgüt(leriyle) ilişkili kişi ve grupların hukuki durumlarının örgüt(lerin) silahlı fiili varlıklarının sona erdirilmesi sürecine uygun olarakyenidendüzenlenmesi,sürecedahilolantümsiyasivesivilaktörlerin faaliyetlerinigüvence altına alacak düzenlemeler geliştirmesiolarak da tanımlanabilir.

1.9.6. Sürecin Yapısal Sorunu

Tekrar ifade etmek gerekirse raporun giriş kısmında izah edildiği üzere, mevzuatımız iradi olarak örgütlerin feshi ve silahlı varlıklarının sonlanması süreçleri için yetersizdir. Sürece uygun yasal bir alt yapı gerçekleşmediği müddetçe sürecin istenen seviyede ilerlemesinde zorluklar yaşanacaktır.

Oluşturulacak hukuki çerçeve devletin herhangi bir egemenlik alanı ve terörle mücadele sorumluluğundan vazgeçmesi anlamına gelmeyecektir. Yeni duruma uygun yasal mevzuat, çağrı aşamasından sonra ilan kararı ortaya çıkması ile birlikte ortaya konulabilseydi süreç çok daha hızlı ilerleyebilirdi. Yasal düzenlemelere uygun olarak belirlenecek plan dahilinde silah bırakanların eve dönüşü sağlanır, silah bırakmamakta ısrar edenlerle mücadeleye devam edilirdi.

Bu nedenlerle yasama aşamasının “örgütün silahlı varlığının tamamen sona ermesi ve bu durumun devlet kurumlarınca tespiti” şartına bağlanması sürecin başarısı için istenen faydayı sağlamaktan uzaktır. Kaldı ki böyle bir tespit kararının devletimizi uluslararası alanda diğer devlet ve organizasyonlar nezdinde elde edilen kazanımları yok etmesi tehlikesi ile karşı karşıya bırakma riski de mevcuttur.

Devlet kurumlarının sona ermeyi değil, bu yönündeki iradeyi ve iradenin uygulanmaya devam ettiğini tespit etmesi sonrası yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Yasal düzenlemeler silah bırakma iradesi ve uygulamasını hızlandırır, örgütün lojistik alanlardan tamamen tasfiyesi ve örgüt üyelerinin Türkiye’ye gelerek yasadan faydalanmayı tercih ederek süreçte önemli bir eşiğin tamamlanması sağlanır. Bu eşiğin tamamlanıp tamamlanmadığı elbette ilgili devlet kurumları  tarafından yapılmalıdır.

1.9.7. Komisyonun Yapısı ve Süresi

Farklı dünya örneklerinde benzerkomisyonlara başka işlevler de tanındığı görülmüştür. Silahsızlanma,yenidenentegrasyon,hakikat,tanımavemağdurodaklıtoplumsal uzlaşma başlıklarını kapsayan geniş bir görev alanı ve işlevine dair komisyon örnekleri de vardır.

Komisyonumuzunişlevi ise,genişkapsamlıdinlemeler,hukuki vepolitikbirperspektiflehazırlanacakiki ana başlıkta birraporönerisiile tanımlanmıştır. Komisyon görev süresinin şayet bir uzatma kararı söz konusu olmayacaksa 31.12.2025tarihindesonaereceğidikkatealındığında,sürecingelişiminebağlıolarak görev ve işlevirevize edilerek süre uzatımı veya Türkiye’nin demokratikleşme ihtiyaçları için istişari siyasi zeminler inşa etmek üzere yeni komisyonlar kurulması da gündeme gelmelidir.

Meclis Komisyonu’nun yasal düzenlemelere ve sürecin sivilleşme ve demokratikleşme süreçlerine evrilmesini destekleyecek düzenlemelere dair Grubumuzun önerileri aşağıdaki şekilde ifade edilmiştir.

1.10. GüvenArtırıcıAdımlar&İlgiliMevzuatın Uyumlu Hale Getirilmesi

Güven artırıcı adımlar, çatışma dönemlerinin ardından veya çatışmalı ortamın sürdüğü koşullarda karşılıklı güvensizliği azaltmayı, öngörülebilirliği artırmayı ve hukuki–siyasal normalleşmeyi mümkün kılacak zemini oluşturmayı amaçlayan hem sembolik hem de kurumsal mahiyetteki uygulamalardır.

Uluslararası barış süreçlerinde güven artırıcı adımlar, çatışma çözümü deneyimlerinde öngörülen aşamaların başarısını belirleyen yapısal koşullar arasında görülmektedir. Buadımlar,taraflararasındaçatışma çözümünün ilerleyebilmesi için gereken asgari güven ortamını tesis etmeyi hedefler.

Güvenartırıcıadımlarınüçtemelamacıbulunmaktadır:

1) HukukiÖngörülebilirliğinGüçlendirilmesi

Devlet kurumlarının ulusal ve uluslararası hukuk normlarına uygun biçimde hareket etmesi, keyfi uygulamaların sınırlandırılması ve yargısal güvencelerin işletilmesi, toplumda “hukuki güvenlik” algısınıpekiştirir. Bu durum, demokratik kurumlara duyulangüveniartırarak siyasi istikrarın güçlenmesine katkı sunar.

2) SiyasalTemsilveDemokratikKatılımınGüçlendirilmesi

Seçilmiştemsilcileringörevleriniözgürceyürütebildiği,yerelyönetimlerindemokrasiyeuygun şekildeişlediğibirortam,yurttaşlarındevletevedemokratiksürecedairgüveniniartırır.Siyasal alanın daraldığı durumlarda çatışmalı ilişkiler katılaşırken, siyasal temsilin güçlendiği durumlarda diyalog ve çözüm kapasitesi artar.

3) ToplumsalNormalleşmeveSüreçİçinZemin Hazırlama

Güvenartırıcıadımlar, karşılıklı güven, şeffaflıkve asgari işbirliği düzeyini gerekli ve mümkünkılar. Hukuki ve siyasal normalleşme olmadan süreçlerin başarıya ulaşma ihtimali zayıftır. Bu nedenle güven artırıcı adımlar, doğrudan bir müzakere sürecinin yürütülmesinden bağımsız olarak, toplumsal barışın kurumsal altyapısını oluşturur.

Bu bağlamda aşağıdaki adımlar, kurumsal güveni pekiştiren, hukuki güvenlik sağlayan ve toplumsal normalleşmeye katkı sunacak önlemler olarak değerlendirilmiştir:

•         AİHMve AYMkararlarının ilgili yargı organları ve kurumlar tarafından gereğininzamanında veeksiksizolarak yerine getirilmesi,

•         Yerel yönetimlerde seçilmiş belediye başkanlarına dönük Kayyım uygulamasınason verilmesiveseçilmişbelediyebaşkanlarınıngörevlerine iade edilmesi, tutuklama sebebi mevcut ise yerine vekaleten belediye meclisleri tarafından seçim yapılmasının sağlanması,

•         Hastahükümlüvetutuklularınsağlıkdurumunauygunbiçimde tedavileri veya tahliye edilmesi,

•         Başta yerelyöneticiler olmak üzere yürütülensoruşturmavekovuşturmalarınmakulsürede tamamlanması,

•         Cezaevlerindekeyfiuygulamalarınönlenmesi;denetimliserbestlikveaçıkcezaevi geçişlerinde hukuka uygunluğun ve objektif denetimin sağlanması,

•         KHK’larnedeniyleortayaçıkanhakkayıplarınıngiderilmesineyönelikmekanizmaların oluşturulması,

•         Ceza infaz sisteminin eşit-adil ve tarafı olduğumuz uluslararası mevzuatla uyumlu hale getirilmesi.

Bu adımlar uluslararası hukukla uyumu sağlayıp demokratik hukuk devleti kapasitesini güçlendirecek niteliktedir.

1.10.1. Güven Arttırıcı Adımların Etkisi

Belirtilen güven artırıcı adımlar, sürece üç düzeyde katkı sunacaktır:

1- NormatifTutarlılık

AİHMveAYMkararlarınınuygulanması,insanhaklarınormlarıylauyumlubiryasalçerçeveyi zorunlu kılmakta; bu da yasa yapım süreçlerini daha tutarlı, öngörülebilir ve uluslararası standartlarla uyumlu hale getirecektir.

2- KurumsalSorumluluk

Kayyım uygulamaları, ceza infazı, KHK sonrası idari süreçler gibi alanlarda yapılacak düzenlemeler, idarenin keyfiliğini sınırlandırarak demokratik denge-denetleme mekanizmalarını güçlendirecektir.

3- DemokratikMeşruiyet

Yerel yönetimlerin seçilmiş temsilciler tarafından idaresi ve siyasi aktörlere yönelik soruşturmaların makul sürede sonuçlandırılması, yönetimin demokratik meşruiyetini ve toplumun siyasal katılım kapasitesini artıracaktır.

1.10.2. Güven Arttırıcı Adımların Süreci Güçlendirici Rolü 

Güven artırıcı adımlar, süreçlerin başarısı için gerekli olan karşılıklı güven, temel hak güvenceleri ve yargısal öngörülebilirlik alanlarını aşağıdaki çerçevelerde güçlendirir.

1- SilahsızlanmaİçinPsikolojikGüvenlikZemini

Devlet kurumlarının öngörülebilir davranması, keyfiliğin sınırlandırılması ve hukuki güvencelerin güçlendirilmesi, toplumsal ya da örgütsel aktörlerin güvenlik kaygılarını azaltır.

2- SilahsızlanmaveYenidenEntegrasyonİçin ToplumsalMeşruiyet

KHK mağduriyetlerinin giderilmesi, ceza infaz rejiminde insani kriterlerin uygulanması gibi adımlar, çatışmadan etkilenen grupların toplumsal hayata güvenle dönüşünü kolaylaştırır ve bu adımlara toplumsal desteği arttırır.

3- Demokratiktemsilingüçlenmesi

Yerel yönetimlerin seçilmiş temsilciler eliyle yürütülmesi ve siyasi soruşturmaların öngörülebilir bir zemine oturtulması, sürecin siyasal entegrasyon boyutunu destekler.

4- BağımsızYargıGüvencesi

AİHM ve AYM kararlarının uygulanması birçok kesimi rahatlatacağıgibi süreçte kritik olan “koruyucu hukuk rejiminin” varlığını teyit eder.

Sonuç olarak güven artırıcı adımlar, siyasal bir müzakere sürecinin ikamesi veya şarta bağlı adımlar olmayıp, demokratik hukuk devletinin temel ilkeleriyle uyumlu, toplumsal barışa ve kurumsal istikrara katkı sunan düzenleyici adımlardır.

Yukarıda belirtilen çerçevede atılacak adımların yasal düzenlemelerin kalitesini ve olası normalleşme süreçlerinin etkinliğini artıracağı, aynı zamanda Meclis’in demokratik kapasitesini güçlendireceği değerlendirilmektedir.

 

2. BÖLÜM: SÜRECİN İHTİYACI: YASAL DÜZENLEMELER

Ekim 2024 deneyimden önceki girişimlere baktığımızda ilk kez bu denli olgunlaşmış bir silahsızlanma ve toplumsal bütünleşme fırsatıyla karşı karşıya olabiliriz. BufırsatınkurumsalbirzemineoturmasıiçinMeclisKomisyonu’nungörevi, öncelikle örgütün fiili ve silahlı varlığına son verme ve entegrasyon çerçevesine kapsamlı ve bütüncül bir şekilde hizmet edecek bir yasal düzenleme oluşturmaktır.

Bunun için dağınık mevzuat müdahaleleri ile sonuç alınmasının zorluğu dikkate alınarak yapılandırılmış ve kapsayıcı bir “Silahsızlanma ve Toplumsal Bütünleşme Yasası” hazırlanabileceğigibi mevcut yasalar içerisinde de düzenlemeler yapılarak amaçlanan sonuca ulaşılabilir.

Müstakilbir yasal düzenlemenin tercih edilmesi halinde ayrıca mevcut yasalarda toplumsalkabulve uzlaşı, kamu vicdanı, eşitlik ve adalet gibitemel ilkeler doğrultusunda hazırlanacak yeni düzenlemeler ile yasal düzenlemelerin belli bir örgüte hasredilmemesi sürecin ihtiyacı olan toplumsalgüveni de destekleyecektir. Bu ihtiyaç gözetilerek, amaca uygun biçimde hazırlanacak müstakil bir yasanın içeriğinin, sürecin ortaya koyduğu gereklilikleri karşılaması, benzer durumlar bakımdan uygulanabilir bir çerçeve sunması ve Türkiye’ye özgü koşullar doğrultusunda aşağıdaki alanları dikkate alarak düzenlenmesi gerekmektedir.

 2.1. SüreceÖzgüBirÇerçeveKanun Çıkarılması

Yukarıda ifade edilen ihtiyaç ve beklentilerin karşılanması amacıyla silahsızlanmayı, eve dönüşü ve toplumsal bütünleşme süreçlerini tutarlı bir bütün olarak kapsayan, sürece özgü bir kanun hazırlanabilir.Bukanun;hukukistatülerinetleştirmeli,sürecinuygulanabilirliğini ve hukuki güvenliğini güvence altına almalıdır.

Bu kanun, yasamanın genelliği ve kapsayıcılığı ilkeleri gereği benzer durumda olabilecek örgütler ve örgüt üyeleriiçin de uygulanabilir olmalıdır. Keza fiili ve silahlı varlığına son vermiş veya kendiliğinden münfesih hale gelmiş örnekler için de uygulanabilmelidir.

2.1.1. Kanununamacıvekapsamıaçıkveölçülebilirolmalıdır

•         Yasa, yalnızca fiili ve silahlı varlığa sonverme ve silahsızlanmayıdeğil; üyelerin yeni bir hayata geçişini, silah ve şiddete kalıcı olarak son vermeyi hedeflemeli, benzer suç ağlarıyla yeniden ilişkilenmeyiengelleyecek bir bütünlüğevevizyona sahip olmalıdır.

•         Hangi grupların yasadan yararlanacağı kesin ve muğlaklığa yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir:

•         Hakkındahiçbirsoruşturmabulunmayanancakörgütleilişkilenmişkişiler,

•         Soruşturmaveyakovuşturmasafhasındaolan kişiler,

•         Cezasının infazınabaşlanmışveya henüz başlanmamış hükümlüler,

•         Yurt dışında bulunan ve hukuki durumu yukarıdaki hallerden birine uyan kişiler

•         İlgili kurumların önerileri ile bunlara eklenecek diğer grupları kapsayan bir yaklaşım

                     hukuki öngörülebilirliği ve uygulama birliğini sağlayabilecektir.

2.1.2. SoruşturmaveKovuşturmaların AkıbetineDairDüzenlemeler

•         Yapılacak yasal düzenleme; silahlı terör örgütleri ve üyeleri için yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda, suçun niteliğine ve ağırlığına göre kademeli bir değerlendirme yaparak; infazın ertelenmesi, durdurulması veya alternatif yaptırımların uygulanmasına imkân tanıyan mekanizmalarla çeşitlendirilebilir.

•         Kesinleşmiş cezalar veya infazı devam eden hükümlüler için de “işlenen suçun niteliğine ve ceza süresine göre” kademeli bir sistem oluşturulabilir.

Hertürlüayrımıncezahukukununobjektif ölçütlerinegöreyapılması, Anayasa ve yasanınhukukilik-kanunilik- eşitlik ilkeleri açısından önemlidir.

2.1.3. CumhurbaşkanınaKapsayıcıFakatDenetlenebilirBirUygulamaYetkisiVerilmesi

YürütmeninhızlıvekoordinelihareketedebilmesiiçinYürütmeOrganınabu süreçte:

•         Silahsızlanma,

•         Sosyoekonomikentegrasyon,

•         İnsan hakları,

•         Kültürelvepsikolojik destek,

•         Güvenlikmutabakatları

gibi alanlarda çerçevesi meclis tarafından belirlenmiş kararlar alma yetkisi verilmelidir. Meclis tarafından tanınacak bu yetki şeffaf bir şekilde, kamuoyu da bilgilendirilerek ve Meclis denetimiyle birlikte işletilmelidir.

2.1.4. DemobilizasyonveToplumsalBütünleşmeProgramlarınınYasalÇerçevesi

Yapılacak düzenlemeler yalnızca silahların bırakılmasını değil, örgütün fiili varlığının tamamen ortadan kaldırılması, tekrar canlanmaması, açığa çıkan örgüt üyelerinin terör-uyuşturucu-adli-mafyatik suç örgütleriyle ilişkilenmesini engelleyecek tedbirler paketi de içermelidir. Bu tedbirlerin kapsamı, sadecedevlet kurumları ile sınırlı olmayıp, tüm siviltoplum örgütleri vetoplumun farklıkurum ve kesimlerinin desürece katkı verebileceği bir çerçeve ve esnekliğe sahip olmalıdır.

2.1.5. Psiko-sosyalDestekve Rehabilitasyon

Zorunlu olmayan fakat erişilebilir psiko-sosyal destek programları yasa kapsamında güvence altınaalınmalıdır.Yasadanfaydalanacakkişilerintoplumsaluyumunadairalınacaktedbirlerin kalıcı ve etkili sonuçlar için gerekliliğiunutulmamalıdır. Bu kapsamda kadın, çocuk ve hasta bireyler için hızlandırılmış prosedürler, rehabilitasyon önceliği ve koruyucu düzenlemeler ayrıca ele alınmalıdır.

2.1.6. KamuDüzenininKorunmasıİçinAçıkHükümler

Daha önceki deneyimler kamudüzenininzayıflamasınısürecisaboteeden önemli birfaktörolarak ortaya çıkarmıştır.  

Bu amaçla da hazırlanacak yasa:

•         Yolkesme,baskıkurma,zorlavergialmagibieylemleremutlaksıfırtolerans içermeli,

•         Silah bırakmış kişilerin yeniden şiddete yönelmesini engelleyecek izleme mekanizmaları, Yerelyönetimlerlekoordineligüvenlikalanlarıiçinaçıkhükümler ihtiva etmelidir.

2.1.7. BağımsızBirİzlemeveDenetimKomisyonu Kurulması

Yasanınuygulanmasınıdeğerlendirmek,şeffaflığısağlamakvetoplumsalgüveniartırmak için TBMM’ye düzenli rapor sunan bağımsız bir denetim mekanizması ve komisyon kurulmalıdır.

Bu denetim mekanizması ve komisyon;

•         Meclis,

•         İlgili bakanlıklar,

•         Yerelyönetimler,

•         Siviltoplum,

•         Mağdurtemsilcileri gibifarklıaktörlerden oluşmalıdır.

2.1.8. SürecinSeçimDöngülerindenBağımsızİşletilmesi

Süreçlerin seçim atmosferine göre şekillenmesi geçmişte ciddi kırılganlıklaryaratmıştır.Bu nedenle:

·         Kritik aşamaların seçim dönemlerindedurdurulmasını veya ertelenmesini engelleyen hükümlerin yasaya işlenmesi,

·         SürecinpartilerüstüniteliğininMeclisiçimutabakatmekanizmalarıylagüçlendirilmesi,

·         Sürecin iç politik karşıtlıklara ve polemiklere kurban edilmemesi gerekmektedir

2.1.9. Yasama Önerileri için Sonuç:

MeclisKomisyonu,Türkiye'ninyenidönemsilahsızlanmasürecinibaşarıya ulaştırmak içinüç temel yasa paketi hazırlamalıdır:

•         SilahsızlanmaveToplumsalBütünleşmeKanunu(çerçeveyasa)

•         Bağımsızİzleme–DenetimKomisyonuYasası

•         DemokratikGüvenArtırıcıÖnlemlerveUyumYasası ile Çalışma Esasları

Bu üçlü yapı, Türkiye’nin kendi özgün çatışma çözümü deneyimi modelini yaratmasını sağlayacak hukuki, siyasal ve toplumsal zemini oluşturabilir.

2.2. YeniveDaimîKomisyon İhtiyacı

Komisyon; karşılıklı iletişim kanallarının açık olduğu, herkesin kendini ifade edebildiği, partiler arasında saygın bir görüş alışverişinin gerçekleştiği bir zemin olmuştur. Bu tecrübe örneklik oluşturmuştur.

YENİ YOL GRUBU olarak Temel Haklar-Hukuk-Adalet Demokrasi-Özgürlük alanlarında yapılması icap eden uygulama değişiklikleri, Anayasal ve Yasal mevzuat değişikliklerinin değerlendirilip hayata geçirilmesi için iktidara perspektif sunabilecek yeni bir komisyonun kurulmasını önermekteyiz.

 

3. BÖLÜM: TEMEL HAK VE HÜRRİYETLER-HUKUK-ADALET-DEMOKRASİ-ÖZGÜRLÜKLERE İLİŞKİN ÖNERİLER

 

Kurulan komisyonun bir diğer görevi de özgürlük, demokrasi ve hukuk devleti alanlarında çalışmalar yapmak ve bunu da raporlaştırmaktır. Bu alandaki konu ve gündemler 85milyonvatandaşımızıilgilendiren ihtiyaç, konu ve gündemlerdir. Bu özgürlük alanlarındaki düzenleme ve başlıkların devam eden süreçten bağımsız olarak, sürecin başarı veya başarısızlığına endekslenmeden derhal vegecikmeksizin hayata geçirilmesi icap eder.

Komisyon’dan beklenen; PKK'nın fiili varlığına son vermesini temin edecek ve tamamlayacak mevzuat önerisi oluşturmakla birlikte, temel hak ve hürriyetler açısından eksik kalan, çatışma/şiddet/terör ve örgütlerin fiili varlığından bağımsız olarak her ne sebeple olursa olsun bugüne kadar gündeme getirilemeyen, ötelenen, hayata geçirilemeyen yapısal reform ve öneriler hususunda da bir perspektif ortaya koymaktır.

Bu perspektif ile aşağıdaki alanlarda belirlediğimiz başlıkların demokrasimiz için olmazsa olmaz başlıklar olduğunu düşünmekteyiz.

3.1. Temel Hak ve Hürriyetler Hukuk-Adalet-DemokrasiveÖzgürlükler

Bu perspektifdoğalolarak Hukuk-Adalet-Demokrasive Özgürlükler penceresinden yapılması gerekenlere dair bir vizyon ortaya koymaktır. Tavsiyeler, başta siyasal iklim, uluslararası sözleşmeler, Anayasa, Kanun, idari kararlar ve diğer mevzuatlar yoluyla hayata geçirilebilecektir.

BubaşlıktadilegetirilecekönerileröncelikleTürkiye’nindemokrasi, temel hak ve hürriyetler, insan hakları,adalet,hukukveözgürlük standartlarının yükseltilmesi hedefine matuftur. Bu hedef tarafımızca, çatışma/şiddet/terörün varlığından bağımsız olarak ve herhangi bir pazarlık veya başka adımı beklenmeksizin vatandaşlarımızın ileri demokrasi ve refahı için gerekli ve atılması gereken adımlar olarak görülmektedir.

Bu hedef doğrultusunda çatışma/şiddetin bitmesini beklemeden ve ona bağlı olmadan yapısal dönüşümedair atılacakadımlar birçok kronik meseleninçözümüne imkan tanıyacaktır. Bununla beraber rapor, Ekim 2024 süreci ve Komisyon’un kurulması ile hedeflenen; şiddet ve terörü doğuran kök sebeplerin ortadan kaldırılması ve kalıcı barışın tesisine yönelik bazı özel önerilerin de ortaya konulmasını gerektirmektedir.

3.1.1. Tarihi Müktesebatımız

Geçen yüzyılın kimlik tartışmalarına esir düşen ülkemizin temel insanhak ve özgürlüklerine ilişkin şikâyetlerin devam ettiği bir ülke olmaktan çıkarılması şarttır.

Tarihi tecrübemiz, milletimizin irfanı,farklılıklarıileyaşamayıbaşarabilmemüktesebatı veevrenseldeğerlere bağlılığısorunların çözülmesi için yeterlidir. Ülkemize ve milletimize yıllarını kaybettiren insan haklarıkaynaklı sorunların tamamı, hukuka bağlı, dürüst, samimi, ahlaklı ve demokrat bir duruşla çözülebilecek durumdadır.

Demokrasinin gereklerinin tam anlamıyla yerine getirilmesi için gerekli düzenlemeler hızla gerçekleştirilmelidir. Temelinsan hakları hiçbir pazarlık konusu yapılmadan; inancı, ırkı, cinsi, mezhebine olursa olsun bütünvatandaşlarımıza teslim edilmelidir. Hak ve özgürlüklerde temel prensip"tanıma"olmalıdır.Temelhakveözgürlüklerhiçbir ayrımgözetilmeksizintüminsanlar için güvenceye kavuşturulmalıdır.

 

3.2. EvrenselStandartlarve Yükümlülükler

Temel hak ve özgürlüklerin evrensel standartlara ulaşabilmesi için uluslararası ve bölgesel insan hakları sözleşmelerine taraf olunmalı, hâlihazırda taraf olunan sözleşmeler ise eksiksiz bir biçimde uygulanmalıdır. Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu OPCAT ve Prensipleri ilkelerine uyumlu hale getirilmeli, benzer tüm mekanizmaların etkinliği arttırılmalıdır.

3.3. SistemTartışmaları-Anayasa

İktidar partilerinin Türk Tipi Başkanlık Sistemine dair tartışmalardan kaçınmaya çalışmasına rağmen;birçoksorunumuzun sebebi Türk Tipi Başkanlık Sistemi ile kuvvetler arasındaki ayrımın ve denge denetleme mekanizmasının tamamenortadankalkmasıdır. TBMM,yargı ve benzeri kurumların işlevsizleştirilmesi, tüm kurumların yürütmenin emri altında, kısıtlı özgürlük veya özgünlükle çalışmak zorunda kalması, şeffaflık, denetim, hesap verebilirlik ilkelerinin ortadan kaldırılması, bürokratik süreçlerin tıkanması ve kangrenleşmesi gibi sorunların temel kaynağı Türk Tipi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminden kaynaklanmaktadır.

Türkiye’nin katılımcı, özgürlükçü, denge ve denetim mekanizmalarının işlev gördüğü, ötekileştirmeyen, vatandaşlarının kanun önünde ve uygulamalarda eşit olduğu Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemini hayata geçirmesi elzemdir.

Buperspektifletartışmayaaçılacaközgürlükçü,demokratik,katılımcı,güçlerdengesinesahip, kuvvetli kurum ve ilkelerin dizayn edildiği, temel hak ve hürriyetlerin güvence altına alındığı bir anayasa birçok sorunumuzun çözümüne imkân verecektir.

MevcutAnayasa’yauyulmamasıveotoriterleşmetartışmalarıyeniAnayasayailişkintartışmaları baskılasa da sorunlarımızın bir kaynağının da anayasa ve hassaten yönetimsistemi olduğu unutulmamalıdır. Anayasa müzakereleri, kimin Cumhurbaşkanı olacağından ve bir sonraki seçimde amaçlanan siyasi tablonun nasıl olacağından bağımsız bir şekilde yürütülmelidir.

3.3.1. HürriyetEsaslıBirYaklaşım

Anayasa’da hak ve özgürlüklerinödevolarak vurgulanmasıanlayışına sonverilmeli, anayasa, hakların ve hürriyetlerin esas alındığı bir anlayışla yeniden düzenlenmelidir. Temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmaması asıl, sınırlanmasına yönelik istisnalar ise kesin,açık ve net bir şekilde ifade edilmelidir.Temelhakvehürriyetlerinbirbütün olduğu, birbirini tamamladığı ve yasama, yürütme ve yargı organlarını bağladığı hususlar Anayasa’da düzenlenmelidir.

3.3.2. İfadeÖzgürlüğü

Anayasa’da mevcut olan ifade özgürlüğüne ilişkin anayasal güvenceler daha da güçlendirilmeli, ifade özgürlüğünün sınırlandırılması sebepleri AİHS ve AİHM içtihatlarına uygun olarak yeniden düzenlenmelidir.

3.3.3. KuvvetlerAyrılığı

Kuvvetler ayrılığı ilkesinin yeniden tesisine yönelik hukuki ve kurumsal güvenceler oluşturulmalı ve mevcut güvenceler güçlendirilmelidir.

3.3.4. İhlallerleEtkin Mücadele

İnsanhaklarıihlallerininönlenmesineyönelikkurumlarınetkinliğiartırılmalı veTBMMİnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nun etkinliği sağlanmalıdır.

İnsan haklarıkarşısında hiçbir kişi, kurum veya odağın sorumsuz, duyarsız ve yıkıcıolmasına müsaade edilmemelidir. İnsan hakları alanında yaşanan her gerilemenin vatandaşlarımızın yaşam kalitesinde, huzur ortamında ve ekonomik refahında gerileme anlamına geleceği bilincine sahip bir kamu düzeni hedeflenmelidir.

Her tür ayrımcılığın önlenmesi ve ortadan kaldırılması için en etkin tedbirler alınmalıdır. Ayrımcılıkyasağıileilgilidüzenlemeleruluslararasıstandartlarauyumlu hale getirilmelidir.

Ayrımcılığın önlenmesi ya da mevcut ayrımcılıkların ortadan kaldırılmasına ilişkin toplumdaki önyargılara son verecek çalışmalar sivil toplum, medya ve akademik çevrelerin desteği ile yürütülmelidir.

Hukuki vatandaşlık ilkesi güçlendirilmeli, mevzuatta bu bağı güçlendirici adımlar atılmalıdır. Hukuki vatandaşlık, ayrımcılık yasağı ve nefret söylemi konularında farkındalık artırılmalı buna yönelik çalışmalar yapılmalıdır.

3.3.5. Anadili

Anadili öğretimi ve anadilde eğitiminin ve anadili kullanımının önündeki engel kaldırılmalı ve bu haklar anayasal güvence altına alınmalıdır.

3.3.6. Vatandaşlık

Vatandaşlık tanımı, vatandaşın devlet ile olan hukuki bağını tanımlayan bir anlayışla ele alınarak demokratik ve hukukiaidiyetanlayışıtemelindeTürkiyeCumhuriyeti’nevatandaşlıkbağıilebağlı olan herkesin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu kabul edilerek sağlanmalıdır.

3.3.7. AİHM-AYM

AİHM ve AYM kararlarının uygulanması sağlanmalı. kararların eksiksiz ve gecikmeksizin yerine getirilmesinde direnç gösteren adli ve idari makam sahipleri hakkında mevzuatın öngördüğü yaptırımlar uygulanmalı ve bu durum yasal düzenlemeler kanun ile kayıt altına alınmalıdır.

AİHM ve AYM kararları gibi KHK ile görevinden çıkarılan, haklarında soruşturma açılmayan, kamu davası açılmasına yer olmadığına veya kesinleşmiş beraat kararına hükmedilen kişilerin işlerine iadeleri gecikmeksizin sağlanmalıdır.

3.3.8. Din ve VicdanÖzgürlüğü

Anayasa’da din ve vicdan özgürlüğü güçlendirilmelidir. Aleviler gibi diğer dini ve felsefi inanç gruplarının bireysel hakları ve örgütlenmelerinde, kendi dini alanlarının kamu nezdinde kabul görmesine ilişkin bir yaklaşım esas alınmalıdır.

Haktemelliörgütlenmelerin,demokratiktoplumungereklerineuygunbirşekildekurulabilmesi ve faaliyetlerini sürdürebilmeleri için özgürlükçü bir politika hayata geçirilmelidir.

3.4. YerelYönetimlerve Kayyım

Belediye başkanları hakkında başlatılan tahkikatlar sebebiyle görevden uzaklaştırılan başkanlarınyerlerinekayyımatanmasınasonverilmelive Meclisüyelerince yadaseçimlerle yenibelediyebaşkanlarıseçilmelidir.

Yerelyönetimlerinseçilmişorganlarınıngeçicigörevden uzaklaştırmakararındakiyetkininmünhasıranyargıorganındaolmasısağlanmalıdır.674Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 38 inci maddesiilegetirilen5393Sayılı Kanun, 45’incimaddesine ilişkin hükümler yürürlüktenkaldırılmalıdır.

Şeffaf yönetim ve denetlenebilirlik unsurları sağlanarak yerel ve yerinden yönetimler güçlendirilmelidir.Yerelyönetimleringüçlendirilmesiiçinuluslararasımevzuatveörneklerde incelenerek, 81 ilde uygulanacak, üniter devlet yapısı ile uyumlu düzenlemeler yapılmalıdır.

O yerde yaşayan vatandaşların talepleridurumundayerleşimyerlerininadlarınınaslına döndürülmesine imkan tanınmalıdır.

3.5. KamuDüzeni ve Güvenliği

Hiçbir şart altında kamu düzeni ve güvenliğindentaviz verilmemelidir. Devlet tarafındanalan hâkimiyeti tam olarak sağlanmalı ve farklı yapılanmaların bölge halkı üzerinde tahakküm kurması ve baskı yapması engellenmelidir.

3.6. KöyKoruculuğu

Geçiciköykoruculuğusisteminin,korucularmağduredilmeden,yenidöneminihtiyaçlarınauygun bir şekilde iyileştirilerek geliştirilmesi sağlanmalıdır.

3.7. SiyasiPartilerYasası-SeçimYasası                     

Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Yasası demokratik ve katılımcı bir ruhla yenilenmeli, darbe dönemi ve son dönemde yasaya giren anti demokratik düzenlemeler ayıklanmalı, parti içi demokrasi ve özgürlük alanlarının kurumsal duruma geleceğe bakış açısıyla tekrar yazılmalıdır.

Siyasi Partiler Kanunu’nun 101. maddesi yeniden düzenlenerek siyasi partilerin kapatılması, AİHM içtihadı ile Venedik kriterleri ışığında zorlaştırılmalıdır. Buna göre, sadece şiddet kullanımını açıkça savunan veya şiddete başvuran partilerin kapatılması öngörülmelidir.

1982 Anayasası’ndan önce uygulanmayan ve toplumun siyasi iradesinin parlamentoya yansımasınıengelleyecekderecedeyüksekolanseçimbarajı,%3’eindirilmelidir.Bütünsiyasi partilerin, belirli şartlarda hazine yardımından faydalanması sağlanmalıdır.

3.8. Eğitim

Demokratik ve kalkınmış ülkelerde olduğu gibi ana dilin eğitimde ve sosyal hayatta öğretilmesi ve kullanımının vatandaşlarımızın bu vatana duydukları aidiyet bilincini güçlendireceğine,toplumsalbarışvedayanışmamızıtahkimedeceğineinanıyoruz.

Bu yaklaşımın aynı zamanda uzuntarihisüreçlerleBalkanlar,Kafkaslar,OrtadoğuveOrtaAsya’dakiakrabatopluluklar ile aramıza girmiş kültürel bariyerleri aşmamızı sağlayacak stratejik bir unsur olarak değerlendiriyoruz. Farklıtoplumkesimleriniilgilendiren bu hassas süreçlerin her tür istismarını ortadan kaldıracak şekilde kapsayıcı ve katılımcı bir ortak akılla yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.

Türkiye, sınırları dışındaki tüm tarihdaş ve soydaşlarla farkındalık ve sorumluluk ilkeleri ışığında ilişki içinde olmayı ve bölgeye onlarla birlikte oluşturulan bir vizyon çerçevesinden bakmayı temel bir ilke olarak ilan etmelidir.

Üniversitelerdefarklıanadilivelehçelereilişkinbölümleraçılmalıdır. Farklıdillereaitolanve Türkçe alfabede bulunmayan harf barındıran isim konulmasının önündeki engeller kaldırılmalıdır. Farklı anadillere ait yayınların basılmasının ve yayınlanmasının önündeki engeller kaldırılmalıdır.

Nesillerimizi maddi ve manevi yönden donanımlı hale getirmek için, coğrafyamızın bütün zenginliklerini göz önünde tutarak, her türlü ırkçılık ve tekebbürden uzak, milletimizin temel değerlerivemedeniyetperspektifiüzerindenbireğitimmodeligeliştirilmeliveuygulanmalıdır.

Eğitimmüfredatıinsanhaklarınasaygılı,özgürlükçü,farklılıklarıtanıyanveanlatanbirvizyon ve perspektifle yenilenmeli buna aykırı ifade ve yaklaşımlardan ayıklanmalıdır.

3.9. TürkCezaKanunu

Barışçıl ifade özgürlüğünü bastırıcı nitelik taşıyan Türk Ceza Kanunu’nun 125’inci (hakaret), 215’inci (suçu ve suçluyu övme), 216’ncı (halkı kin ve düşmanlığa tahrik), 299’uncu (Cumhurbaşkanına hakaret) ve 301’inci (Türk milletini ve Devletin kurum ve organlarını aşağılama) maddeleri olmak üzere, ilgili Türk Ceza Kanunu hükümlerinin yürürlükten kaldırılması ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları başta olmak üzere uluslararası insan hakları standartlarıyla uyumlu olacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.

Bu suretle ceza hukukunun, muhalif görüşlerin bastırılması veya ifade özgürlüğü alanının daraltılması amacıyla araçsallaştırılmasının önüne geçilmelidir.

Geçmişteyaşananzorlakaybetmevakalarınınçözümüiçinşeffafbirsüreçyürütülmelidir.

3.10. İnfazYasası

“Cezalandırmada adalet, infazda eşitlik” ilkesi esas alınarak, infaz rejiminde öngörülebilirliği ve hukuki güvenliği sağlayan, uygulamada tereddüt yaratmayan, istisnaları sınırlı ve açık biçimde tanımlanmış, sade, açık ve herkes için anlaşılabilir bir İnfaz Kanunu hazırlanmalıdır.

3.11. TerörleMücadeleKanunu

Türk Ceza Kanunun ilgili hükümleri ile Terörle Mücadele Kanu’nun bütünü yeni dönemin ruhuna uygun olarak ele alınmalı özellikle TMK yenilenmelidir. Terör mevzuatının Türkiye’nin,AİHSdahilolmaküzereuluslararasıinsanhaklarıhukukuyükümlülükleriyletam uyumu sağlanmalıdır. Yenilenen TMK, AİHS, Venedik Komisyonu ve AİHM içtihatlarına uygunolaraksuçfiillerinintanımıileaçıklık,hukukilik,uluslararasıtaahhütlereuyumluluk,insan haklarını ve özgürlükleri esas alan bir yaklaşımla AİHS uyarınca korunan faaliyetlerin kriminalize edilmesine ve uygulamada paralel bir ceza ve yaptırımrejimidoğmasına yolaçan muğlak ve aşırı geniş hükümlerden kaçınılarak kaleme alınmalıdır.

Keza TCK’nın 220/6-7 ve 314. maddelerinin, terör örgütlerine “üyelik” ve “destek” kavramlarınıntanımlarınıncezahukukununtemelilkeleriyle(örneğinkanunilik,zarar,bireysel cezaisorumlulukilkeleri,özelliklebusorumluluğunyalnızcadüşünce,niyet,inançveyastatüye dayandırılamayacağı) ve uluslararası insan hakları hukuku standartlarıyla uyumlu hale getirilmelivecezasorumluluğuiçinsomutdelillerledesteklenen,suçoluşturaneylemvarlığını zorunlu kılacak şekilde değiştirilmelidir.

Beraat veya tahliye kararlarının ardından aynı olguların yeniden nitelendirilerek yeni suçlamalara dönüştürülmesinin önlenmesi ve salıverilmeyi gerektiren ulusal ve uluslararası mahkeme kararlarının derhal uygulanması sağlanmalıdır.

3.12. ToplantıGösterişYürüyüşHakkı

Toplantı ve Gösteri Yürüyüş Kanunu’na aykırı uygulamalara son verilmeli. Anayasal bir hak olan protesto ve yürüyüş hakkının kullanımı engellenmemelidir.

3.13. MedyaÖzgürlüğü

Dezenformasyon yasası bahane edilerek haber alma hakkı üzerinde kurulan yargı baskısı sonlanmalıdır.

3.14. UygulamaSorunları

Gözaltıtutuklamavebenzeriişlemlerin bir cezalandırmaaracıolmasına sonverilmeli, yapılan soruşturmalardamasumiyetilkesivehukukgüvenliğiihlaledilmemelidir.Hastahükümlüve tutuklularhakkındakiişlemlerilecezaevinakillerigibiayrımcıuygulamalarasonverilmelidir. Soruşturmaların gizliliği ilkesine riayet edilmeli, yargılama gibi soruşturmalar da makul süre ile sınırlı tutulmalıdır.

  3.15. Adil Yargılama İlkesi

Soruşturma veya yargılamaların siyasal iklim, iktidar ve sosyal medya baskısından uzak yürütülebileceği bir ortam sağlanmalıdır. Bunun en önemli adımı Sayın Cumhurbaşkanı’nın bizzat yargı mensuplarına çağrıda bulunarak, “hukuka, adalete, kanun ve vicdana” göre yargılama yapmalarının her tülü teminat altında olduğu, siyasi irade adına yargıya yapılmış veya yapılabilecek her türlü tavsiye ve baskıya son verileceği yönünde bir açıklama olabilir.

Bu minvalde; melun darbe fiiline saldırı, silahlı eylem, mekanların işgali yoluyla bizzat karışmış olanlar dışında, darbe girişiminden habersiz bir şekilde üst mercilerden gelen emir ve talimatla yer değiştirtilen, başta kursiyer teğmen, asker öğrenci ve emir altında olan alt pozisyonlar olmak üzere iradi ve fiili olarak darbe suçuna karışmayan kişiler hakkındaki yargılamalar ceza hukuku temel ilkelerinin ışığı altında yeniden yapılmalıdır.

Keza FETÖ/PDY terör örgütünün karmaşık yapısı, kullandığı iletişim araçları, hangi eylemlerin hangi tarihte örgüt üyeliğine esas alınıp alınmayacağı gibi birçok husus yüksek yargı kararları ile içtihada dönüşmeden evvel, özellikle de darbe sonrası ilk dönem yargılamaları birçok mağduriyet yaratmıştır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi, Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Yargıtay Ceza Daireleri Genel Kurulu, AİHM Yalçınkaya ve Demirhan Kararları ışığında hukuki menfaatleri zedelenmiş ve dosyalarının yeniden incelenmesinde yarar görülen dosyaların Yeniden Yargılama yolundan faydalanılmasına imkân sağlanmalıdır.

3.16. CezaevleriİdariGözlemKurulları

CezaevleriİdariGözlemKurulları uygulamalarının,tutukluvemahkumlarınyasalhaklarınıkullanmasının önünde bir engeledönüşmesinesonverilmeli bununiçinmevzuatta gerekli değişiklikler yapılmalıdır.

 

 

EKLER:

 

EK1:Komisyona TBMM’nin Önceki Çalışmalarının Komisyon münderecatına alınması yönündeki başvuru

EK 2: Akil İnsanlar Heyeti Raporları Hakkında 

EK 3: Türkiye’deGüvenlikveNormalleşmePolitikalarınınTarihselSeyri


EK 1: Komisyon’a TBMM’nin Önceki Çalışmalarının Komisyon münderecatına alınması yönündeki başvuru

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

 

Aşağıda listesi verilen komisyon çalışmalarına dair raporların, tüm dinleme ile çalışma tutanaklarının Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz kayıtlarına alınmasını ve yapılacak raporlamalarda bunlardan yararlanılmasını talep ederiz. 08/09/2025

 

 

TBMM’de Özel Bir Amaç İçin Kurulan Komisyonlar

 

1)      Faili Meçhul Siyasi Cinayetleri Araştırma Komisyonu (5 Mayıs 1993)

2)      Madımak Komisyonu (Temmuz 1993)

3)      Güneydoğu'da Uzun Süreden Beri Cereyan Eden Olayları Yerinde İncelemek ve Alınması Gerekli Tedbirleri Türkiye Büyük Millet Meclisine ve İlgili Mercilere İletmek ve Memleketimizin Birlik ve Beraberliğinin Sağlanmasına Katkıda Bulunmak Üzere Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu (Temmuz 1993)

4)      Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde Meydana Gelen Olayları Araştırarak Alınması Gereken Tedbirleri Belirlemek Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu (1994)

5)      9 Şubat 1996 tarihli doğu ve güneydoğu Anadolu’da boşaltılan yerleşim birimleri nedeniyle göç eden yurttaşlarımızın sorunlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin tespit edilmesi amacıyla bir meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi esas numaralı meclis araştırması komisyonu raporu.

6)      Yasadışı Örgütlerin Devletle Olan Bağlantıları ile Susurluk'ta Meydana Gelen Kaza Olayının ve Arkasındaki İlişkilerin Aydınlığa Kavuşturulması Amacıyla Meclis Araştırması Komisyonu (12 Kasım 1996)

7)      Geçmişte zorla yerinden edinilen vatandaşlarımızın sorunlarının konuşulduğu 96 tarihli Komisyon (12 Şubat 1997)

8)      Polis Tarafından Dinlenen Telefonlar Hakkındaki İddiaları Araştırmak Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu (27 Şubat 1997)

9)      Uğur Mumcu Cinayetinin Açıklığa Kavuşturulması Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu (Temmuz 1997)

10)  Hakkari Merkez, Yüksekova ve Şemdinli İlçelerinde Meydana Gelen Olayların Araştırılması Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu (2005)

11)  Darbeleri Araştırma Komisyonu (2 Mayıs 2012)

-      10 üyeden oluşan Heyet (Süleyman DEMİREL ve 10 Komisyon Üyesinin Yaptığı Görüşme)

-      27 Mayıs 1960 Alt Komisyonu (60 Darbesi 71 Muhtırasını İnceleyen Alt Komisyon)

-      12 Eylül 1980 Alt Komisyonu

-      28 Şubat 1997 Alt Komisyonu

12) Dilekçe Dersim Alt Komisyonu (2012)

 13) Toplumsal Barış Yollarının Araştırılması ve Çözüm Komisyonu (8 Mayıs 2013)

 14) Diyarbakır 5 No.lu Cezaevi Alt Komisyonu (17 Şubat 2016)

 15) 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu (4 Ekim 2016

 16) Milli Kardeşlik, Dayanışma ve Demokrasi Komisyonu (5 Ağustos 2025)

 

 

 



 

EK 2: Akil İnsanlar Heyeti Raporları Hakkında

 

Sayın Numan KURTULMUŞ,

TBMM Başkanı

 

2013-2015 yılları arasında yürütülen ve kamuoyunda "Çözüm Süreci" olarak bilinen çalışmalar kapsamında, Akil İnsanlar Heyeti oluşturulmuş; yedi bölgede faaliyet gösteren heyet üyeleri, hazırladıkları yedi ayrı raporu koordinatör kurum olan Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığına sunmuştur.

Söz konusu çalışmaların ilgili kurumdan temin edilerek Komisyon çalışmalarımız kapsamında değerlendirilmesi, tecrübe aktarımı açısından kıymetli olacaktır.

Bu hususu takdirlerinize arz ederiz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

EK 3: Türkiye’deGüvenlikveNormalleşmePolitikalarınınTarihselSeyri

    

Türkiye’de güvenlik, toplumsalbarışve siyasalnormalleşme alanındakidüzenlemeler, yüzyıla yayılan bir normatif çizgi içinde şekillenmiştir. Devlet, bir yandan devlete yönelen fiilleriağırcezalarvesertinfazrejimleriylekarşılayanbirgüvenlikmantığınısürdürmüş,diğer yandan af, etkin pişmanlık, şartla salıverme, topluma kazandırma, çözüm süreci ve geçici korumagibiaraçlarlasiyasalvetoplumsalkrizleriyönetmeyeçalışmıştır.Buyapı,cezahukuku, infaz hukuku ve normalleşme politikalarının iç içe geçtiği, çoğu zamanda birbirinitelafieden ya da yer yer gerilim üreten bir normlar bütününü ortaya çıkarmıştır.

Bu çerçevede erken Cumhuriyet döneminin genel afları, Şark mıntıkasına özgü cezasızlık ve tecildüzenlemeleri, 1930’larınzorunlu iskân ve bölgeselidare politikaları, 1960 sonrasısürgünvedönüşuygulamaları,1985sonrasındaçıkarılansürelipişmanlıkveevedönüş yasaları, 1991 tarihli Terörle Mücadele Kanunu, 2000’lerdeki şartla salıverme ve infaz ertelemesi rejimleri, 6352 ve 6459 sayılı kanunlarla anılan 3. ve 4. Yargı Paketleri, çözüm sürecine ilişkin 2014 tarihli 6551 sayılı çerçeve Kanun ve bu Kanun kapsamında yürütülecek çalışmalara ilişkin esaslar, aynı tarihsel hattın farklı halkaları olarak okunabilir.

Raporumuzunekiniteliğindekibu çalışma, söz konusu hattıözellikle Kürt meselesive terörle mücadele politikaları ekseninde ele almaktadır. Önce erken Cumhuriyet döneminde siyasisuçve isyanbağlamındaçıkarılanafvecezasızlıkdüzenlemeleri,ardından1980dönemi sonrasında yürürlüğe konan pişmanlık ve topluma kazandırma yasaları ile 3713 sayılı Terörle MücadeleKanunu,devamında3.ve4.YargıPaketlerininoluşturduğuyargısalçerçeve,çözüm sürecinitanımlayan6551sayılıKanunvebuKanunkapsamındayürütülecekesaslarbağlamında kronolojik ve tematik bir bütünlük içinde incelenmektedir.

Türkiye’de af düzenlemeleri bu geniş çerçevenin en görünür halkasını oluşturur. Osmanlı’dandevralınanmiras,bir yandandevleteyönelenfiillerisiyasisuçbaşlığıaltındaağır yaptırımlarla cezalandıran, diğer yandan af ve ceza indirimi yoluyla siyasal yeniden yapılanmayı yöneten ikili bir mantığa dayanır. Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren siyasi suçlar geniş bir koruma şemsiyesi altında tanımlanmış, af düzenlemeleri ise çoğu zaman toplumsal barış politikasından çok siyasal ve kurumsal inşayı tamamlayan araçlar olarak kullanılmıştır.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında siyasi suç tanımını belirleyen temel düzenleme, 29 Nisan 1920 tarihli 2 sayılı Hıyanet-i Vataniye Kanunudur. Kanun, Meclis otoritesini söz, yazı veya fiille hedef alan eylemleri vatana ihanet kapsamında değerlendirerek yeni devlet düzeninin siyasalsınırlarınıçizmiş;ardındankurulanİstiklâlMahkemeleri,olağanüstüyargılamausulleri ile bu çerçeveyi pekiştirmiştir. Bu dönemde çıkarılan 19 Aralık 1921 tarihli Af Kanunu ve 7 Ocak 1922 tarihli Üçte İki Ceza Miktarını Tamamlayan Mahkûmların Affı Kanunu, savaş şartları, asker ihtiyacıveuluslararasıyükümlülüklergözetilerekhazırlanmıştır.

Cumhuriyet’in ilanından hemen sonra kabul edilen 26 Aralık 1923 tarihli 391 Sayılı Affı Umumî Kanunu ile 29 Ekim1923’e kadar işlenensuçlarıncezasıyarıoranında azaltılmış, ancak LozanProtokolü gereği 150’likler kapsam dışı bırakılarak yeni rejimin kurucu sınırları korunmuştur. Ardından 16 Nisan 1924 tarihli Affı Umumî Kanunu ile Lozan Antlaşması gereğince siyasi ve askerî suçlar için karşılıklı af ilan edilmiştir.

Kürt meselesiyle doğrudan bağlantı taşıyan hukuki düzenlemeler, 1925 Şeyh Said İsyanı sonrasında ortaya çıkmıştır. Takrir-i Sükûn Kanunu, Şark Islahat Planı, İstiklâl Mahkemeleri, sıkıyönetim uygulamaları ve Umumi Müfettişlikler bölgedeki idari yapıyı değiştirmiştir. Bu çerçevede çıkarılanönemliyasal düzenlemelerdenbiri, 5 Mayıs1928tarihli ve1239sayılı“Şarkmıntıkasındamuayyenvilâyetvekazalardacerâimtakibâtıilecezalarının tecili hakkında Kanun”dur.

BuKanun,bölgeyeözgübirdüzenlemeolup,klasikanlamdaafdeğil,tecilvecezasızlığı bünyesinde barındırır.

Madde 1. İsyanın bastırılması sırasında askerî ve mülkî görevliler tarafından gerçekleştirilen fiillerin suç sayılmayacağını belirtir.

Madde2.Diyarbakır,Elâzığ,Bitlis,Van,Hakkâri,Mardin,Urfa,Siirt,BayazıtveMalatyagibi illerde isyanla bağlantılı veya aynı dönemde işlenen suçlar için takibat ve infazların ertelenmesini öngörmüştür.

Madde 3. Firar durumunda bulunan kişilerin üç ay içinde yetkili makamlara teslim olmaları şartını getirir. Teslim olmayan kişiler kanunun sağladığı tecil mekanizmalarından yararlanamaz. Bu yaklaşım, geçiş dönemlerinde uygulanan katılım karşılığı kolaylaştırma modelleriyle benzer bir mantık kurar.

Madde4.Tecildenyararlanankişilerebelirlibirsüreiçindesuçişlememeyükümlülüğügetirir. Bu süre, işlenensuçuntabiolduğu zaman aşımısüresinin yarısıolarak belirlenmiştir. Kişiaynı türden veya daha ağır bir suç işlerse cezaların içtimaı ve tekerrür hükümleri uygulanır. Suç işlememesi halinde ise önceki fiil “işlenmemiş sayılır”.

1930’luyıllar,bölgeninidariyapısındayenidendüzenlemelerinyapıldığıbirdönemdir. 1934 Mecburiİskân Kanunu, isyan bölgelerinde nüfus hareketliliğinidenetlemeyiamaçlamış, 8 Ocak 1936 tarihli Tunceli Affı ise kayıt dışı nüfus ve askerlik yükümlülükleri bağlamında uygulanmıştır. Takiben bölgede yeni idari düzen oluşturmak amacıyla 25 Aralık 1935 tarihli 2884 Sayılı Tunceli Vilayetinin İdaresi Hakkında Kanun çıkarılmış ve bu kapsamda valiye yetkiler tanınmıştır. 14 Ocak 1938 tarihli ikinci Tunceli Affı, bölgenin tamamen devlet kontrolünealınmasısürecininbirparçasıhalinegelmiştir.Aynıyılçıkan29Haziran1938tarihli 3961 sayılı Genel Af ile İstiklâl Mahkemeleri mahkûmları ve Ağrı isyanı kapsamında cezalandırılanlar da kapsama alınmış, ayrıca daha önce Lozan Affı’ndan yararlanamayan, 24 Temmuz1923tarihliumumîafbeyannameveprotokolündegeçenyüzellikişiliklistedeyazılı şahıslar bu dönemde affedilmiştir.

Bunlardan bağımsız olarak, erkenCumhuriyet dönemininengeniş kapsamlısiyasiaffı olan2330sayılı26Ekim1933tarihli10.YılAffı,rejiminkendinegüvenininarttığıbirsiyasal iklimde kabul edilmiş, İzmir Suikastı mahkûmları ve Terakkiperver Fırkası mensupları gibi farklı siyasi kümeleri kapsayarak siyasal normalleşmeye katkı sağlamıştır. Ancak memuriyet ve kamu hizmeti gibi statü hakları bu affın kapsamına alınmamış, devletin kurucu refleksleri korunmuştur.

1947- 1948 döneminde 2510 sayılı Mecburi İskân Kanunu’nun bazı hükümleri değiştirilmiş, zorunlu iskân rejimi önemli ölçüde yumuşatılmıştır. Düzenleme, birçok ailenin memleketlerine dönmesini fiilen mümkün kılmıştır. 5677 sayılı ve 14 Temmuz 1950 tarihli genel af ise siyasi yumuşama atmosferi içerisinde çıkarılmış, ailelerin geri dönüşünde etkili olmuş, siyasi temsilin güçlenmesine katkı sağlamıştır. Buna karşılık sol siyasi mahkûmlar kapsam dışında bırakılmıştır.

1960 askeri müdahalesi sonrasında 485 kişinin sürgün edilmesi, siyasi suç kavramının yeniden genişlemesine yol açmış, bu kişiler Millî Birlik Komitesi’nin 1962’de aldığı kararla sürgün uygulamasının sona erdirilmesi üzerine memleketlerine dönmüştür. 1960’ların sonundaki “49’lar Davası” sanıkların büyük bir kısmı ise 1974 yılında 1803 sayılı genel af kapsamında serbest kalmıştır.

1980 sonrası dönem ise Türkiye’nin terörle mücadele politikalarında etkin pişmanlık ve örgütten ayrılmayı teşvik amacıyla çıkarılmış çok sayıda süreli kanunun yürürlüğe girdiği bir dönemdir. 3216 sayılı Kanun ile başlayan bu çizgi, örgüt mensuplarının bilgi vermesini, örgüt yapısının çözülmesini ve silahlı faaliyetlerin son bulmasını hedeflemiştir. Bu yasalar, cezasızlık veya önemli oranlarda ceza indirimi karşılığında örgütün dağılmasına katkı sunanlara hukuki avantajlar tanımış, bunun yanında kimlik değişikliği, koruma tedbirleri ve maddi yardım gibi güvenlik hususlarını getirmiştir.

Düzenlemelerinortaközelliği,geçicivekonjonktürelniteliktaşımalarıdır.Yasalarbelli sürelerleuygulanmış,çoğubirkaçayveyabirkaçyılsonrayürürlüktenkalkmıştır.Dolayısıyla sistem,kalıcıbirrejimoluşturamamış,dönemselolarak yürütülengüvenlikstratejilerine bağlı şekilde,örgütünçözülmesiamaçlanmıştır.Buyasalarınbirdiğerönemliniteliği,kapsamlarının sürekliolarakdeğiştirilmesivebaşvuruileyararlanmakoşullarınıngüncelgüvenlikihtiyacına göre yeniden şekillendirilmesidir.

Ø (1985)3216SayılıBazıSuçFailleriHakkındaUygulanacakHükümlereDairKanun

 

5 Haziran 1985 tarihinde kabul edilmiştir. Yasa, kapsamlı pişmanlık ve eve dönüş düzenlemelerinden biriolup, özellikle o dönemde artış gösteren siyasi ve ideolojik amaçlarla kurulmuşterörteşekküllerini(odönemdeki765sayılıTCK'nın313.maddesinegörekurulmuş örgütler) ve silahlı çete/cemiyetleri hedefalmıştır. Kanun’un temel amacı, örgüt mensuplarını silahlı mukavemet göstermeksizinteslimolmaya, örgüttençekilmeye ve örgüt hakkında bilgi vererek dağılmasına yardımcı olmaya teşvik etmektir.

Kanun, suçun niteliğine ve örgüt içindeki konuma göre kademeli bir af ve indirim sistemi sunmuştur. Cezasızlık, örgüt tarafından işlenen suçlara iştirak etmeyen veya silah ve malzemelerini teslim ederek kendiliğinden örgütten çekilen ya da örgütün meydana çıkarılmasınasebepolanlariçinuygulanmıştır.Dahaağırsuçlarakarışmışolanlariçiniseceza indirimi getirilmiştir. Bu indirimler, faillerin suçu ve diğer failleri yetkili makamlara ihbar etmesi şartına bağlanmıştır ve suçun ağırlığına göre ceza indirimi öngörülmüştür.

Kanun, itirafçıların ve işbirliğiyapanlarıngüvenliğinigüvence altına almak amacıyla ilgilinin isteği halinde koruma tedbirlerinin alınmasını düzenlemiştir. Ayrıca mahkemelerin, ihbar ve açıklamaların doğruluğunu İçişleri Bakanlığı vasıtasıyla araştıracağını belirtmiştir.

 

Ø (1988)3419sayılıBazıSuçFailleriHakkındaUygulanacakHükümlereDairKanun

 

25 Mart 1988 tarihinde kabul edilen yasanın temel amacı siyasi ve ideolojik amaçlı terörteşekküllerininüyelerinihedefalarakpişmanlıkgöstermeye,itirafaveörgüttenayrılmaya teşvik etmek ve topluma kazandırılmalarını sağlamaktır. Kanun, teşvik mekanizması ile örgütlerin dağılmasına veya faaliyetlerinin ortaya çıkarılmasına yönelik bir hukuki zemin oluşturmayı öngörmüştür. Kanun’un 1. maddesi, silahlı mukavemet göstermeden teslim olan, örgütten çekilen veya örgüt hakkında bilgi verenlere cezasızlık ya da yüksek miktarda ceza indirimi vaat etmiştir. Ancak Kanun’un özelliği, 1. maddesinin yürürlükte kaldığı süre boyunca sık sık değiştirilmesidir.Bu madde,3618, 4085ve4450sayılıyasalarla yenidendüzenlenerek, farklı dönemlerdeki siyasi ve güvenlik koşullarına uyarlanmaya çalışılmıştır. Kanun, aynızamanda suçtan toplu olarak kurtulmak amacıyla anlaştıkları tespit edilenlerin bu hükümlerden yararlanamayacağını da açıkça belirtmiştir.

3419 sayılı Kanun, oldukça geniş koruma tedbirleri içermiş ve koruma tedbirlerinin uygulanmasıiletakibiİçişleriBakanlığı'nın sorumluluğundatutulmuştur.  İtiraftabulunankişi ile ailesine, mahkeme kararı öncesinde dahi valilik onayıyla maddi yardım ve güvenlik


tedbirleri sağlanabilmiştir. Ayrıca, geçmişte 3216 sayılı Kanun'dan yararlananların, aynı suçları tekrar işlemeleri durumunda 3419'dan tekrar faydalanamayacağı hükme bağlanmıştır.

 

Ø (1990)3618sayılıBazıSuçFailleriHakkındaUygulanacakHükümlere Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun

 

21 Mart 1990 tarihinde kabul edilmiştir. Bu yasa, bir önceki pişmanlık düzenlemesi olan 3419 sayılı Kanun'da değişiklikler yaparak siyasi ve ideolojik amaçlı teşekkül ile silahlı çete üyelerine yönelik etkin pişmanlık ve topluma kazandırma mekanizmasını güncellemek amacıyla çıkarılmıştır. Kanunun temel amacı, itirafçı olmayı teşvik etmek ve bu kişilerin güvenliğini, daha güçlü hukuki ve maddi desteklerle sağlamaktır.

3618 sayılı Kanun, ceza indirimi oranlarını yeniden düzenleyerek ve koruma tedbirleriniartırarak öne çıkmıştır. Ceza İndirimiOranlarının Değişimi ile ihbarındoğruluğu anlaşıldığıtakdirdeuygulanacakindirimoranlarıdahadüşükaltsınırlarbelirlenerekdahacazip halegetirilmiştir.Ayrıca,itiraftabulunankişiveailesine,mahkemekararıverilenekadargeçen süre içinde ilgili valinin onayı ile maddi yardım ve cangüvenliğitedbirlerialınmasına imkân tanınmıştır.

Sanıklara, ücretiaynıödenektenkarşılanmak üzere avukat tutulabilmesi hükmü de bu Kanun’la eklenmiştir. Kanun’a eklenenhükümlerdenbiriolanpişmanlıktanvazgeçme hükmü ise, failin hükmü kesinleşmeden önce hâkim huzurunda itiraflarından vazgeçmesi halinde Kanundan yararlanamayacağını açıkça belirtmiştir. 3618 sayılı Kanunun dayanağı olan 3419 sayılıKanun,2003yılındaçıkarılan4959sayılıToplumaKazandırmaKanunu'nun7.maddesi ile tamamen yürürlükten kaldırılmıştır.

 

Ø (1991)3713sayılıTerörleMücadele Kanunu

 

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu yapısı terör tanımı, terör suçları, cezaların artırılması, propaganda, infaz ve yargılama usullerine odaklanmıştır.

1990’larboyuncaterörsuçlarındaetkinpişmanlık,TMK’dandeğil;3216,3419,3618, 3853, 4085, 4450, 4537 ve 2003 tarihli 4959 sayılı Topluma Kazandırma Kanunu gibi özel pişmanlık/eve dönüş yasaları üzerinden yürütülmüştür. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle etkin pişmanlık rejiminin merkezi normu TCK m.221 olmuştur.

 

Ø (1992)3853SayılıBazıSuçFailleriHakkındaUygulanacakHükümlereDair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun

 

26 Kasım 1992 tarihinde kabul edilmiş olup, temel olarak 25.3.1988 tarihli ve 3419 sayılı Bazı Suç Failleri Hakkında Uygulanacak Hükümlere Dair Kanunun yeniden düzenlenmesi ile siyasi ve ideolojik maksatlarla kurulmuş olan teşekkül çete ve cemiyet üyelerinin pişmanlık göstererek örgütten ayrılmasını ve topluma geri kazanılmasını amaçlamaktadır.

Kanun, cezasızlık ve ceza indirimi olmak üzere iki ana mekanizma üzerinden çalışmıştır. Cezasızlık, örgütün faaliyetlerine iştirak etmeyen veya silahlı mukavemet göstermeksizin kendiliğinden örgütten çekilip silahlarını teslim edenler için öngörülmüştür.

Örgütündağılmasınaveyameydanaçıkarılmasınasebepolacakkesinbilgiverenlerde cezasızlıktan yararlanmıştır. Ceza indirimi ise, daha ağır suçlara iştirak eden ancak suçu ve diğer failleri yetkili makamlara ihbar edenler için uygulanmıştır.

Pişmanlık gösterip itiraflarda bulunan kişilerin güvenliğini sağlamak amacıyla mahkeme kararı kesinleşmeden dahi uygulanabilecek koruma tedbirleri alınmasını zorunlu kılmıştır. Bu koruma mekanizması, failin devlete güvenerek bilgi vermesini teşvik etmiştir.

 

Ø 3419 sayılı Kanun’un 1’inci maddesinin yürürlükten kalkması ve cezaevlerinde tutuklu bulunan yüzlerce örgüt mensubunun bu imkândan yararlanamaması sebebiyle, anılanKanun’ayenidenişlerlikkazandırılmasıveKanun’danyararlanmakisteyenlerebir imkândahasağlanmasıamacıylaçıkarılan28.2.1995tarihlive4085sayılıKanun’la1’inci Madde yeniden düzenlenmiş ancak bu madde de 8.7.1995 tarihinde yürürlükten kalkmıştır.

 

Ø (1999)4450SayılıBazıSuçFailleriHakkındaUygulanacakHükümlereDair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun

26 Ağustos 1999 tarihinde kabul edilen 4450 sayılı Kanun, 3419 sayılı Kanunda değişiklik yaparak siyasi ve ideolojik amaçla kurulmuş teşekküller ile silahlı çete ve cemiyet mensuplarına yönelik etkin pişmanlık hükümlerini belirli bir süre için yeniden yürürlüğe koymuştur.Kanun’unamacıörgütmensuplarınınkendiliğindenteslimolmasını,örgütünyapısı ve faaliyetlerihakkında bilgiverilmesiniteşvik etmek ve bu suretle örgütlerinçözülmesinive faillerin topluma kazandırılmasını sağlamaktır.

BuKanun,öncekipişmanlıkyasalarındaolduğugibi,cezasızlıkvecezaindirimiolmak üzere ikitemelmekanizmaüzerinekurulmuş veteşekkülükuranveya yönetenleri, teşekkülde üst seviyede amirlik ve kumandayı haiz olanları, bizzat silah kullanarak güvenlik güçleri mensuplarındanbiriniveyadiğerbirkimseyiöldürmektenveyayaralamaktansuçlubulunanlar ile daha önceki pişmanlık yasalarından (3216, 3419, 3618, 3853 ve 4085) yararlanmış olup aynısuçlarıyenidenişleyenlerinbuKanun'danbirdahafaydalanamayacağınıkesinleştirmiştir.

 

Ø (2000)4537BazıSuçFailleriHakkındaUygulanacakHükümlereDairKanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun

4537 sayılı Kanun, 24 Şubat 2000 tarihinde kabul edilmiştir. Bu yasa, bir önceki pişmanlık düzenlemesi olan 4450 sayılı Kanun’da değişiklik yaparak, esasen süre uzatımı ve bazı teknik düzeltmeler yapmayı amaçlayan kısa bir ara düzenlemedir. Temel işlevi, 1999 yılında yürürlüğe giren pişmanlık ve topluma kazandırma hükümlerinin 29 Ağustos 2000 tarihine kadar devamlılığını sağlamaktır.

4537sayılıKanun’ungetirdiğitemelhükümler,kısasürelideolsauygulama içinkritik öneme sahipti. Süre Uzatımı ile 4450 sayılı Kanun'un ana hükümlerinin yürürlük tarihi 29 Ağustos2000'ekadaruzatılmışve4450sayılıKanun’unGeçici1.maddesininuygulanmasında bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihin esas alınacağı belirtilmiştir.

Buradada5.6.1985tarihlive3216sayılı,25.3.1988tarihlive3419sayılı,21.3.1990 tarihli ve 3618 sayılı, 26.11.1992 tarihli ve 3853 sayılı, 28.2.1995 tarihli ve 4085 sayılı, 26.8.1999 tarihli ve 4450 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış bulunanlar, anılan Kanunların kapsamınagirensuçlarıyenidenişlemeleridurumundabuKanun’danve3419sayılıKanun’dan tekrar yararlanamayacakları öngörülmüştür.

 

Ø (2000)4616sayılıŞartlaSalıvermeveErteleme Yasası

             4616 sayılı Kanun, 23 Nisan 1999’a kadar işlenen suçlarda hükümlü ve sanıklar için genişbirşartlasalıverilmerejimivedavacezaertelemesigetirengeçicibirdüzenlemedir. Müebbetvesürelihapiscezalarındatoplamcezaüzerinden10yıllıkindirim,tutuklusanıklarda ise yeniden tutukluluk değerlendirmesiöngörülmüş, üst sınırı10 yılıgeçmeyen bazısuçlarda davaların açılması veya sonuçlandırılması ertelenmiştir.

Sözkonusudüzenlemegenişbirkapsamdışısuçlistesiiçererek;devletekarşısuçları, örgüt suçlarını, terör niteliğindeki fiilleri, uyuşturucu suçlarını, şiddet ve yağma suçlarını, kaçakçılık, sahtecilik, rüşvet, zimmet, yolsuzluk suçlarını, cinsel suçları, silah ve patlayıcı suçlarını kapsam dışı bırakmıştır. Ayrıca Askerî Ceza Kanunu’ndaki ağır suçlar, kaçakçılık, Atatürk aleyhine suçlar, silah kanunu ihlalleri, orman suçları, kültür ve tabiat varlıklarına ilişkin suçlar, mal bildirimi, rüşvet, yolsuzluk, bankacılık ve vergi suçları bu Kanun’un sağladığı indirim ve erteleme hükümlerinin tamamen dışındadır.

 

Ø (2003)4959sayılıToplumaKazandırmaYasası

4959 sayılı Topluma Kazandırma Kanunu, 2003 yılında terör örgütü mensuplarının örgüttenayrılmasınıteşvik etmek amacıyla çıkarılmış geçici bir düzenlemedir. Kanun, silahlı mukavemet göstermeden teslim olan, kendiliğinden örgütten çekildiği anlaşılan veya yakalanan örgüt mensupları ile örgüte bilerek yardım edenlere, örgüt içindeki konumları ve suçlaraiştirakderecelerinegörecezaindirimiveyacezasızlıköngörmüş,bilgiverenveörgütün yapısı hakkında aydınlatıcı açıklamalarda bulunanlar için daha geniş indirim mekanizmaları getirmiştir.

Üst düzey örgüt yöneticileri, hükmü kesinleşmeden önce daha önceki beyanlarını reddeden veya Kanun’dan yararlanmak istemediğini beyan edenler ile daha önceki benzer kanunlardan yararlandıktan sonra, Kanun kapsamına giren suçları yeniden işleyenler kapsam dışındatutulmuştur.Kanunaynızamandaörgüttenayrılanlarıngüvenliğiiçinkorumatedbirleri ve kimlik değişikliği düzenlemiştir.

 

Ø (2012) Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun

Kamuoyunda 3. YargıPaketiolarak bilinen ve 2 Temmuz 2012 tarihinde kabuledilen 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun, TCK ile birlikte birçok kanunda değişiklik getirmiş ve 5 Temmuz 2012 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Kanun’un geçici hükümleri, özellikle ifade yoluyla işlenen suçlarda yargısal iş yükünü azaltmak ve infaz süreçlerinde esneklik sağlamak amacıyla özel bir rejim kurmuştur. Bu kapsamda,basınveyadiğerdüşünceaçıklamayöntemleriyleişlenmiş,adlîparacezasıveyaüst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren suçlarda soruşturma, kovuşturma ve kesinleşmiş mahkûmiyetlerin infazı belirli şartlarla ertelenmiştir. Üç yıllık denetim süresinin ihlalsizgeçmesihâlindesoruşturmanınveyakovuşturmanındüşmesivemahkûmiyet sonucunun ortadan kalkmasıöngörülmüş; böylece ifade temellidosyaların önemli bir bölümü yargı sürecinden çıkarılmıştır.

Kanun,basınveifadeözgürlüğünüilgilendirenbazımaddelerideAvrupaİnsanHakları SözleşmesiveAvrupaİnsanHaklarıMahkemesiiçtihadıdoğrultusundayenidendüzenlemiştir. Bu çerçevede, yayımlanmamış ve suç içeriği belirsiz yayınlara yönelik ileriye dönük yayın durdurma tedbirine imkân tanıyan Terörle Mücadele Kanunundaki hüküm yürürlükten kaldırılmış; adil yargılamayıetkilemeye teşebbüs ve soruşturmanın gizliliğini ihlal suçlarında belirlilik ve öngörülebilirlik sağlanmıştır. Ayrıca, basılı eserler hakkında geçmiş yıllarda verilmiş toplatma ve yasaklama kararları yönünden, belirli süre içinde mahkemece yeniden değerlendirme yapılmamasıhâlindekararlarınkendiliğindenhükümsüzkalacağıdüzenlenmiş; böylece uygulamada fiilen geçerliliğini yitirmiş müdahalelerin hukuki zemini ortadan kaldırılmıştır.

İnfaz alanındaki geçici düzenlemeler, enerji ve benzeri aboneliklerde başkasının hattı üzerindenkullanımfiillerindezararıngiderilmesihalindecezanıntümsonuçlarıylakalkmasına imkân tanıyarak yargısal yükü azaltmış; açık ceza infaz kurumunda bulunup koşullu salıverilmeyekısasürekalanhükümlüler yönündendenetimliserbestliğegeçiş yoluaçılmıştır. Terörle Mücadele Kanunu kapsamındakisoruşturma ve kovuşturmalar içinse, görevli savcılık değişikliklerinde kesinti olmaması, kamu görevlileri hakkında izin süreçlerinin yargılamayı durdurmaması ve görev yönünden doğacak uyuşmazlıkların TMK kapsamındaki mahkemelerde toplanması amaçlanmıştır. Ayrıca, 12 Eylül 1980 öncesi suçlarda lehe kanun belirlemesine ilişkin yöntem netleştirilerek infaz aşamasında ortaya çıkabilecek tereddütlerin giderilmesi sağlanmıştır

 

Ø (2013)6459sayılıİnsanHaklarıveİfadeÖzgürlüğüBağlamındaBazıKanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun

Kamuoyunda 4. Yargı Paketi olarak bilinen ve 11 Nisan 2013 tarihinde kabul edilen 6459 sayılı İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, insan hakları ihlallerine yol açtığı tespit edilen düzenlemelerin düzeltilmesi ve özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının iç hukuk üzerindeki etkisinin güçlendirilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Bu kapsamda Kanun, ifade özgürlüğü ile terör suçlarının ayrım çizgisinin belirginleştirilmesi, ceza muhakemesinde etkin soruşturma güvencelerinin artırılması ve belirli infaz uyumsuzluklarının giderilmesi yönünde önemli değişiklikler içermektedir.

Terörle Mücadele Kanunu’nun 6 ve 7. maddelerinde yapılan düzenlemelerle propaganda ve yayın suçlarının kapsamı yeniden tanımlanmış, yalnızca örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösteren, öven veya teşvik eden açıklamaların cezalandırılacağıaçıkşekildeifadeedilmiştir.

Propagandanınbasınveyayınyoluylaişlenmesi hâlinde ceza artırımına gidilmiş, örgüt adına bu fiilleri işleyen kişiler hakkında TCK m.220/6 kapsamında ayrıca ceza verilmemesi esası kabul edilmiştir. Bu değişikliklere paralel olarak TCK m.220/8’de yer alan propaganda tanımı da aynı çerçevede revize edilmiştir. Bunun yanında, TCK m.215’te suçu ve suçluyu övme suçunun oluşumu kamu düzeni açısından açık veyakıntehlikeninortayaçıkmasışartınabağlanmış,TCKm.318’dehalkıaskerliktensoğutma suçununkapsamıfirarasevketmeveyaaskerlikhizmetinekatılmaktanvazgeçirmeunsurlarıyla daraltılmıştır. TCK m.94’e eklenenhükümle işkence suçunda zamanaşımının işlemeyeceğide kabul edilmiştir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişiklikler, tutuklama ve adli kontrol kararlarına ilişkin prosedürün güçlendirilmesi, taraflara savunma imkânı tanınması ve AİHM kararlarının iç hukukta etkili olmasını sağlamaya yöneliktir. Tutuklama ve adli kontrol kararlarına yapılan itirazlarda Cumhuriyet savcısı görüşünün şüpheli veya müdafiye bildirilmesi zorunlu kılınmış, CMK m.172’ye eklenen hükümle AİHM’in etkin soruşturma yapılmadığına ilişkin ihlal kararı verdiği durumlarda yeniden soruşturma açılmasının yolu düzenlenmiştir.CMK’ya eklenenGeçiciMadde 2, AİHM tarafından ihlaltespitiyapılan bazı dosyalarbakımındanüçayiçindeyargılamanınyenilenmesitalebindebulunulabilmesineimkân tanımakta, bu düzenleme özellikle 15/6/2012 tarihi itibarıyla Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi önünde denetimi devam eden ihlal kararları için özel bir geçiş mekanizması oluşturmaktadır. Böylece AİHM kararlarının iç hukukta bağlayıcı ve sonuç doğurur şekilde uygulanması öngörülmüştür.

Kanun’un infaz alanındaki doğrudan düzenlemesi, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik TedbirlerininİnfazıHakkındaKanunaeklenengeçicimaddeyle7Kasım1982tarihindenönce işlenen suçlar açısından koşullu salıverilmenin geri alınmasına ilişkin özel bir istisna getirilmesidir. Buna göre, bu döneme ait suçlar nedeniyle hükümlü olup koşullu salıverilen kişilerin deneme süresi içinde yeni bir suç işlemeleri, koşullu salıverilme kararının geri alınmasını gerektirmeyecektir.

 

Ø (2014)6551sayılıTerörünSonaErdirilmesiveToplumsalBütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun

10 Temmuz 2014 tarihinde kabuledilenkanun, çözümsürecine ilişkinusul ve esasları belirleyen bir çerçeve düzenlemedir. Kanun’un 2014’te kabul edilen ilk hâlinde sürecin yürütülmesi görevi Hükümete verilmişken, 2018 yılında yapılan değişiklikle bu yetki Cumhurbaşkanı’na geçmiştir.

Cumhurbaşkanı; terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine yönelik siyasi, hukuki, sosyoekonomik ve güvenlik alanlarında adımlar atmaya, gerekligörülenkişive kurumlarla yurt içinde ve dışında temasve görüşmeleryürütmeyevesilahbırakanörgütmensuplarınıntoplumadönüşveuyumunailişkin tedbirleri belirlemeye yetkilidir. Sürecin koordinasyonunun Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığınca yürütülmesive bukapsamdagörevlendirilenkişilerinhukuki, idariveyacezai sorumluluk taşımamasına ilişkin hükümler de Kanun’da öngörülmüştür.

 

Ø (2014)TerörünSonaErdirilmesiVeToplumsalBütünleşmeninGüçlendirilmesine Dair Kanun Kapsamında Yürütülecek Çalışmalara İlişkin Esaslar

10 Temmuz 2014 tarihli ve 6551 sayılı Kanuna göre, Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Kapsamında Yürütülecek Çalışmalara İlişkin Esaslar’ın yürürlüğe konulması, 2014/6833 Karar Sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile 30 Eylül 2014 tarihinde kararlaştırılmıştır.

6551 sayılıTerörün Sona Erdirilmesi ve ToplumsalBütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un tanımladığı çerçevenin uygulamaya aktarılmasını hedefleyen tamamlayıcı bir düzenleme niteliğindedir. Düzenleme, 2002 sonrası demokratikleşme adımları ve 2009’da başlatılan Millî Birlik ve Kardeşlik Projesi üzerine inşa edilen çözüm sürecinin kurumsal altyapısını oluşturmaktadır. Çözüm sürecini, güvenlik merkezli bir politikadan ibaret görmeyen, siyasal, hukuki, sosyoekonomik ve kültürelalanlarıbirlikte ele alanbütünlükçü bir yaklaşım öngörmektedir. Sürecin toplumsal meşruiyetinin esas aktörü olarak toplumun farklı kesimlerinin, heterojenbeklentive ihtiyaçlarınındikkatealınmasıgerektiğivurgulanmaktadır.

Çalışma esaslarının temel işlevi, çözüm sürecinin planlama, uygulama, izleme ve koordinasyon mekanizmalarını açık bir yönetişim çerçevesine oturtmaktır. Bu kapsamda, çözüm sürecine ilişkin strateji belirleme ve kurumlar arası eşgüdüm görevi Çözüm Süreci Kurulu’naverilmiş;Kurul’unaltındaiseçeşitlibakanlıklarvekamukurumlarınıntemsiledildiği Kurumlar Arası İzleme ve Koordinasyon Komisyonları yapılandırılarak, farklı alanları ilgilendiren adımların eş zamanlı yürütülmesini, saha uygulamalarının geri bildirimle izlenmesini ve ihtiyaç halinde eylem planlarının güncellenmesini mümkün kılan dinamik bir yönetişim kapasitesi yaratmayı amaçlamıştır.

Çözüm sürecinin yalnız siyasi ve güvenlik başlıklarıyla sınırlı olmadığı esasıyla, bilhassa hukuki uyum, insan hakları, sosyal programlar, ekonomik iyileşme, kültürel çoğulculuk, rehabilitasyon, psikososyaldestek ve kamu diplomasisigibigeniş alanlarda da eş zamanlı adımları gerektiren çok katmanlı bir çerçeve olarak tasarlanmıştır.

Geçiş süreçlerinde uluslararasıliteratürdekarşılığıbulunannormatifbirgeçişmodelihedeflenmiş,kurumlararası iş birliği zorunlu tutularak sivil toplum, yerel yönetimler ve meslek örgütleri süreçte tamamlayıcı aktörler olarak konumlandırılmıştır.

Sürecin yalnızca kapalı müzakerelerden ibaret olmadığı, toplumsal destek, psikolojik güven ve kamuoyu bilgilendirmesi ile bilgiye erişimin barış süreçlerindeki belirleyici rolü de açıkça kabul edilerek, çatışma çözümünün toplumsal bir süreç olduğu ve kalıcı barışın, toplumun desteğini, güvenini ve aktif katılımını gözeten bir modelle tesis edilebileceği belirtilmiştir.

Kronolojidikkatealındığında,sürece ilişkingeçicidüzenlemelerintekbaşınakalıcıbir çözüm üretmediği, geçmişte çıkarılan düzenlemelerin çoğunun dönemsel ihtiyaçlara yanıt verdiği ve hiçbirinin uzun vadeli bir çözüme dönüşmediği görülmektedir. Bununla birlikte, doğru siyasal ve hukuki çerçeve içinde ele alındığında, belirli dönemlerde normalleşme süreçlerini kolaylaştırabildiği de açıktır.

Bugün gelinen noktada, kamu düzenine ilişkin anayasal hassasiyetler ile vatandaşların can ve mal güvenliği konusundaki sorumluluklar kuşkusuz esastır. Ancak sürdürülebilir bir toplumsalbarışıntesisi, vatandaşlık temelinde eşitliği, hukuk devletiilkesinive insanonuruna saygıyı güçlendiren, bütünlük esaslı bir yaklaşımı zorunlu kılar. Sadece af/infaz düzenlemelerine dayanarak kapsamlı ve kalıcı bir barış iklimi oluşturmak mümkün değildir.

Çözüm sürecine dair tartışmaların sağlıklı bir zemine oturması, tarihsel tecrübeleri dikkate alan, geçmişteki eksiklik ve hataları tekrarlamayan, herhangi bir toplumsal grubu ötekileştirmeyen, hak ve sorumluluk dengesini temel alan kapsayıcı bir perspektifin geliştirilmesini gerektirir.